AYM'ye giderse Allah'a emanetiz

AYM'ye giderse Allah'a emanetiz Fadime ÖZKAN fozkan@stargazete.com
AYM'ye giderse Allah'a emanetiz
3 Mayıs 2010 Pazartesi

AYM'ye giderse Allah'a emanetiz

2007 ANAYASA TASLAĞINI HAZIRLAYAN HEYETTEN PROF. DR. LEVENT KÖKER:

CHP’nin referandumu AYM’ye götürmesi, halk oyunu mahkemeye götürmek demektir diyen Prof. Köker: AYM’nin önüne bir şey gitti mi ne olacağını bilemeyiz ‘en iyisini’ (!) oradaki yargıçlar bilir.

Prof. Köker: AYM kendisiyle ilgili bir değişikliği anayasaya uygun bulup bulmama gibi bir yargılama yapacak. Bir yargıcın kendini ilgilendiren alacak davasına veya boşanma davasına bakması gibi 

Prof. Dr. Levent KÖKER

Türkiye artık darbe anayasasından kurtulmak, yeni bir anayasa ile yönetilmek istiyor ancak halkın meclisteki temsilcileri siyasi hesaplar nedeniyle buna pek sıcak bakmıyor. Vesayetçi sistemi demokratikleştirmek için yapılan kısmi değişiklikler bile bıçak sırtında geçiyor Meclis’ten. Bu durum Macar hukukçu Andras Sajo’nun kavramsallaştırdığı ‘anayasal an’ın Türkiye için henüz gelmediği anlamına mı geliyor? Anayasa yazımı şüphesiz teknik bir konu, onu sahici ve uzun ömürlü kılacak olan, toplumun ortak siyasi deneyimler sonucu ortak bir duygu ile yeni bir anayasa talep etmesi. Siyasilerin bunu gerçekleştirme istek ve gayret durumları sorgulanmayı gerektiriyor. Anayasal anı, olası referandumun sonuçlarını, CHP’nin değişikliği AYM’ye götürme hazırlığını 2007’de Prof. Ergun Özbudun başkanlığında bir anayasa taslağı hazırlayan bilim heyetinde yer alan Prof. Levent Köker ile konuştuk. Köker, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi.

Anayasa değişikliğiyle ilgili ilk tur bitti, ikinci tur başladı. Değişiklikleri nasıl buluyorsunuz? Değişiklikte dikkati çeken hususlar Türkiye demokrasisinin temel dertleri, hepimizin söylediği, askeri-sivil bürokrasinin demokratik süreç üzerindeki hâkimiyetinin ortadan kaldırılması. Bizimki kadar merkeziyetçi başka bir AB ülkesi yok. Aslında Türkiye’nin kısmi değişiklikten çok yeni bir anayasaya ihtiyacı var ama şu an mümkün görünmüyor. Muhalefetle ve toplumsal uzlaşmayı temin için, özellikle de yüksek yargının yapılanmasından kaynaklanan siyaset üzerindeki vesayetçi kontrolün giderilmesi için değişiklikler yapılmak isteniyor. Çoban zengin olursa soğanın cücüğünü yemek istermiş. Cücükte de bunlar var.

GÜL MADDELERİ AYRIŞTIRAMAZ

• İkinci tur ve sonrasında olası referandumla ilgili bir bekleyiş var şimdi.

İkinci tur önemli çünkü ikinci sayılacak. 330’u geçemeyen maddeler kabul edilmemiş olacak. Hepsi 330 sınırını geçmişse referanduma gidilecek. Kamuoyunda bazı maddeler 367’nin üzerinde geçerse Cumhurbaşkanının bunları ayırabileceği gibi bir yanlış kanı var. Halbuki böyle bir yetkisi yok. Maddelere ayırma yetkisi ancak anayasa değişikliği teklifinin tümünün 367 ile kabul edilmesi halinde. Maddelerin tümü 330’la 367 arasında kalırsa o zaman cumhurbaşkanı kanunun verdiği yetkisi gereği tümünü referanduma gönderme kararı verebilir ama maddeleri ayrıştıramaz. 400 oy almış olsa bile ayıramaz. Anayasa’nın 175. maddesi açık ve net.

DEMİREL DE YAKINIYORDU

• Kamuoyu araştırmalarına göre referandumda değişiklik kabul edilecek, AK Parti dışındaki partilere oy verenlerden de evet diyenler olacak, partiler uzlaşamasa da toplum uzlaşacak gibi görünüyor. Bu sonuç, yapılan değişiklikle ilgili tartışmaları nihayete erdirir mi?

Bence de kabul edilecek. Yüzde 50 artı bir yeterli. Bizim referandumlu anayasa tecrübemiz 82 ve 61 anayasaları. 61 anayasası yüzde 40’a yakın hayır oyuyla kabul edildi ama yaşamadı. Kendi kusurları nedeniyle mi, bu nedenle mi bilmiyoruz. O anayasa çerçevesinde tek başına iktidara gelen ilk parti AP idi, 1965’te yüzde 54 gibi bir oranla iktidar olan Demirel bir iki yıl içinde ‘bu anayasayla devlet yönetilemez’ gibi bir söz sarf etmişti. Başbakan’ın ‘o zaman memleketi Anayasa mahkemesi ile Danıştay idare etsin’ demesi gibi. Bu aslında DP, AP, DYP, ANAP ve AK Parti türü, sağda, muhafazakar-milliyetçi bir kitleden oy alan kesimin 1961 anayasasını kabul etmediğini gösteriyor bize. Ve o anayasa yaşamadı. Korkarım bu değişikliklere yüzde 30-35’lik bir hayır oyu başka kesimden gelecek, belki içlerinde kısmen MHP tabanı da olacaktır. Değişiklikler toplamda yüzde 65, 70 arası evet ile geçer ama yaşar mı, Türkiye’nin sorunlarını çözmeye yarar mı, kuşkum var.

• Yüzde 70 iyi bir oran değil mi?

Yüzde 30 hiç kabul etmiyor demek.

• Ne olması gerek, yüzde 100 haliyle ideal ama herhalde her toplum için de hayal.

Bir şey önermiyorum. AK Parti 2007’de hazırlattığı  yeni anayasa tasağını açıklamadı. Onun yerine 10. ve 42. maddeler değiştirildi, AYM iptal etti. Bu, anayasa tarihimize trajik bir sayfa olarak geçecektir ama ya tarih tekrar ederse? Marx ‘birincisinde trajedi olursa ikincisinde komedi olur’ diyor.

• Referandum sonrası süreç nasıl işler? CHP’nin AYM’ye gitme hazırlığı da var.

CHP bunu AYM’ye hangi aşamada götürecek? Bu değişiklik 367 oyla kabul edilmeyecek. Cumhurbaşkanına gittiğinde iki seçenek var. Diyelim değişiklikler, 338 oyla kabul edildi. 1) Tekrar görüşülmek üzere meclise gönderebilir. Bu durumda Meclisin bunu 3’te 2 çoğunlukla kabulü gerekiyor. 2) Zorunlu olarak kanunun tümü referanduma sunulmak üzere Resmi Gazetede yayınlanacak. Muhalefetin akıl yürütmesi şu sanırım: Resmi Gazete’de yayınlanınca bu artık bir kanundur, yürürlüğe girmesi için referanduma sunulmaktadır. Teknik anlamda yasalaşmış bir metinle karşı karşıyayız. AYM bunu denetleyebilir. Muhalefetin iddiası şu: AYM ve HSYK ile ilgili değişikliklerin yargı bağımsızlığına aykırı olduğu, o yüzden hukuk devleti ilkesine, yani Anayasanın 2. maddede sayılan cumhuriyetin değiştirilemez maddeleri arasında yer aldığına dolayısıyla, değişikliğin teklif edilmesinin mümkün dahi olmayan değişikliklerden olduğu, yoklukla sakat olduğu. Muhalefet bu gerekçeyle referandum öncesinde AYM’ye götürebilir.

• AYM ne yapabilir?

AYM, Anayasa’nın açık hükümlerine rağmen, 2008’deki gibi iptal kararı verebilir. Verirse referandum konusuz kalır. Ya da soğanın cücüğünü iptal eder, kabuklarla ilgili referandum yaparız. Bu ihtimal hukuka uygun değil ama var. Öbür ihtimal daha zor. Kanun Cumhurbaşkanınca referanduma sunulmak üzere Resmi Gazetede yayınlanacak, halk oylaması yapılacak ve diyelim ki yüzde 65-70 oyla kabul edilecek. O zaman bunu AYM’ye götürmek halk oyunu mahkemeye götürmek anlamına gelecek. CHP de kendini, halkoyuyla karşı karşıya getirecek ama tabii halkoyuyla karşı karşıya gelmek gibi bir sorunu olmayabilir ve AYM’ye gidebilir. Ama yokluk iddiası AYM tarafından her zaman görüşülebileceği için ne yapacağını kestirmek zor AYM’nin. AYM şekil denetimi yapar, bunu da kanun üç unsurla sınırlamış. Ama AYM 1971’den, yani denetleme yetkisine getirilen sınırlamadan beri bu sınırlamalar yokmuş gibi davranabiliyor. O yüzden ne yapacağını kestirmek zor.

• Hele de kendi yapısına ilişkin bir değişiklikle ilgili olarak, 1halde...

Kendi kendisiyle ilgili bir değişikliği anayasaya uygun bulup bulmama gibi bir yargılama yapacak. Bir yargıcın kendini ilgilendiren bir alacak davasında veya kendi kendisinin boşanma davasına bakması gibi. Alman bir hukukçu ‘açık denizde ve mahkeme önünde Allah’a emanetiz’ diyor. Türkiye’de AYM’nin önüne bir şey gitti mi artık Allah’a emanetiz, ne olacağını biz bilemeyiz, “en iyisini”(!) oradaki yargıçlar bilir.

Anayasa tecrübemiz var

• Kutuplaşma, siyasi zıtlaşma yeni anayasa için gerekli şartları oluşturmuyor. Yeni anayasaya giden yolu tedrici olarak hazırlamak da bir yöntem olabilir mi?

Bizim konumumuzdaki bir ülke için bu fazla abartılmamalı. Biz Avrupa Konseyi üyesiyiz. AB’ye tam üye adayıyız. İkisinin de beklenti ve gereklilikleri doğrultusunda çeşitli anayasa değişiklikleri yaptık zaten. Temel hak ve özgürlüklerde problem yok. Yasama yürütme ve yargının nasıl teşekkül edeceği sorun. Ama biz hiç sıfırdan anayasa yapmadık, çok güçlü bir anayasa geçmişimiz var bizim. 

AZİM VE KARARLILIK GEREKLİ

• Her anayasanın yazımı siyasi bir süreci ve toplumsal bir ihtiyacı gerektiriyor. Macar hukukçu Andras Sajo bunu ‘anayasal an’ diye kavramsallaştırıyor, siz de vurguluyorsunuz bunu...

Anayasa yazımı teknik bir iş ama ‘bizim yeni bir anayasaya ihtiyacımız var’ duygusunun toplumda oluşması anayasa yapımı için çok önemli. 1. Büyük Millet Meclisi’nin 1921 anayasasını yapma anı böyle bir andır. O meclis halkın kendi mukadderatını eline almasını mümkün kılacak bir siyasi iradi hukuki sistemi hakim kılmak gerçekleştirmek azim ve kararlılığındayız, diyerek girişiyor ve “hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir”e varılıyor. Başbakan da söyledi ‘bu duvarda kalmayacak gerçekleşecek’ diye. Ama 61 ve 82 anayasalarının yapılmasında seçilmiş çoğunluklara karşı bürokratik iktidarların kendi ‘mevzilerini tahkim’ etmesine dönüm bir anayasal süreç işledi. 

Türkiye için ‘anayasa vakti’ çoktan geldi

• 82 Anayasası 30 yıldır istenmiyor, pek çok anayasa çalışması da yapıldı, birinde sizin de katkınız var. Ama bir türlü anayasamızı değiştiremedik. Türkiye için ‘anayasal an’ gelmemiş mi demek bu?

Türkiye’de özgürlükçü ve demokratik bir anayasa düzeninin kurulması yönündeki toplumsal talep oldukça yüksek. Fakat bu talebin tam bir anayasa düzenine kanalize edilebilmesi için siyasi iradenin oluşması bakımından eksiklerimiz var. Özellikle ana muhalefetin sanki demokratikleşmeyle, kurulu cumhuriyet nizamı arasında çelişki gören yaklaşımı. Bunu temsil ettiği toplum kesimleri de paylaşıyor. 2002’den gelen söylem bu kutuplaşmayı yarattı maalesef. Buradan ortak anayasa türetecek bir siyasi irade çıkamıyor. Benzer şey MHP’nin devletle ilgili bir takım hassasiyetler çerçevesinde AK parti iktidarına Kürt meselesi, AB ile ilişkiler, Kıbrıs üzerinden yönelttiği, oy hesabı ve hamasete bağlayamayacağımız, Türkiye kamuoyunda milliyetçi görüşlere sahip seçmen tabanına seslenen ve oradaki anayasa yenilenmesi iradesini bir anlamda frenleyen ya da ‘bunlar başka şey yapmak istiyor’ türünden bir havayla yeni anayasa talebini bozan bir atmosfer var. Bu atmosferde ortak bir siyasi belirlenme toplumun neredeyse tümü istese de çıkamıyor.

• Toplum istiyor ama siyasiler yapamıyor. Ne olacak peki?

Seçmen çoğunluğu onlarda olduğu için AK Parti öncülük etmeli. 

Facebook Twitter



AYM'ye giderse Allah'a emanetiz, Star Gazetesi Fadime ÖZKAN

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER