




ESKİ GENELKURMAY ADLİ MÜŞAVİRİ, EMEKLİ HAKİM ALBAY DOÇ. SADİ ÇAYCI: Komuta kademesi laik demokratik hukuk devleti ve Avrupa’ya uyum konusunda sanılandan ileride. Ama TSK büyük bir kurum ve değişim için zaman gerek.
Başkent Üniversitesi’nde milletlerarası hukuk dersleri veren Doç. Sadi Çaycı, 20 yıl bulunduğu orduda albay rütbesiyle askeri hakimlik yaptı. 2003-2004 arasında, Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Başkanlığı döneminde Adli Müşavirlik görevinde bulundu ve isteğiyle emekli oldu. Ardından, geçen yıl kapanan düşünce kuruluşu ASAM’da başkan danışmanı olarak görev aldı. Asker-sivil ilişkileri alanında da çalışan Çaycı, yaşanan sıkıntının kavram karmaşasından kaynaklandığını, bu karmaşanın algıları ve rolleri değiştirdiğini, sivillerin de gereken sorumluluğu almaktan kaçındığını söylüyor. Mevzuattaki boşlukların uygulama hatalarına yol açtığını hatırlatıyor. Gündemdeki ‘belge’ dahil asker-sivil ilişkisinde sorun yaşanan alanları konuştuk.• Fotokopisi ‘kâğıt parçası’ diye nitelenirken şimdi orijinali savcılarda olan ve Genelkurmay’da görevli bir albayın ıslak imzası Adli Tıp raporuyla tespit edilen ‘irticayla mücadele eylem planı’ bize neyi gösterir?
Bir hâkim olarak, resmen soruşturma ve kovuşturma konusu olmuş bir konuda görevli ve yetkili merciler dışında fikir yürütülmesine karşıyım. Yorum yapmam. Şaşıracaksınız ama metni okumadım. Yargı sürecinin tamamlanmasını beklemeliyiz.
• Bazı evlere silah koymayı, Kürtlere komplolar yapmayı, hükümet ve meclise karşı yargıyı, basını kullanmayı amaçlayan bir plandan bahsediyoruz ama. Söylenebilecek hiç bir şey yok mudur?
Anayasa ve yasal çerçevede Genelkurmay Başkanı MGK’nın önemli üyelerinden biridir. Milli güvenlikle, anayasa düzeninin korunmasıyla ilgili endişelere sahipse bu konuda karargâhını çalıştırabilir, teklifler alabilir, reddedebilir, erteleyebilir, değiştirebilir veya uygun görüp işleme koyabilir. Bunda bana göre hukuka aykırı bir durum yoktur. Ama yürürlükteki anayasa ve kanunlara göre seçimden çıkmış, uygun şekilde görev başında bulunan bir hükümeti veya parlamentoyu devre dışı bırakmak amacıyla çalışmalar yapılıyorsa bunun söylediğim hukuk çerçevesiyle alakası yoktur.
ANAYASAYI KORUMA DAİRESİ GEREK
• 3 hakiki 1 post modern darbe yaşadık. Ayrıca muhtıralar, andıçlar, planlar, lahikalar var, malum. Son olayda da anayasal suça teşebbüs hali değil de dışarıya sızması tartışılıyor. Asıl vahim olan belgenin hazırlanmış olması değil midir?
Haklısınız. Tartışmanın ağırlıklı kısmı resmin bütününe ait olmalı, konunun takdir ve ifası yetkili makamlara bırakılmalı. Yetkili merci de şu anda sivil. Orduyu ilgilendiren, kendi disiplin durumuyla ilgili kısımdır. Esas görevli yetkili makamca büyük resmin gereğinin yapılmayacağı anlamına gelmez. TSK’nın da buna engel olacağı anlamına gelmemelidir. TSK iletilen talepleri yerine getirmek durumundadır.
• Toplum artık ordunun bu işlere girmesinden de, “TSK yıpratılmak isteniyor” denmesinden de rahatsız. TSK’yı yıpratan belgeler değil de ortaya çıkmasıymış gibi davranılması da yıpratıcı değil mi?
Sebepler var sonuçlar var. TSK’nın iç güvenlikle ilgili endişelerinde iki başlık var. 1) ülke bütünlüğü; ayrılıkçı hareketler 2) laiklik, anayasal düzenin korunması. TSK’nın konumunu ve bu olaya nasıl baktığını anlayabilmek için bunu iyi anlamak lazım. Bugünkü düzenimizde örneğin Almanya’dakine benzer bir ‘anayasayı koruma dairesi’ yok. Makamlar, koordine kurulları olsa da bunlar sekreterleşmiş bürokratik kurumlar. Somut olarak ülkedeki gelişmeleri inceleyip tehlikeleri zamanında hükümete, ilgili makamlara bildirecek bir mekanizma yok. Bir boşluk var ve TSK bundan endişe duyuyor. Ama durumları izleyip görüş ifade etmekle o konuda son kararı vermek, icraya geçmek başka şeylerdir. Bu kısmı anayasal suçtur.
• Ama darbeci ekip, yakalanma halinde ‘anayasal suç’ addedilen girişiminde başarılı olursa eylemi suç olmaktan çıkıyor!
Evet, yurt içinde ve dışında tanındıktan sonra geçmişe etkili olarak meşruluk kazanır. 12 Eylül yöneticilerini yargılayalım demenin ne anayasal hukukta ne de uluslar arası hukukta yeri yoktur o yüzden.
• Tekrarı önlemek, zihniyeti değiştirmek için darbeciler niye yargılanamasın?
Siyasi geleceğin planlanması, ders çıkarılması için engel yoktur. Aynı fikirdeyim. Kanaatimce TSK’nın bugünkü ve bir iki önceki komuta kademesi, laik demokratik hukuk devleti ve Avrupa’ya uydurulması konusunda sandığınızdan çok daha ileridedir. Ama TSK çok büyük, gelenekleri olan bir kurum. Düğmeye basıp 3 ayda tüm kademelerde pat diye değişiklik yapamazsınız. Yıllarca eğitim vermiş, uygulama yaptırmışsınız, zaman alacaktır. Bu sürecin ustalıkla yönetilmesi gerekir. Sivil makamlara büyük sorumluluk düşüyor. TSK’nın demokratik sabrını yanlış yorumlayıp kırılma noktasına getirmemeleri gerekiyor.
• “Demokratik sabır”dan kastınız ne?
TSK hukuk dışı hiçbir müdahaleye niyeti olmadığını defaatle söylemişken, siyasal İslamcı diye nitelediğim manşetlere bakınca bu çabanın kurumu daha nasıl sindirebiliriz mantalitesini yansıttığını görüyorum.
• Bahsettiğiniz kırılma nasıl bir kırılma?
İşler çığırından çıkar, yargıdaki soruşturmalar etkilenir ve kamuoyunda böylesi bir kanaat oluşursa; demokratik açılım sürecinde yapılanlarla mukayese edip kamuoyunda kendiliğinden başka değerlendirmeler yapılırsa bunun ülke güvenliği açısından olumlu olacağını söylemek mümkün olmaz.
• Ülkenin bekası açısından mı söylüyorsunuz, gidişata el koymak açısından mı?
Silahlı kuvvetlerin çok güçlü gelenekselleşmiş saygın yapısının dahi, kurumsal olarak, kendi iç siyasi müdahale ve etkilerimizle çökertilmesi tehlikesinden söz ediyorum.
• Böyle bir şey mi seziyorsunuz şu an?
Bilemem, TSK içinde değilim. Ama bazı şeyleri hissetmek için fazla şey bilmeye gerek yoktur. Hükümetin anayasal düzenin korunması açısından göstereceği hassasiyet tansiyonu azaltacak önemli bir etkendir. Hükümete, parlamentoya sürecin yönetimi açısından çok büyük sorumluluk düşüyor.
BİRİ BU SİLAHLARI AÇIKLASIN
• Genelkurmay’ın da zan altındaki mensuplarını sorgulaması, yargı yolunu açması ve “aklanması” da gerekiyor mu?
Yargı yolu zaten açıktır. İşlemektedir, diğer çevreler gölge etmemelidir. Ergenekon diye adlandırılan soruşturma ve kovuşturma bana göre çok önemlidir. İsterdim ki siyasi etkilemelerden etkilenmeksizin hukukun ilkeleri kapsamında iş sonuçlansın.
• Köpürtülmüş yanı dışında özüyle ilgili olarak; Ergenekon davası neden önemli?
Terhis olan askerin hatıra olarak mermi bomba götürmesini anlarım ama çok özel yöntemlerle depolanmış şeyler ortaya çıkmışsa bunu birilerinin açıklayabilmesi gerekir. Ciddi bir durum var, diyebilirim.
TSK sıkıyönetim dışında terörle mücadeleye yetkili değil
• Milli güvenlik kavramıyla kuşandığı için de ‘derin devlet’in varlığının çağrışım alanı bir şekilde silahlı kuvvetlerle çakışıyor. Derin devlet nedir?
Derin devlet, hukukçu olarak yabancısı olduğum bir tabir. Hukuk ve güvenlik açısından devletin silahlı güçlerinin konumu, sınırları nedir bakımından bakabilirim. Soğuk savaş dönemindeki yapılanma özel kuvvetler adı altında olmuştur, herkesin bildiği gibi. Bu birinci boyut. İkincisi, 90’larda ayrılıkçı terörle karşılaşan Türkiye, dost ve müttefik ülkelerce yapayalnız bırakılmıştır. Türkiye o koşullarda deneme yanılma yoluyla yöntemler bulup devletin bekasını sağlamaya çalışmıştır. O dönemde terörle mücadele için özel kuvvetlerden de yararlanılmış olmasından doğal bir şey düşünemiyorum. Sonrasında sıkıyönetim ve olağanüstü hal kalktıktan sonra devletin resmi yapılanması dışında inisiyatif kullanıp devlete yardımcı olmak anlamında başka kombinasyonlar -varsa bilemem- yasa dışıdır. Burada da Türkiye’de eksik olan başka bir şey çıkıyor karşımıza.
• Nedir Türkiye’de eksik olan?
Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de ülkelerin istihbarat örgütleri haber toplama dışında operasyonlar yapabilir. Türkiye’nin yanılgısı, ülke sınırları dışında yapabileceğiz harekât yöntem ve esaslarını ülke içinde de uygulamış olup olmamaktır. Yapılmışsa yanlıştır. Silahlı çatışma durumunun gerektirdiği hukuk rejimleri başkadır. Bu çerçevede TSK’ya açıktan “teröristleri tepeleme” görevi verilseydi, TSK hukuk bakımından bugün içine düştüğü güç durumda olmazdı. Çünkü TSK fiili bir tehditle karşı karşıya kalmış, yetkiler verilmemiş ama buna tepki göstermek, iç güvenliği sağlamak zorunda kalmıştır. TSK bugün de terörle mücadelede bir numaralı aktör konumundadır. Oysa sıkıyönetim dışında böyle bir görev ve sorumluluğu yoktur. İçişleri Bakanı bu işin görevli makamıdır. Bakanlar Kurulu TSK’ya yetki verdiği durumda dahi sorumlu odur.
• Bugün sıkıyönetim yok, TSK’ya Bakanlar Kurulu da görev vermiş değil ama terörle mücadele var?
İl idaresi kanununda çok normal basit durumlarda uygulanabilecek bir yetki mekanizması vardır. Silahlı çatışma düzeyine ulaşmış bir durumda, aslında bağlamına uygun olmayan basit bir yetkiyle bu koca harekatlar yürütülmüştür. Ve arada kalan, bir sorumluluk ortaya çıktığında güç durumda kalan TSK ve TSK’nın operasyonel unsurları olmuştur.
Milli güvenlik orduyla sağlanmaz asker ancak yardımcıdır
• Bir makalenizde; TSK milli güvenliğin sadece ordu merkezli anlayışla, askeri yöntem ve silahlı güçle sağlanamayacağının, ordunun ancak yardımcı, tamamlayıcı bir işlevi olabileceğinin daha fazla anlaşıldığı hassas bir geçiş dönemi içinde, diyorsunuz. Açar mısınız?
1978’den beri yaşanan tecrübeden çıkardığım ders budur. Güvenlik TSK’ya havale edilir, çözüm ondan beklenirse, bu doğru, gerçekçi, uygulanabilir ve yeterli olmaz. Silahlı kuvvetler, silahlı şiddet eğilimlerinin olduğu ortamlarda devlete destek, yardım sağlayabilir ama toplumsal sorunu çözemez. Terör, ayaklanma hareketlerinin siyasi ideolojik talepleri vardır. Bunlar ciddiyetle incelenir, siyasi mücadele verilir. Bazıları hakikaten uygulama hataları ise düzeltilir, yeni yapılacak bir şey varsa yapılır. Böylece devletin toplumla ilişkisi kesilmez güçlendirilir. Örgüt de taban bulamaz.
• Demokratik açılım süreciyle sorunun bu yolla çözülme imkanları aranıyor şu anda.
Çıkış noktası doğrudur. Bu strateji 98’de Öcalan yakalandığında uygulanabilseydi keşke. Ama hem güvenlik politikası, hem siyasi liderlik bağlamında -büyük siyasi sorumluluk gerektirir zira- bunu yapmaktan uzaktık. Şimdi daha zor bir dönemdir. Devletin tüm kurumlarının fikir birliği sağlanmış mıdır, devletin çok kapsamlı bir stratejiyi uygulama yeteneği var mıdır, kafamda soru işareti var. İyi niyet yeterli değil. Konsensus olmalı, halka anlatılmalı, kararlılıkla sürdürülmeli...
• Asker-sivil ilişkisi demokratik bir hukuk devletinde nasıl olmalı?
Bu ilişkinin çıkışı anayasadır, hukukun üstünlüğünü özümsemektir. Güvenlik üst kavramdır, dış politika, ekonomi, savunma.. alt kavramlar. Çağdaş anlamda silahlı kuvvetlerin konumu dediğinizde savunmayla sınırlı bir alanı anlamak gerek. Oysa bizde savunma üst kavram olmuş. Sonucu da, asker merkezli güvenlik anlayışıdır.
• Cumhuriyetin 86. yılını kutladık, bu soruna bunca zaman niye çözüm bulunamadı?
Anayasaya göre askerin milli güvenlik politikalarının belirlenme ve uygulanmasında söz hakkı, katkısı olacaktır. Sorun sadece TSK’nın hatası değil, sivil kanadın da zafiyetleriyle olmuştur, devletin güvenliğiyle ilgili konular büyük oranda askerin üzerinde bırakılmıştır. Asker de reddetmemiştir çünkü kuruluştan gelen bir gelenek var. Meşhur sözdür “bütün devletlerin ordusu vardır, bizim ordumuzun ise devleti”. Bu bir gerçeği yansıtır. Diğer gerçek anayasaya, kanunlara göre Genelkurmay Başkanının atamalar, mevzuat, kıyafet dahil hiçbir konuda Milli Savunma Bakanının onayı olmadan birşey yapmadığıdır.
• Milli Savunma Bakanının etkisiz eleman hükmünde olduğu da gerçektir.
Askeri dönemlerin bu bakımdan böyle etkileri olmuştur ama normalleşme sürecinde sivil otorite düzelen koşullar karşısında yetkilerine sahip çıkamadıysa bunun sorumluluğunu yine sivil otoritelerde aramak lazımdır.
Darbe planlarından haberim olmadı
• Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı iken adli müşaviriydiniz 2003-2004’te. Ve emekli oldunuz, kendi isteğinizle. Sebebi paylaşabileceğiniz bir şey mi?
Beklediğim ve yapabileceğim bir katkı olmadığını değerlendirdiğim anda ordudan ayrıldım. Orduya isteyerek, düşünüp taşınarak girdim. Sonuna kadar severek çalıştım, daha da çalışmak isterdim, üzülerek ayrıldım. Bu tamamen özel bir konu... Ama her şey gibi devletin yapısı da işleyişi de değişmiştir ve TSK batılı anlamda bir yere çekilmeye başlamıştır, bu noktadan itibaren katkı da bulunabileceğim alanlar da daralmıştır.
• Genelkurmay adli müşavirisiniz, batılı anlamda TSK demokratik hukuk devletinde olması gereken yere çekiliyor! Bir askeri hukukçu daha ne ister?
Düşüncelerimi ifade etmek, karar makamlarına ulaştırmaktan başka düşüncem hiçbir zaman olmamıştır. Düşünce üreterek ASAM’da, TSK’ya dışarıdan daha fazla katkı sağladım sanırım.
• Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı iken ordu içinde kuvvet komutanlarının da dâhil olduğu bazı darbe girişimleri olduğu ortaya çıktı. Özkök, savcılara verdiği ifadede “Ayışığı ve Yakamoz darbe planlarından 2004 baharında haberdar olduğunu” söyledi. Siz de 2004 Eylülünde emekli oldunuz.
Benim öyle bir olay ve gelişmeden haberim yok. Ben de aynen sizin gibi emekli olduktan sonraki dönemde gazetelerden okudum beyanlarını.
Fadime ÖZKAN