Kadına şiddet iç güvenlik sorunu seferberlik gerekli

Kadına şiddet iç güvenlik sorunu seferberlik gerekli Fadime ÖZKAN fozkan@stargazete.com
Kadına şiddet iç güvenlik sorunu seferberlik gerekli
8 Mart 2010 Pazartesi

Kadına şiddet iç güvenlik sorunu seferberlik gerekli

AK PARTİ KADIN KOLLARI BAŞKANI FATMA ŞAHİN İLE KADIN SORUNLARINI KONUŞTUK

Kadına karşı şiddetin sosyal bir sorun olduğunu söyleyen Şahin, çözüm için kadını güçlendirirken kurumsal alt yapıyı tamamlamak, zihinsel dönüşümü sağlamak gerekir, diyor 

“Açık, şeffaf, denetlenebilir bir ülke olmaya doğru gidiyoruz. Atatürk’ün hedefi çağdaş Türkiye için çalışıyoruz” diyor Gaziantep milletvekili ve 1 milyon 200 bin üyesiyle ‘dünyanın en büyük siyasi örgütü’ olan AK Parti Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin. Şahin ‘elinin hamuruyla erkek işine’ girip alnının teriyle yükselen kadınlardan. Bugün de İslam dünyasının ilk Meclis Başkanı olan Pakistan Meclis Başkanı Fehmide Mirza dahil 20 ülkeden katılımla gerçekleşecek 8 Mart zirvesinin ev sahibesi. Başbakan’ın eşiyle katılacağı zirvede ‘istihdam, şiddet, fırsat eşitliği ve medya’ konusunda yapılanlar anlatılıp yol haritası çizilecek. Geçen dönem TBMM Töre ve Namus Cinayetleri Komisyonu Başkanlığı yapan Şahin ile 8 Mart’ı fırsat bilip kadın sorunlarını, çözümleri ve durumu konuştuk. 

AK Parti Kadın Kolları olarak, doğulu ve batılı kadınları Türkiye’de buluşturuyorsunuz. Ne yapmak istiyorsunuz?

Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olup da laik demokratik sosyal bir hukuk devleti olan başka ülke yok dünyada. Bu, bir farkındalık yaratıyor. Tam demokratik olmayan Ortadoğu ülkeleri de takip ediyor bizi, AB ülkeleri de. O yüzden iki tarafı da bir araya getirelim ve dünyadaki Türkiye’yi, kendimizi, kadın konusunda geldiğimiz noktayı ve yaşanan olumlu dönüşümü anlatalım istedik.

• Türkiye kadın üzerinden dönüşmeye alışık. Malum, Cumhuriyet projesi kadın üzerinden yürümüştü. Türkiye bir dönüşümden geçiyor ve siz de kadına şiddetten istihdama, geniş yelpazede bir çalışma yürütüyorsunuz ama bu, birikmiş sorunlarla zor bir alan, nasıl kalkacaksınız altından?

80 küsur yılda geldiğimiz noktaya bakınca durum şu: Siyasi temsilde -ilk kez AK Parti ile kadın vekil sayısı iki katına çıktı sayı 50’ye ulaştı ama- Avrupa ortalamasının çok altındayız. İş gücü istihdamı, bürokrasi ve üst yönetimde de öyle. Yani kadın geliyor, geliyor,  görünmeyen, konuşulmayan cam bir tavana başını çarpıyor. Biz işte, bu bariyerleri görünür hale getirmek ve yok etmek istiyoruz.

• Bunun için ne yaptınız bugüne dek?

Dört ayrı çalıştay yaptık. Uluslararası kriterlere göre bir ülkenin uygarlık düzeyi, o toplumda kadının yaşam kalitesine yani eğitimde ve istihdamda sağlanan fırsat eşitliğine, şiddeti önlemek için nasıl bir kurumsal yapısı olduğuna bakılarak belirleniyor. Biz de bunları, bu kriterlere göre masaya yatıralım, kadının medyada nasıl göründüğüne bakalım istedik. İstenilen noktada olmadığımızı gördük, sorunları, çözümleri tespit ettik.

• Parti dışından kim vardı çalıştayda?

Teorik olarak bu işe kafa yoran, pratik olarak çalışan herkesi bir araya getirmeye çalıştık. Sivil iradeye inandık, her kesimi dinledik.

AMACIMIZ ÜZÜM YEMEK

• Kadın kuruluşlarının bazı konularda bir araya gelememesi gibi bir hal var/dı. Bir tavır ya da tepkiyle karşılaştınız mı?

2002’de oluyordu ama artık onlar da gördü. Bizim amacımız üzüm yemek. İktidar partisinin kadın kollarıyız, bir milyon 200 bin üyemiz var, niyetimiz ülkenin kadınları adına ne yapabilirizi konuşmak, beraber çalışmak. İnsan bilmediğinin düşmanı. Oturup aynı dili konuşunca birbirimizi anladık.

• Diğer partilerin kadın vekilleriyle de sağlayabiliyor musunuz bu uyumu?

Köklerimiz, kitlemiz farklı, zor olabiliyor ama sivil toplum daha bağımsız ve tarafsız.

• Peki hükümetle nasıl çalışıyorsunuz? Çözümleri hayata geçirecek asıl yer orası.

Başbakanımız partinin lideri olarak bize moral veriyor, çalışma alanı açıyor. Bu, elimizi güçlendiriyor. 8 Mart’tan sonra hedefimiz, hangi bakanla, hangi kurum ve kuruluşla ne yapılması gerektiğini tespit edip ortak bir yol haritası belirlemek. Sonra da çalıştaylardaki bir sivil toplum, bir akademik grup temsilciyle Sayın Başbakanımıza gidip anlatmak.

• Anayasada kısmi değişikler yapılacak. Bir talebiniz, öneriniz var mı?

Anayasanın 10. maddesini 2003’te değiştirdik ve “kadın erkek eşittir, eşitsizlik halinde devlet gerekli müdahaleyi yapar” dedik. Bu değişiklikte Alman Anayasası model alınmıştı. Fransa ile bu işi geniş manada başarmış olan İsveç ve İspanya’nın eşitlik çerçeve yasalarını inceliyoruz. Elimizi hangisi kolaylaştıracaksa değişimi öyle yapmak istiyoruz. Hukukçularımız bunun için çalışıyor şimdi.

İLK İSTASYON OLMADAN OLMAZ

• Çalıştayda ‘Kadına şiddet iç güvenlik meselesidir. Sosyal afettir, seferberlik ilan edilmeli’ demişsiniz! Milli Güvenlik Siyaset Belgesinden bölücülük ve irtica çıkacak denmişti, yerine bu mu konmalı?

Şiddet gören kadın ilk olarak ya acile gidiyor, ya mahalledeki karakola. Karakolda ya ‘kocandır sever de, döver de’, ya da ‘ne yaptın da bunu hak ettin’ anlayışıyla karşılaşınca mecbur evine dönüyor ama sorun büyüyor büyüyor ve kanla bitiyor. Şiddet-güvenlik meselesini çözen ülkelerden İspanya, maço erkeklerin olduğu, bizim gibi bir Akdeniz ülkesi ve 20 yıl öncesine kadar bizden kötü durumdaydılar. Kadın çalışmak için erkekten izin almak zorundaydı. Ama hepsini aşıp toplumsal dönüşümü başardılar. Bunu da “ön istasyon”larla yapmışlar. Bizde mevcut durumda şiddete uğrayan kadın, kadın sığınma evlerine gidiyor ama şiddete uğrayan da, uyuşturucu bağımlısı da, psikolojik sorunlu da, fuhuştan gelen de orada. Farklı kategorilere farklı çözüm gerek. Bunu ön istasyonlardaki sosyal hizmet uzmanı tespit ediyor ve soruna göre o kadın sığınma evine mi rehabilitasyon merkezine mi gitmeli, hukuki yardıma ihtiyacı var mı, karar verip yönlendiriyor. Kadına ayakları üstünde durana kadar refakat ediyor. Biz de bunu başarmak istiyoruz, bunun için çalışıyoruz şimdi.

• İyi fikirmiş. İlk İstasyon bizde niye daha önce düşünülmedi? 

Çünkü kadın sığınma evini daha 2004’te açmışız. Problemleri ancak uygulamalarda görüyor ona göre çözüm üretiyorsun.

MEDYANIN SORUMLULUĞU BÜYÜK

• Medyaya nasıl bir rol düşüyor?

Çok sayıda iyi yetişmiş, rol model olabilecek kadın varken iyi modeller gözükmüyor medyada. 3. sayfa haberleriyle, çatışmayla, cinselliğiyle ya da milletvekiliyse mesela, kılık kıyafetiyle gösteriliyor. Bu da kadını yanlış ve eksik yansıtıyor, yanlış algılatıyor. Medyanın kendini yeniden yapılandırması lazım. Yasakçı zihniyetten uzak, değerlerimizi koruyan modern bir model geliştirmeliyiz.

Hem kariyer hem çocuk yapmak kolaylaşacak

• Kadın sorunlarında aşılması en zor alan işgücü ve istihdam mevzu mu?

Amaç, kadının yaşamıyla ilgili kararını kendisinin vereceği kadar güçlenmesiyse, bu, ekonomik güç olmadan olmuyor. Yoksa babası, kardeşi, kocası karar veriyor. O yüzden dezavantajlı noktalarda onu beslemen, üniversiteye gitmesini, mezun olunca işe yerleşmesini sağlaman gerekiyor.

• Kadının evden çıkması da çözüm değil, iş hayatındayken de evin tüm yükünü yine taşıyor sırtında. 

Kadın iş gücü istihdamı niye düşük diye baktığımızda karşımıza çıkıyor bu. Kadın iyi eş, iyi anne olmak, evde yaşlı varsa bakmak zorunda. O kadar çok zorundalıklar var ki Süperwoman olman bekleniyor. Sosyal devlet olarak alt yapısını oluşturmazsan kadın eğitimli, iş sahibi olsa da yeniden evine dönüyor, bu yükü kaldıramıyor.

• Bunu başaran ülkeler nasıl başarmış?

Çok ciddi bütçe ayrılmış. 0-5 yaş kreş çocuk bakımı ve parasal destek verilmiş. Süt, doğum izinleri verilmiş, ebeveyn izinleri anne ile babaya bölüştürülmüş, takdir yetkisi onlara verilmiş. Yaşlı bakımında da ciddi alt yapılar oluşturulmuş.

• Hükümet neler ne yaptı bu alanda? 

İş Kanununu çıkardık. Doğum ve süt izinlerini 6 hafta doğum öncesi, 6 hafta doğum sonrasına olarak artırdık. Babanın da ebeveyn izninden yararlanması için hazırladığımız yasa Meclis’te. 0-5 yaş arası kreş bakımı için de bir kolaylaştırma gerek. Güçlü birey, güçlü aile ve güçlü topluma inanıyoruz. Bu manada kadının hem kariyer, hem çocuk yapabileceği bir alt yapıyı oluşturuyoruz. Ya o, ya o değil hem o, hem o diyoruz.

• Regl hali de kadını fiziksel, psikolojik etkiliyor. Gündeminizde var mı bu?

Bu biyolojik bir durum, hastalık değil. Terazinin topuzunu kaçırmamak gerek. Haftada 5 gün izin, kadını iş hayatından uzaklaştırır, verimliliği düşürür. O yüzden ağır sanayi dışında gerekmiyor. Zaten göreneklerimiz de buna pek müsait değil, kadınlar da deşifre olmayı istemiyor. Kadınlar çalışmak istiyor. Gelişmiş ülkeler de meseleye böyle bakıyor. Bu uygulama sadece Çin’de var.

Merhamet değil haklarını istiyorlar

• Kadın ‘dezavantajlı grup’ değil ‘özel politika gerektiren grup’ diyorsunuz. Niye?

CEDAW’da dezavantajlı gruplar arasında özürlülerle birlikte kadın da geçiyor. Biz artık bunun böyle olmadığını, çağdaş dünyanın bunu kaldırmadığını düşünüyoruz. Toplumun yarısı dezavantajlı olamaz. Dezavantajlı diye kadının ikincileştirilmesi, önyargıların beslenmesi yanlış. Kadın bir insan, hakları var, aynı erkek gibi.

• Sorun kaynağı toplumun öteki yarısı mı?

Sorun erkeklerin kafasında. Çözümü de erkeklerle birlikte yapacağız. Zihinsel dönüşüm ancak böyle sağlanır. Sadece kadını dönüştürüp erkeği dönüştürmediğinizde ortaya mutsuz kadınlar çıkıyor. Kadın bireyleştikçe, erkek maço olarak yetiştirilmişse eğitimli de olsa, bunu, alanına müdahale gibi görüyor, bu da çatışmaya dönüşüyor. O yüzden erkekliğin yeniden tanımlanması ve çocukların da buna göre yetiştirilmesi gerekiyor.

• Kadına şiddet, merhametle değil insan hakkı olarak bakılırsa mı çözülür?

Bu bir sorun, acıyarak olmaz. Konuşup sorun çözecek alt yapısı olmayan erkek gücünü şiddetle tesis etmeye çalışıyor. Kadının bireyleşmesi, erkeğin kadının hakkını sayması gerek.

• Asıl kaynak dindir, diyen de çıkacaktır.

İslam, barış sevgi ve eşitlik dini. Kuran’ı okuduğumda öyle bir şey görmüyorum. Kuran kadını ayrıştırmıyor, ayrıştırmayı sonraki dönemde erkek bakışı açısı yapıyor. Hadisler de böyle. 

Pozitif ayrımcılık değil fırsat eşitliği

• Partinizdeki kadınları siyasete hazırlamak için nasıl bir eğitim çalışması yaptınız?

2 bin 500 kadına demokratik açılımdan medyaya, kişisel gelişime, Türk siyasi tarihine kadar kadın siyasetçide olması gereken bilgileri verdik. Fark yaratmak, kadınlar sorulara kendi cevaplarını bulabilsin istiyoruz.  

• Yerel seçimler öncesi de bir çalışmanız olmuştu. Kaç kadın yerleşti yerel yönetime?

Bin 600 aday gösterdik, 821 kadın yerleşti. Bu Türk siyasi tarihinde ilktir. 14 ilin il genel meclisinde, 20 ilin belediye meclisinde ilk kez kadın üye var şimdi. Belediyecilik bizde erkek işi gibi görülüyor ama gelişmiş ülkelerde kadın siyaseti yerelde öğreniyor. Avrupa ortalamasını yakalamak istiyoruz.

• Tarlayı sürdünüz, tohumu attınız yani...

Evet, ektik biçeceğiz. (gülüyor)

• Pozitif ayrımcılık istiyor musunuz?

Hayır. Amacımız kadını, ehliyetli liyakatlı, emeğiyle kendine özgüvenli, yarışa hazır hale getirip o koltuğu doldurmasını sağlamak. 

Bir milyon 200 bin kadını yönetmek

• Kadın sorunu sadece kadınları ilgilendirmediğine, partilerde erkek kolları diye bir şey de olmadığına göre adını böyle koymak da bir çeşit kadını ayrıştırmak değil mi?

Ama Türkiye o noktada değil, bu, toplumun gerçek fikir ve durumuyla örtüşmüyor. Önce fırsat eşitliğini yakalamamız, sonra yönetmemiz lazım. Hala özel bir çalışma gerekiyor.

• 1 milyon 200 bin üyeniz var. Bu kadar çok sayıda kadının olduğu bir yapıyı yönetmek hiç kolay olmasa gerek?

Tabandan tavana sistemi doğru kurup çalıştırabilirseniz korkulacak bir şey yok. İdeal durumda değiliz ama eskiye göre çok iyiyiz.

• Meclis’te de 30’u AK Parti’den 50 kadın vekil var. Ama kadınların varlığı ne siyasetin ‘erkek’ dilini, ne Meclis’in havasını değiştirdi.

Bir cinsin varlığını hissettirebilmesi için yüzde 25’i yakalaması lazım. Yüzde 9 buçukuz. 

Daha sabırlıyım ama çok yoruldum

• 2002’de girdiniz Meclise. 8 yıl sonra bugün nasıl bir kadınsınız?

Daha sabırlıyım, daha fazla dinliyorum ama çok daha yorgunum. Bu ülke için yapmak istedikleriniz varsa çok da onurlu.

• En çok, nerde zorlandınız?

Ben iş hayatından geliyorum. Hep tırnaklarımla geldim geldiğim yere. Bu çok emek ve mücadele gerektiriyor ama özgüveni de sağlıyor. Fedakarlık gerektiriyor. Dönüp baktığımda çocuklarımın ve eşimin çok ihmal edildiği bir 8 yıl yaşadım.

• Suçluluk hissi mi bu?

Bazen öyle ama onlarla geçirdiğim zamanı kaliteli kullanmaya çalışarak tolere etmeye çalışıyorum.

• Çalıştıkça ışıldıyorsunuz. Bir sonraki kabinede olacak gibisiniz...

Bu görev en az bakanlık kadar önemli, liderimiz teşkilatçılıktan geliyor, önemini biliyor. Bana da güvendiğini hissediyorum, yarın da ne görev verirse yaparım. Ama bunun için ayrıca mücadele etmem. 

 

Facebook Twitter



Kadına şiddet iç güvenlik sorunu seferberlik gerekli, Star Gazetesi Fadime ÖZKAN

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER