
Ünlü oyuncu Lale Mansur, Taksim’deki laik sanatçı yürüyüşüne neden katılmadı? Ev işlerinde hamarat mı? Başörtüsü yasağına niçin karşı? AK Parti’ye oy verdi mi? Hidayete mi erdi? Hayrünnisa Gül ile Hatırla Sevgili’deki Nezahat’ın ortak yönü ne?.. Lale Mansur bizi evinde ağırladı ve esaslı açıklamalarda bulundu
Geçen yıl ‘Laikperest’ kavramını ortaya attınız. Kimdir Laikperest? Laikliğe tapan mı?
Evet, öyle. Hepimiz laik olduğumuz için, katı tutumlu kişilere bir ad bulmak gerekti. Sadece laikliği alıp demokrasiyi dışarıda bırakıyorlar. ‘Esas olan laikliktir; ey ordu, asıl şimdi gelin!’ diyorlar. Biz zaten laik bir ülkede yaşıyoruz. Faşist ve otoriter bir rejim de laik olabilir. Benim istediğim bu değil. Aleviler, Ermeniler, Kürtler... bütün dini ve etnik kimliklerin özgür olması gerektiğini düşünüyorum. Genç kızken zannediyordum ki oy veriliyor, bir parti iktidara geliyor ve ülkeyi o yönetiyor. Böyle bir şeye hiç razı olunmamış meğer. Askerî vesayetin dışına hiç çıkamamışız.
‘Cazibeli ve güzel kadın’ olarak algılandınız hep...
Bilemiyorum. Ben yalnızca iyi bir oyuncu olmak için çalıştım.
Filmlerdeki ‘cesur’ sahneleriniz daha çok dikkat çekti sanki.
Oyunculuğa geç başladım. Filmlerimde soyundum fakat filmi izlerken de morarıyordum. Çünkü oynarken o kadın ben değilim. Galalarda Melike’nin (Demirağ) kolunu sıkıp çok çürüttüm.
JAKUZİ ÖNE GEÇTİ
Marjinal rolleri üstlenen aktris imajı ile politik doğrucu imajınız birbirini nasıl etkiliyor?
İkisi farklı şeyler. Bir filmde bir tek çıplak sahne varsa, medya onu öne çıkarıyor. Amerikalı filmi mesela bir kültürün diğerinin içinde nasıl eridiğini anlatıyordu. Jakuzi sahnesi her şeyin önüne geçti. Rol aldığım filmlerin, tiyatro oyunlarının ve dizilerin çoğunda öyle sahneler yok aslında.
‘Laiklik tehlikede, sessiz kalmayın’ temalı, Galatasaray’dan Taksim Anıtı’na yapılan sanatçı yürüyüşüne neden katılmadınız?
O yürüyüşe katılan herkesin ‘Ordu gelsin’ dediğini sanmıyorum. Fakat içlerinde darbe isteyenler var. ‘Önceki darbeler fasa fisoydu asıl şimdi darbe gerekiyor’ diyenler de var. Kaldı ki Türkan Saylan’a bile ‘Niye darbe istemiyorsun?’ diye kızanlar varmış, kendi ağzından dinledik.
Ferhan Şensoy’un bunu söylediği öne sürüldü.
Fakat, Ferhan öyle demediğini açıkladı. Bazı arkadaşlar hem Hrant’ın öldürülmesi davasının duruşmasına geliyor hem de darbe istiyor. E, Hrant’ı öldüren bu darbeci mantık, Ergenekon. Bu büyük bir tutarsızlık ve yorucu bir kafa karışıklığı.
Yani laikliğin elden...
Gittiği filan yok. Dahası komünizme, Kürt problemine karşı, devlet, dini duyarlığı kullandı. ‘Büyük komünizm tehdidi’ diye bir şey olmadığını yıllar sonra fark ettik.
Türkiye’ye şeriat gelmez mi?
Şeriat isteyen de vardır. Fakat bu bir tehdit boyutunda değil. AKP’yi tek renk gibi algılamak da hatadır. İçinde demokrat, liberal, solcu, dindar... her tür insan var.
Taksim’e yürüyen sanatçıların çoğu arkadaşınız...
Evet. Üzücü olan da bu. Aynı sofrada buluşamaz olduk. Her ideolojik kesim çok katılaştı. Müthiş bir kutuplaşma var ve bu beni çok rahatsız ediyor.
Dostlarınızın darbe istemesi sizi üzüyor mu?
Alışkınım desem? Sadece bu kadar katılık beni etkiliyor. Sözleriniz duvara çarpıp geri geliyor. Birbirimize giriyoruz ama seviyoruz da. Çünkü çok eski arkadaşız.
Darbe isteyenler, Atatürk’ü de kullanıyorlar mı?
Herkes kullanıyor. Ben, ülkem için istediğim şeyi kendi adıma ifade etmeyi tercih ederim. 70 yıl önce vefat eden bir lideri her şey için aracı kılmam.
CHP’ye neden kızıyorsunuz?
Hiçbir projesi yok. 25 yıldır savaştayız, kaç tane şehit verdik, kaç tane Kürt çocuğu dağa çıktı öldü... Hálá anlamıyorlar. Siz CHP’nin bugüne kadar ‘Şu konuda şöyle bir çözüm öneriyoruz’ dediğini duydunuz mu? Ne biçim iş anlamıyorum. Bu, Atatürk’ün verdiği parayla memuriyet gibi bir şey. Şahane paraları var, iktidara gelmeseler de olur. Sosyal demokratlıkla da alakaları yok.
Başörtüsü yasağına neden karşısınız?
Bir yandan ‘Haydi kızlar okula’ öte yandan ‘Sen değil, sen başörtülüsün!’ Böyle bir saçmalık olabilir mi? İçki içen de, domuz eti yiyen de, ibadet eden de, düşüncesi dile getiren de bu ülkenin insanıdır. Özgür olmak için, önce özgürlükçü olmalıyız.
BİR DAHA YAPMAYIN
Hidayete erdiniz mi?
Hayır. Hiçbir büyük dine inanmıyorum. Ben sadece iyi bir insan olmaya, egomu küçültmeye çalışıyorum... Öte yandan tasavvufa ilgi duyuyorum.
Solcu musunuz?
Solcu değilim. Hümanistim. Ayrımcılığa karşıyım, demokrasiden, fırsat eşitliğinden ve özgürlükten yanayım.
Ergenekon soruşturması size ne ifade ediyor?
Ergenekon soruşturmasıyla birlikte ilk defa bir şeffaflaşma imkanı doğdu. Susurluk’ta bu fırsat kaçırılmıştı. Çeteleşmiş ve suça bulaşmış derin devletten ilk kez böyle kapsamlı bir şekilde hesap soruluyor.
Veli Küçük’ün evinden çıkan bir belgede adınız geçmiş...
Londra’daydım. Biri bana telefon etti. Geldiğimde sordum, soruşturdum, bir şey çıkmadı. Absürd bir belgeydi. Hiç alakasız isimler vardı. Fatih Ürek’in de adı geçiyordu galiba...
10 yıl kadar önce Düşünce Suçuna Karşı Girişim ekibindeydiniz, DGM’de yargılandınız. O süreci biraz anlatır mısınız?
11 yıl hapis istemiyle Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandım. Abdurrahman Dilipak’tan Doğu Ergil’e kadar farklı dünya görüşlerinden yazarların metinlerini bir araya getirip kitaplaştırıyorduk. Bin küsur kişi yayıncı konumundaydık. Yargı sürecinde ‘Bir daha yapmayın’ deyip bırakıyorlardı. Bizim derdimiz beraat etmek değil, kanunları değiştirmekti.
Vay canına...
Bir keresinde Zuhal’le (Olcay) ikimiz yan yana oturuyorduk. Çatısız Kadınlar yeniydi o sıra. Jandarmalardan biri ‘Aaa, bakın, Çetesiz Kadınlar!’ demişti de çok gülmüştük.
Abdullah Gül bir centilmen
‘Sağcıdan sanatçı olmaz’ dediniz mi?
Demedim. Örnekleri var. Fakat doğrusu benim idealimdeki sanatçı muhaliftir, özgürlüklerden yanadır.
Vakit gazetesine röportaj vermeniz çevrenizdekileri şaşırttı mı?
Hem de nasıl! (Gülüyor.) ‘Bunu nasıl yaparsın?’ dediler. Söylediklerimi yazdıktan sonra, kimlikleri beni çok da ilgilendirmez. Doğrusu ben Vakit okumuyordum, böylesine ilginç olacağını da bilmiyordum. Vakit’in yadırganan bir yönü varsa, bu onların problemidir fakat, benim değil.
Açık Radyo, Greenpeace, Genç Siviller çevresindesiniz; F Tipi’ne karşı eylemlere katıldınız, Baskın Oran’ın kampanyasına destek verdiniz... Ve Hayrünnisa Gül’ün davetine de katıldınız...
E, çok hoş bir kadın. Abdullah Gül de çok iyi bir centilmen.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le yakın diyaloğunuz oldu mu?
Eşim (Cem Mansur) tüm Türkiye’deki yetenekli gençlerden oluşan bir orkestra kurdu. Ulusal Gençlik Orkestrası. Geçen sene Almanya turnesine çıkılacaktı ve para temin edilemediği için turne yapılamıyordu. Bu orkestra kurulurken Venezuela’daki benzer bir orkestra model alınmıştı. Orada, orkestrayı bizzat Chavez destekliyor. Ben de ‘Bir randevu alıp Abdullah Gül’e anlatayım’ dedim. Hayrünnisa Hanım, Abdullah Bey ve ben görüştük. Abdullah Bey ‘Tabii ki, hemen destek oluruz’ dedi.
Cumhurbaşkanının yargılanması gündeme geldi, buna ne diyorsunuz?
Ah, çünkü barıştan söz ediyor!
Hayrünnisa Gül’le aranız nasıl?
Hatırla Sevgili’de benim eşimi askerler alıp götürüyordu. Bu olayın benzeri, onların da başından geçmiş. 12 Eylül döneminde Abdullah Bey’i götürmüşler ve o da sokağa çıkma yasağı varken tek başına evde kalmış... Bunun ötesinde, ben kendime yakın buldum Hayrünnisa Hanım’ı.
AK Parti’ye de hiç oy vermediniz.
Yo, vermedim ama AK Parti’nin kapatılmasına karşı yürüdüm. Bugüne dek görülmemiş reformlar yaptılar. Sivil Anayasa’dan yanalar fakat bazı konularda geri adım attılar.
25 yıldır evliyiz,
Oldu olacak, ülkeyi de Danıştay yönetsin!
CHP’li Özyürek 7 yıllık kıyağı ‘normal’ saydı
Katsayı meselesinde mesele katsayı değil
Kamu tarifeli döneme geçti ‘Bugün git, yarın gel’ bitiyor
Esas unutulan ‘gizli fail’...
Bu elmayı alan ayvayı yiyecek
Devrimle gitti seçimle geldi
Katsayı balyozu
Enkaz altından satılık bebekler