




‘Taksim’i 1 Mayıs’a açmak 12 Eylül’le hesaplaşmaktır’ diyen DİSK Başkanı Süleyman Çelebi: 36 kişinin öldürüldüğü 1977’de metin ellerindeydi, Taksim buluşma yeri olsun mu, dendiğinde ateş edildi
Yıllardır gerilime, tatsız olaylara yol açan uzlaşmazlık nihayet bitti ve 36 cana kıyılan 1 Mayıs 1977’den sonra kutlamalara kapatılan Taksim, 33 yıl sonra ilk kez ‘resmen’ emekçilere açıldı. 12 Eylül’ün ardından resmi tatil olmaktan çıkarılan 1 Mayıs, 2008’de Bakanlar Kurulu kararıyla Emek ve Dayanışma Günü ilan edilmiş ama meydan açılmamıştı. ‘1 Mayıs’ın sahibi’ sayılabilecek sendika DİSK’in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Başkanı Süleyman Çelebi ile dünü ve bugünü konuştuk. 14 yaşında elektrikçi olarak çalışmaya başlayan Çelebi, 18’inde Tekstil-İş genel sekreteri olmuş, bir ilki gerçekleştirerek. Sendikacılığın her aşamasında görev almış, çilesini çekmiş. 12 Eylül’de DİSK davasından 4 yıl hapis yatmış. Tam on yıldır da DİSK Genel Başkanı. “Artık yoruldum” diyor ama 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacak olmanın mutluluğuyla gözleri parlıyor.
1 Mayıs kutlaması 12 Eylül’de yasaklandı, meydan işçilere kapatıldı. Yıllar süren çabalar sonucu değiştirmedi ancak nihayet 2008’de tekrar bayram ve resmi tatil ilan edildi. Bu yıl da 33 yıl sonra Taksim emekçilere açıldı. His ve düşünceleriniz?
Mutluyuz. 1 Mayıs’ın yeniden Taksim’de kutlanması önemlidir. Umutların yeşerdiği, gerilimin azaldığı, ülkeye büyük moralin geldiği gündür. Gerilimden herkes bıktı. Kararın son dakikaya kalmaması da önemli. 1 Mayıs öncesi tam bir gerilim hattında geçerdi, her gün aşıkların atışması gibi valiyle atışıyorduk.
• 1 Mayıs başka meydanlarda da kutlanıyordu ama başta DİSK olmak üzere sendikalar Taksim, diyor başka şey demiyordu. Yasaklandığı oranda cazibeli kılındı Taksim ve iki yönlü bir fetiş haline geldi. Taksim sizin için niçin önemli bu kadar?
1 Mayıs, 1976 öncesinde ciddi suçlama nedeni olabiliyordu. Türk-İş komünist bayramı, Hak-İş Yahudi bayramı diyor, lanetliyordu. O yüzden tüm sendikaların katıldığı ilk kitlesel buluşmanın 1976’da bu meydanda olması bizim için önemli. İkincisi: 1 Mayıs 1977’de en az beş yüz bin kişi toplandı burada. Katılımcılar hem taleplerini haykırdı hem görselliklerini kattı kutlamalara. Tekstilde çalışanlar bobin makinesi getirerek, ahçılar yemek yaparak üretim ilişkilerini yansıttılar. Böyle güzel bir görsellik vardı. Ama sonra ortalık kana bulandı, 36 arkadaşımız öldürüldü. Ertesi yıl katliama karşı Taksim’de yine buluştuk ama bu hem bir buluşma hem vedalaşma oldu. Bir daha Taksim’e çıkamadık toplu olarak.
12 EYLÜL’ÜN YOLU 1977’DE AÇILDI
• 1977’de 36 kişi öldürüldü, olay da açıklığa kavuşmadı. Aslında ne olmuştu?
Darbeye giden yol o gün açıldı. Sonra yapılan Kahramanmaraş, Çorum, 16 Mart katliamlarının, Kemal Türkler’den Abdi İpekçi’ye tüm suikastların hazırlığıdır. 1 Mayıs 1977 devlet içinden bir organizasyonun icrasıdır.
• Ne biliyorsunuz bu konuda?
Öğrenmek istiyoruz. 1 Mayıs’ı burada kutlamak istememizin bir nedeni de şu: 1977’de tetiğe, alandaki yüzbinlere “Taksim 1 Mayıs alanı olsun mu” diye sorulduğunda basıldı!
• Tesadüf olabilir mi?
Hayır çünkü bu cümle konuşma metninde vardı ve metin Valilik, Emniyet, Anadolu Ajansı, TRT ve gazetecilere ambargolu olarak verilirdi, yani o metin onların elinde de vardı. Konuşmanın tam o cümlesinde tetiğe basıldı.
• Yaklaşan 1 Mayıs nasıl geçecek, bayram olması için neler yapacaksınız?
Zihinlere 1 Mayıs olay demek, gibi yerleştirildi ama öyle değil. 1976’da tek olay yok, katliam dışında 77’de de yok. Ertesi yıl da yok. Kötü görüntüler engellenenlerin görüntüleri. Engelleyen olmayınca sorun da olmayacak.
• Gerçekçi olalım. O kalabalığa kırıp dökmek için karışan da oluyordu ama...
O olaylara karışanlar polis barajını aşmak için, polise karşı -hiç tasvip etmiyorum ama- taşla molotof kokteylle geliyorlardı. Şimdi onların da kendini haklı gösterebilecek hiçbir gerekçesi kalmamıştır. Ne engelleneceğiz ne başka şey. Taleplerimizi dillendireceğimiz günü başka noktalara çekeceklere izin vermeyiz.
• Kendi açınızdan neler yapacaksınız?
1 Mayıs’ın huzur içinde kutlanması yalnızca valiliğe emniyete havale ederek olacak bir şey değil. Hepimize sorumluluk düşüyor. Biz zaten bunu başaran bir örgütüz. Diğer örgütler de deneyimli. 1 Mayıs’ın özüne uygun, işsizlik yoksulluk sorununun sendikal hak ve özgürlüklerin, yeni bir anayasanın yapılması gibi taleplerin haykırıldığı bir alana dönüştürmek istiyoruz Taksim’i. İddiayla söylüyorum, herkes çocuklarıyla çiçeklerle gelsin, örnek bir 1 Mayısı bu yıl Türkiye’ye yaşatmak istiyoruz, bu ülkenin insanları bunu çoktan hak etti.
POLİSE DE SENDİKA GEREK
• Emniyetle işbirliği yapacak mısınız?
Sürecin gerilmemesi önemli. Sayın Vali’den rica ettik, provokasyon, şiddet, tehdit gibi kelimeleri literatüründen çıkaracak. Biz de çıkartıyoruz. İki taraf da daha barışçıl, 1 Mayısın özüne uygun bir dil kullanacak. İkincisi, bütün giriş çıkış ve arama noktalarında sorunları diyalog içinde aşmak için işbirliği yapacağız. Onlar bu yıl çok ciddi bir duyarlılık gösterdiler. Sorun yaşayacağımızı sanmıyorum. Bu Emniyet Müdürü’müzün tavrıyla da alakalıdır, açıkça söylüyorum. Yukarıdan iş ne kadar gerilirse polis o kadar geriliyor. Şimdi polislerin bize bakışı değişti. Kaldı ki onlar da sabahtan akşama o gazlı ortamda. Aslında polisler en çok çalışan emekçi kesim. 13, 14 saat çalışıyor, haklarını alamıyorlar.
• E, kurun onlar için de bir sendika!
Evet, asıl onlara sendika gerekli. Emekliler, gençler DİSK öncülüğünde sendika kurdu ama polisler kendileri kurarsa daha iyi olur.
TEŞEKKÜRLER BAŞBAKAN
• 1 Mayıs kazanımı 12 Eylül’le hesaplaşmaktır diyor, 1977 sorgulansın istiyorsunuz. Bu yıl 1 Mayıs’ın bayram gibi kutlanacağına dair inancınızı pekiştiren nedenlerden biri de, darbe hazırlığına girişen derin yapıların tasfiye ediliyor olması mı?
Operasyonlarla ilgili duruşumuz net: Biz demokrasi dışı yol ve yöntemlerle, nasıl ve ne şekilde olursa olsun iktidar bağlantısı kuranların karşısındayız. Bunun bedelini ödeyen bir sendikayız. 12 yıl sendikal hareketten uzak tutulduk, hapishanelerde zulüm gördük, idamla yargılandık. Bu tür şeyleri asla alkışlamayız. 27 Nisan bildirisine, iktidar daha cevap vermemişken ilk tepkiyi veren örgütlerden biriyiz. AKP’ye eleştirilerimiz var elbette, dile de getiriyoruz ama kapatılma davasını da ilk gün reddettik. Bu sürece böyle bakıyoruz. Elbette bugün gelinen noktada, Taksim’in açılmasında demokratikleşme sürecinin, iklim değişikliğinin, başlangıçların etkisi vardır. Ama biz de yasakların üzerine bir bardak su içmedik, mücadele verdik. Hakkımızın teslim edilmesi gerekir.
• Demokrasi ortak bir kazanımdır ve elbette ortak çaba gerektirir. Siz de teslim ediyor musunuz partnerinizin çabasını?
1 Mayıs tatili 33 yıl önce elimizden alındı ve yıllarca her siyasi parti iktidar oldu, biz de mücadele ettik. Sayın Başbakan 2008’de Türkiye’ye maliyeti yüksek diye 1 Mayıs’ın tatil olmayacağını söylemişken geçen yıl “bu tatili işçilerimize armağan ediyoruz” dedi. Bunda mücadelemizin etkisi olduğunu düşünüyorum. Karşılıklı ikna olmak, ikna etmek önemlidir. Teşekkür de ettim ediyorum zaten Başbakan’a. İçişleri Bakanı’nın, Vali’nin, Emniyet Müdürü’nün tavrına. Bundan kaçınmayız ama mücadelemizi de yok saymayız.
Sendika Yasası hâlâ değişmedi
• CHP’nin sosyalist enternasyonalle sorunları, hak ve özgürlükler konusunda kötü bir sicili var, “sol gösterip sağ vuruyor”. AK Parti “sağ gösterip sol vuruyor”. Bu, kafanızı karıştırıyor mu?
AKP taşeronlaşma, işsizlik gibi sorunlar yaratan neo liberal politikalar uyguluyor. Birkaç özgürlüğün önünü açması bu sorunları örtemez. 12 Eylül anayasasında, yasalarda çok önemli değişiklikler yapıldı. Ama dünyanın hiç bir yerinde uygulanmayan, generallerce yürürlüğe konulan Sendikalar Yasası hala uygulanıyor. Türkiye’de sendikalı olmanın ağır bedelleri vardır. 80 darbesinde Türkiye’nin nüfusu 42 milyon, sendikalı işçi sayısı 2 buçuk milyondu. Bugün 72 milyonun 650 bini sendikalı! Yani iki taraftan da hayal kırıklığı yaşıyoruz. CHP de yeni proje önermiyor hep AKP gündeminin peşinden gidiyor.
• Projesi yok diye mi halkın teveccühünü kazanıp iktidar olamıyor CHP?
Aynen. Alternatifini koyamadığı için alternatif olamıyor. Sayın Baykal’ın anayasayla ilgili geldiği noktayı en başında göstermesini, retçi olmamasını isterdim.
Fadime ÖZKAN