




TÜRK TARİH KURUMU ERMENİ ARAŞTIRMALARI BAŞKANI PROF. KEMAL ÇİÇEK: Osmanlı can derdine düşmüş, Ermenileri mecburen tehcir etmiş. Arşivden yeni belgeler çıkıyor, devlet Ermenilere karşı korumacı, Ermeniler de şaşıracak.
Beyaz bir sayfa açma gayretindeki Türkiye ile Ermenistan arasındaki en sorunlu alanlardan biri 1915’te ne olduğu. İmzalanan protokol soykırım iddiasını ortak tarih komisyonuna havale etti -ki bu, geçmişin yükünü geleceğe taşımamak demek. Protokol iki ülkenin meclislerinde onaylandıktan en az üç ay sonra komisyon kurulacak.Komisyona Türk, Ermeni, İsviçreli ve diğer uluslararası tarihçiler katılacak ve belgelere bakarak bir tavsiye kararı verecek. Böylece Türkiye kendi tezini uluslararası kamuoyuna ilk kez detaylıca anlatabilecek. Türkiye’nin hazırlıkları neler, elinde neler var diye sorduğumuz Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Masası Başkanı Prof. Kemal Çiçek, “Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917” adlı kitabın da sahibi. Başında bulunduğu bölüm harıl harıl komisyon için çalışıyor. Prof. Çiçek’in komisyona katılacak isimlerden biri olacağı ise kesin gibi.
Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokol tarihçiler komisyonunu karara bağladı. Türkiye’nin istediği bir şeydi bu fakat Ermeniler 1915’le ilgili bir kuşkunun varlığını zımnen kabul anlamına geleceği için isteksizdi. Sizce anlamı ne bunun?
Bu adım çok önemli çünkü Türkiye 1915 ile ilgili kendi tezlerini anlatacak ortam bulamadı şimdiye dek. Birçok ülke Ermeni propagandalarının etkisiyle soykırımı tanımış, cezai müeyyideye bağlamış. Bu ülkeler Ermeni meselesini Nazilerin Yahudilere karşı giriştikleri holokostla eşitlediği için konu özgürce tartışılamıyor, otomatikman size inkarcı sıfatı takılıyordu. Ermenilerin hukuki kararları niye çıkarttığı da ayrıca çok önemli.
• Neden çıkarttılar sizce?
Türkiye 1985’lerden sonra arşiv tasnifine önem verdi. Yeni belgeler ortaya çıktıkça ve Türkiye zar zor da olsa bunları dünyaya anlatmaya başladıkça Ermeniler doğrularının sarsıldığını gördüler ve hukuki müeyyideleri, bunun önüne geçmek için çıkarttılar.
ERMENİLER DE ÇOK ŞAŞIRACAK
• Türkiye’nin son yıllarda 1915 üzerinde durmasının nedeni, dışarıya açıldıkça soykırım iddiasıyla her platformda karşılaşmaya ve sıkışmaya başlaması değil mi?
Tam tersine. 1985’e dek Türkiye çok fakirdi ve muazzam bir arşiv olan Osmanlı arşivinin tasnifi büyük para gerektiriyordu. Arşivler açıldıkça biz de bilmediğimiz bir olayı öğrenmeye başladık. Yeni belgeler çıktı. Bunları Ermeniler de bilmiyor, belgeler önlerine geldiğinde gerçekten şaşıracaklar. Görünce biz de çok şaşırmıştık. Devletin Ermenilere karşı bu kadar korumacı olduğunu, hastane, yetimhane kurduğunu, kaynakları yetmediğinde Ermeni yardım kuruluşlarının kamplara konvoylara yardım etmesine izin verdiklerini bilmiyorduk eskiden.
• Ama tüm bu sürede Ermeniler uluslararası kamuoyunu 1915’te soykırım uygulandığına çoktan inandırmayı başardı!
1990’lara dek Ermeniler büyük neşriyat yaptı. Giragosian, Dadrian gibi araştırmacılar topladıkları belgeleri 1948 soykırım sözleşmesi hükümlerine uydurarak bir senaryo yazdı. Bu, herkesçe öğrenilmiş, beğenilmiş bir senaryo. Ama bunu yıkacak, Ermenilerde de kuşku uyandıracak yeni belgeler var.
• Türkiye bu kadar emin mi belgelerden?
Kesinlikle. Test de ettik. 2005’te Ermeni ve Türk tarihçileri buluştu, 180 belgeyi değiştik. Ermenilerin kendilerinden emin olduklarını fakat 1915’i çok bilmediklerini gördük.
• Ermeni araştırmacıların manipülasyon yaptıklarını nereden biliyorsunuz?
Kaynakları kontrol ediyoruz. Ermeniler diyor ki “tarihi yeniden yazamazsınız”. Ama efendim, yeni belge çıktıkça tarih yeniden yazılır, ve arşivden yeni veriler çıkıyor.
• Osmanlı arşivindeki konuyla ilgili belgelerin tamamına hâkim misiniz şu anda?
Arşivde 150 milyon belge var. Yüz bini tasnif edildi. Bunlara baktıkça görüyoruz ki Osmanlı Ermenilere soykırım yapmamış.
• Ermeniler ‘1915’te soykırım yapıldı 1 buçuk milyon Ermeni öldürüldü’ diyor, Türkiye ise ‘tehcirde ölümler oldu ama soykırım olmadı’. 1948 BM soykırım konvansiyonuna göre ölümlerin kasıtlı-planlı ve dini, ırki, etnik nedenli olması gerek. Ne kadar insan, ne nedenle öldü tehcirde?
Osmanlı sayımlarına göre Ermeni nüfusu tehcir öncesinde 1 buçuk milyon civarındaydı. 1922 sayımına göre ise Anadolu’da iki yüz bin Ermeni var. Bir milyon 300 bin insan mutlaka sevk sırasında öldü, diye hükmediyorlar. Ama öyle değil. 2005’te biz Osmanlı Ermenilerine ne oldu sorusunun sayısal cevabını aradık. Dünya arşivlerini taradık ve Ermenilerin nereye gittiklerini tespit ettik. Gördük ki 1 milyon 3 yüz bin Ermeni sevkiyat sonrasında hayatta kalmış. Burada bazı samimi itiraflarda bulunmak istiyorum.
• Buyrun lütfen:
Osmanlı, Ermenileri evlerinden çıkarttıktan sonra konvoyların sayıları şu kadar olacak, şu yollardan geçecek, geçtikleri yerlerde şu tedbirler alınacak diye genelgeler çıkartmış ama savaştaki bir devlet olarak takibini yapmamış. Bunun için birçok Ermeni çete saldırılarından, hastalıklardan ölmüş. Ama aynı takipsizlik nedeniyle bir çok Ermeni konvoylardan firar etmiş. Bir kısmı Rusya’ya, bir kısmı Gürcistan’a, İran’a kaçmış. 350, 400 bin Ermeni Kafkaslara firar etmiş.
• Tehcirde ölen Ermeni sayısı kaç?
Hiç azımsanmayacak düzeyde. Minumum iki yüz bin, maksimum üç yüz bin.
• Tüm belgeleri gördünüz. Eliniz vicdanınızda söyleyin lütfen: Soykırım yapılmış mı yapılmamış mı?
Kesinlikle yok. Sözel tarihçiler göç edenlerle konuşup, bu bir soykırımdır, Ermenileri askerler öldürdü diyor, asker öldürdüyse devlet öldürtmüştür, diye düşünüyor ama hayır. Askerlerin suistimali var ama gerçekten.
• Ne yapmış Osmanlı bu suçlu askerlere?
Yargılamış. Bu iddiayı çürütebiliyoruz. 1700 kişiye yakın Türkü, Ermenilere kötü muamele yaptıkları, mallarını gasp, canlarına kast ettikleri, kızların bekâretini bozdukları, cinsel istismarda bulundukları için yargılamış. 4 askeri mahkeme kurmuş 1915-1916 yıllarında. 67’sini idam etmiş. Birçok kişiyi sürgün, kürek ve hapis cezasına çarpıtmış. Toplamda 1347 kişi mahkûm olmuş.
DEVLET CAN DERDİNE DÜŞMÜŞ
• Osmanlı bu topraklarda 850 yıl birlikte yaşadığı Ermenileri niye tehcir etti peki?
Tehcir Osmanlının icadı değil, varolan bir uygulama. 1900’de bugün Ermenistan ve Karabağ’ın olduğu bölgede Ermeni nüfusu 1 milyon 3 yüz bindi, 1 milyonu Ruslarca zorla göç ettirilmişti. Bizans da Ermenileri 1064’te göç ettirmiş. 1 milyon 2 yüz bin Müslüman, Kafkaslardan tehcir edilmiş, Anadolu’ya gelenlerin sayısı 7 yüz bin. 5 yüz bini yollarda ölmüş. Tehciri kimse sevimli gösteremez, o yüzden bu olaya biz trajedi diyoruz. Olmamalıydı fakat devlet güvenliğini o kadar tehlikede görmüş. Ermeniler Doğu Anadolu’da kalmaya devam ettikçe bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasının an meselesi olduğunu düşünmüş. Devlet can havliyle gövdesini korumaya çalışıyor. Abdülhamit de, Talat Paşa da Ermeni milletvekilleriyle görüştüğünde demiş ki “Romanya’ya Sırbistan’a Bulgaristan’a bakıp da toprak istemeyin. Onlar kol ve bacaklarımızı aldılar ama siz gövdemizi istiyorsunuz. Gövdemizi size bırakamayız”. Bütün uyarılara rağmen Ermeniler hedeflerinden vazgeçmedikleri için devlet de tehcir yapmak zorunda kalmış.
Tehcir başlamadan 1 milyon Ermeni öldü dediler
• Osmanlı, Ermenileri tehcir kararı alıp uygulamaya kalktığında dünyanın, uluslar arası kamuoyunun tepkisi ne oluyor? Bir kınama ya da tavsiyeye maruz kalıyor mu Osmanlı devleti?
Bu hiç sorulmayan bir soru ama çok önemli çünkü bir nirengi noktası. Tehcir kararı 27 Mayıs 1915’de alınmış. İngiltere, Rusya gibi ülkeler o zamanki haber ajansı Havas’ta bir kınama mesajı yayınlıyor Osmanlıları suçlayan ve “katliam yapıyorsunuz, sizi yargılayıp mahkum edeceğiz, faturasını ağır ödeyeceksiniz” diye. Tarih 20 Mayıs 1915! Ortada daha ne tehcir, ne ölüm var.
• Bunun anlamı ne, neden bu kadar erken bir kınama yayınlanıyor?
Bir örnek daha vereyim: Ermeniler “Elimizde konsolos raporları var, soykırımı ispatlıyor” diyorlar ama nasıl? Tehcir Yozgat’ta 23 Temmuzda başlıyor, Harput’ta 3 Temmuz’da. Tehcir daha yeni başlamışken Harput Amerikan konsolosu nasıl oluyor da 24 Temmuz’da “Bir milyon Ermeni öldürüldü” diye rapor yazabiliyor? Çünkü Amerikan kamuoyunu savaşa girmeye ikna için yaratılmış bir iddia bu, propaganda malzemesi. İtilaf devletlerinin Ermenileri kullanmasının sebebi de Amerika savaşa girinceye kadar Osmanlıları doğu Anadolu bölgesinde oyalamaktı. Ermenilere verilen bu misyonla bağlantılı olarak Amerikan muhafazakâr kitlelerini harekete geçirecek raporlara ihtiyaç duyuluyordu. Bugün soykırım delili diye savunulan bu raporlarların büyük kısmının bu amaçla yazıldığını biliyoruz. Toynbee’nin arşivinden çıkan belgelerin manipülasyon amacıyla Taşnak partisinin Sofya, Bükreş bürolarınca masa başında yazıldığı ortaya çıktı. Hatta konsoloslarca değil konsolosların Taşnak partisi üyesi Ermeni yardımcılarınca yazıldığını da biliyoruz.
• Madem Ermeniler üzerinden bunca komplike ve kolektif bir çaba var Osmanlıya karşı, Osmanlı niye tedbirini almamış?
Almış. Bu suçlamalar oldukça hemen bütün valiliklere fermanlar yollayıp telgraflar çekerek deniyor ki “Aman sevkiyatı doğru düzgün yapın. Muhafız sayısını çok tutun, yolda saldırı tecavüz olmasın, aman zayiat olmasın”. Yetim çocuklara koruyucu aileler buluyor ve o ailelere bu çocuklara şu kadar süre baksınlar iyi baksınlar diye de para veriyor. Bununla ilgili yüzlerce belge var.
• Ortak tarih komisyonunda işler nasıl yürüyecek?
Ermeni, Türk, İsviçreli ve diğer bağımsız tarihçilerden minimum 8 kişilik bir komisyon oluşur. Taraflar tezlerini destekleyecek belgeleri masaya getirir. Hangilerinin 1915 olaylarında temel alınacağına ortak karar verilir. İki tarafın da bazı belgeleri elenebilir. Sonra da komisyon bu belgelere bakarak 1915 olaylarının soykırım olarak tanımlanıp tanımlanmayacağına dair bir tavsiye kararı verecek. Bazı politikacılar tavsiye kararını eleştirse de doğrusu budur. Tarihçiler hukukçu değildir. Soykırım suçtur ve ceza hukukunun alanına girer. O yüzden kesin karar çıkmaz.
• Soykırım olup olmadığına nasıl bakılacak?
Ermenilerin ırki etnik dini kimliğinden dolayı planlı ve kasıtlı öldürülüp öldürülmediğine bakılacak. Mesela tehcirde yetim Ermeni çocukları ailelere veriliyor. Ermeniler diyecek ki “bu soykırım tanıtıdır çünkü ırkı yok etmeye yönelik bir kasıt var”. Biz de diyeceğiz ki “Şu anda da koruyucu aileler var. Bu çocuklar yetim kalmış, onları Suriye’ye göndermekten daha iyisi koruyucu ailelere vermek. Ayrıca devlet bu ailelere para veriyor geçice süre bakmaları için, evlatlık veriyorum demiyor”. Ermeniler diyecek ki “Homojen bir Türk ulusu yaratmak için soykırım yapıldı”. Buna belgeli cevabımız, sevk ve iskân ülke içinde. Mezopotamya çöllerine değil şehir ve kasabalara sevk ediliyorlar. Suriye de ülke içi, Konya da, Kastamonu da. Filistin, Suriye Osmanlı toprağı olmasa, elden çıkacağı bilinse Cemal Paşa Süveyş Kanalını savunmak için ne diye canını dişine taksın? Türkiye sınırları 1915’te çizilmemiş ki! Osmanlı, Ermenileri siyaseten etkisiz hale getirmek için mecburen yer değiştirmiş ama kesinlikle ülke içinde.
• Ne kadar sürer komisyonun çalışması?
On yıllarca sürmez ama iki yıldan az da sürmez.
Irki nefret kesinlikle yok
• Artık siyasi bir iddiaya dönüşmüş olsa da tehcir nedeniyle bireysel acılar yaşandı, bugün de yası tutuyor. Ne demek istersiniz?
Bireysel hikayelere girdiğinizde gerçekten çok acıklı hikayelerle karşılaşırsınız. Ermeni bir teyzede de, Kafkasya’dan sürülen Müslüman da aynı acıyı anlatır. Ama onların dedikleriyle siyasileştirilmiş Ermeni tezleri çok farklı. O Ermeni, aç susuz yürüdük şurada amcamın kızı öldürüldü diyor ama soykırım uygulandı demiyor. Fakat bu hikayeyi manipüle edenler soykırım yapıldı diyor. Benim bireysel olarak kabul etmediğim bu. Bireysel hikayelere de bakmak lazım, mesela mektuplara. Yazıyor “Harput’u terk ederken değerli eşyalarımı İsmail ağaya emanet ettim”. Irki veya dini bir nefret olsa neden bütün değerli varlıklarını bir Müslümana emanet etsin? Ve neden Halep’e gittikten sonra ‘Sağ salim geldim İsmail ağa, eşyalarımı şu adrese gönder” desin? Bunların belgesi var. Suriye’ye gitmiş Ermenilerin mektuplarının hepsini okudum. Orada bir insanlık dramı var ama soykırım yok. O insanlarda komşularına hatta devletlerine karşı bir nefret yok.
Taşnak ve Kudüs arşivi niye kapalı?
• Türkiye’nin arşivleri herkese açık mı, Ermeni araştırmacılar da dahil?
Açık ama her yerde olduğu gibi askeri arşivlere ulaşmak zor. Devlet arşivlerine devredilip, töhmetten kurtulmak lazım.
• Türkiye, Ermenilerin elinde ne olduğunu tam olarak biliyor mu?
Kısmen. Ermeniler bugüne kadar soykırım ispatı için İngiliz Alman Avusturya ve Amerikan kaynaklarını kullandı. Kendi kaynaklarını kullanmadılar. Geçen yıl Taşnak Enstitüsüne başvurdum, olumsuz cevap verildi. Öğrendim ki bugüne kadar araştırma yapabilen araştırmacı sayısı üçmüş. Kudüs’e kaçırılan Ermeni Patrikhanesinin arşivini de sadece iki kişi kullanabilmiş. Rus arşivlerine ulaşabiliyoruz ama bu arşivlerde ne olduğunu bilmiyoruz.
• Tezlerini desteklemek için ellerindeki tüm belgeleri kullanmaları gerekmez miydi? Bu arşivlerde ne var acaba?
Ne desek spekülasyon olur ama korktukları bir şey var belki de. Mümkün olsa Taşnak arşivinde Sofya ve Bükreş bürolarının siyasi faaliyetlerini araştırırım. Kanaatim buralarda masa başı raporlar yazılıp Mavi Kitap’ın yazarlarına ulaştırıldığı.
Fadime ÖZKAN