



Fenerbahçe bir takım gibi görünmekten çok, 11 kişinin rastgele bir araya getirilmesinden oluşan anlamsız bir kalabalıktı. İlk yarıda hiçbir organize atak başlatamadı.
Bu devrede; Mehmet Topuz ve Andre Santos’un şutları dışında üretebildiği bir şey yoktu. Kale çizgisi üzerinden son anda çıkarılan top, skorun 2-0 olmasını önledi. Devrenin, 1-0 geride bitmiş olmasına bile sevindik.
Fenerbahçeli futbolcuların ayağına her top gelişinde, Yunanlı seyircilerin büyük bir uğultu halinde sürekli yuh çekmesi, elbette psikolojik baskı yaratır. Ama Fenerbahçe ilk devrede bu kadar çaresiz olmamalıydı.
Bütün umudumuz, takımımızın ikinci yarıda kendini toparlamasıydı. Öyle de oldu... Yeni transfer Mamadou Niang’ı da oyuna alan Sarı-Lacivertliler; endişeden arınmış ve baskıdan kurtulmuş bir havada, hemen etkili sokuluşlara başladı. Serbest atıştan kornerle sonuçlanan bir atağımızda, kaleciden seken topa sert vuran Selçuk, önemli bir fırsatı kullanamadı.
PAOK, Fenerbahçe’nin bu silkinişinden etkilenerek sinirlendi ve sertleşti. Bu yüzden kırmızı kartla bir kişi eksik kaldı. Bu kartın ardından Alex’in kullandığı serbest atışı, kaleci zorlukla çeldi.
Üzerine gidildiğinde, PAOK’un aslında sanılanın altında bir güce sahip olduğu kolaylıkla anlaşılıyordu.
Bu nedenle de, eksik kalan bu rakibe gol atmalıydık. Kadıköy’de bu iş bitecek gibi gözüküyor.
Ali Sami ALKIŞ