




Asker sivil ilişkilerinin otorite ismi Prof. Ümit Cizre: Askerin sivil iktidarın icraatına etkide bulunamadığı bir yönetim biçimiyle karşı karşıyayız. Bir ilki yaşıyoruz. Ama bu sivil diktatörlük demek değil
Röportajın dünkü bölümünde Prof. Ümit Cizre, asker-sivil ilişkilerindeki gelişmeleri ve yargının rolünü değerlendirmişti. Kaldığımız yerden devam:
• Darbe planlarının gerçekliğinden şüphe duyanlar sayıca hiç az değil. Demokratik değişim konusunda onlar nasıl ikna olacak ya da ille de ikna olmaları gerekir mi?
Asla ikna olmazlar demeyi çok katı buluyorum. Evet, kemikleşmiş bir kutuplaşma var ve laik kesim özellikle TSK, 28 Şubat’tan bu yana, bu bölünme ve kutuplaşma üzerinden iktidarını üretti ama Türkiye’de illa laik ve dinci kutuplaşması yok. Bu bloklaşma çok basit, çok kaba, üstelik gerçeği de yansıtmıyor. Madem ki bölünme bu kadar basit değil, AKP iktidarı bir yolunu bulup arada kalanlara bir kanal açmak zorunda. Bir ara sınıf, ara dinleyici grup bulmalı ve onlara anlatmalı. Şimdi strateji bu olmalı. Yakında seçimler dolayısıyla Anadolu gezileri de başlayacakmış. Hükümetten isimlerin, karşı düşüncedeki isimlerle bir araya geldikleri toplantılar, tartışmalar yoluyla polemiksel değil de Türkiye’de demokratik sivil denetimin neyi içerdiğini, Türkiye’ye neleri kazandıracağını, bu dengenin niçin siviller lehine değişmesi gerektiğini anlatan, ikna etmeye yönelik akılcı, son derece muhtevalı tartışmalara girmesi gerekiyor. Öyle ki bu kaba kutuplardan birisi yerine arada derede kalanlara seslenilsin. Birinci husus bu.
ASİMETRİK DEĞİL GAYET EŞİT
• İkinci husus ne?
Kendiliğinden oluşan bir husus bir bakıma. 28 Şubat’tan sonra oluşturulan toplumdan rıza, güven, onay almaya yönelik strateji yavaş yavaş sarsılıyor. Bunu toplumun çeşitli kesimlerinde görmek mümkün. Darbe planlarının bu kadar ilkel, kaba ve vahşi olması hem ittifak içine sokulmamış AKP seçmeni olarak nitelendirilen kitleleri rencide etmiş durumda, hem de arada kalanları sarmış durumda. İnsanlar, doğru mu bunlar, neler oluyor diyor. Bu da önemli bir çözülme işareti.
• Olup bitenleri ‘AK Parti 28 Şubat’ın rövanşını alıyor’ diye yorumlayanlar da var?
Belki yaşananlar bazı bakımlardan partiye bir rövanşa geçme fırsatı yarattı. Ancak bu, siviller lehine gelişen yeni bir dengeye gittiğimiz, gitmemiz gerektiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Ne konjonktürel ne de rövanşist olması AKP aleyhine kullanılmaması gereken kozlar. Rövanşist olması açıkçası beni çok ilgilendirmiyor. AKP bunu sırf TSK’yı köşeye sıkıştırmak amacıyla yaparsa, tabi bu çok olumsuz bir olay. Ancak, bu darbe plancılarını Türkiye’nin demokratikleşmesi adına, Türkiye’de demokratik bir refahlama, sistemi yeni bir demokratik dengeye oturtma, ve sivil üstünlüğünü kurma yönünde kullanırsa -Kürt açılımının tüm Türkiye adına yapılan demokratik bir açılım olduğunu vurgulamaları gibi- rövanşist olması önemli olmaz. Önemli olan sonuçtur, doğru olanın, demokrasinin tecelli etmesidir.
• AK Parti bu değişimi yapabilecek mi?
Korkularını büyük ölçüde yendiler. Özgüvenleri var. Bu, ‘yeni iktidar’ olma ruh haliyle ilgili.
• ‘Yeni iktidar olma hali’ ne demek?
Normal demokrasilerde iktidarlar Türkiye’deki kadar ürkek, alttan alan, her adımda omuzlarından geriye bakan iktidarlar değildir. Başlarına talihsizlikler gelebilir, skandallar, ithamlar olabilir, yanlış da yapabilirler. Fakat toplum tarafından bir çırpıda silinip atılmazlar. Hem hata işleme payı, hem toplumun tolerans payı vardır. Bu Türkiye’de olmayan çok önemli bir fark. Türkiye’de iktidar olma hali demek, sürekli omuzlarından geriyle bakma hali demek. Yeni iktidar olma halinde ise, AKP’nin ve sonraki hükümetlerin, askeri vesayetin geri çekilmesiyle daha etkin icraat yapabilme imkanları ortaya çıkabilir. Bu önemlidir. Meşruiyet artışı, toplumda daha fazla toleransı, yanlış yapabilme marjına sahip olmayı getiriyor.
• Yeni durumda asker-sivil ilişkisi ne olur?
Askeri bürokrasiyle sivil iktidar arasındaki ilişki basit bir tabiiyet ilişkisi değildir, yani askerin altta sivillerin üstte olduğu bir konumu işaret etmez. Sivil-asker ilişkilerinin demokratik modelinde her iki tarafın tehdit ve güvenlik bilgisi askerler lehine bir asimetriyi içermez, eşitlenir. Kozmik odalar dahil gizlilik ilkesi bir miktar demokratikleşirse- bilgilendiği için ilgisinin artacağını varsayabileceğimiz siyaset sınıfı, sivil bürokrasi -Milli Savunma Bakanlığı veya MGK’daki bakan ve bürokratlar- askeri yüksek komuta heyetiyle oturup tehditleri ve güvenlik politikalarını açıkça ve hiç bir eziklik duymadan konuşabilecekler.
SİVİL DİKTA İTHAMI ÇOK HAKSIZ
• Başladığını söylediğiniz “yeni iktidar olma hali” için “sivil dikta” diyenler de var?
“Etkin icraat” boyutuna kaymakta olan “yeni bir iktidar olma” haleti ruhiyesi oluşmakta. Askerin fiili olarak ya da veto yoluyla sivil iktidarın icraatına etkide bulunamadığı bir yönetim biçimiyle karşı karşıyayız. Türkiye buna alışık değil. Bir ilki yaşıyoruz. Bu bazı insanları korkutuyor. Sivil diktatörlük yakıştırması ile bu durumu anlatılıyor. Haksız buluyorum.
Toplum ne ak ne kara aradakine ulaşılmalı
• Parti kapatmanın düşünsel ve pratik olarak sonuçsuz bir yol olduğu ortada. Bu yola tevessül edilebileceğini düşünmüyorum açıkçası.
• Parti kapatma sözün bittiği yerdir. Söz henüz bitmedi. Şunu da kaydedelim: DTP kapatılırken AKP hoşnutsuzluğunu belirtti ama bunu her vesileyle dile getirebilirdi, getirmedi.
• Toplum bize dayatılan laik-anti laik basitliği dışında bütün çeşitliliği, farklılığı ve kompleks yapısıyla evriliyor. Ne ak, ne kara. Bunun temsili sorununu not edelim: Seçim barajları, parti içi demokrasi ve kapatma meseleleri ortaya çıkıyor.
Fadime ÖZKAN