Terörle mücadelede istihbaratın rolü

Terörle mücadelede istihbaratın rolü Sedat LAÇİNER slaciner@gmail.com
Terörle mücadelede istihbaratın rolü
5 Ocak 2012 Perşembe

Terörle mücadelenin özellikle teröristle mücadele kısmında istihbarat merkezi bir konumdadır. Çünkü istihbarat (intelligence) sadece bilgi toplamak, adam öldürmek veya kışkırtmak değildir, istihbarat temelde ‘akıl’ demektir. Hal böyle olunca istihbarat ayağı noksan bir terörizmle mücadele ‘akılsız bir mücadeledir’. Bu nedenle terörle mücadelenin kalbinde ister ulusal polis olsun, isterse ulusal istihbarat teşkilatı, istihbarat hepsinin en çok önem verdiği unsurdur.

İstihbaratınız iyi ise öncelikle teröristlerin ne yapmak istediklerini doğru anlarsınız. Bunun için bilgilerin sağlıklı bir şekilde merkeze ulaşması ve orada ustalıkla analiz edilmesi gerekir. Bu tahliller sonucunda örgütün makro planları ve taktikleri ortaya çıkar. Devletin terörle silahsız alandaki ve silahlı alandaki mücadelesinde örgütün siyasi-silahlı hedeflerini ve örgüt üyelerinin psikolojisini anlamak nokta-politikalar belirlemesini, böylece geniş kitleleri değil, doğrudan örgütü hedeflemesini sağlar. Örgütün adeta aklını okuyabilen devlet bu sayede her zaman ondan bir adım önde olabilir.

Orduyla olmaz

İkinci olarak silahlı mücadele alanında istihbaratı iyi çalışmayan bir devlet ‘kör bir savaşçı’ya benzer. Saldırının nereden ve ne zaman geleceğini bilemez. Bu durumdaki güvenlik güçleri adeta karanlıkta sağa sola ateş ederler. Ne kadar çok teröristi etkisiz hale getirirlerse o kadar başarılı olduklarını sanırlar. Bu bir labirentte panik içinde ilk gördüğü koridora doğru koşmaya benzer. Elinizde istihbaratça çizilmiş bir yol haritası yoksa hedefe koştuğunuzu düşündükçe hedeften uzaklaşırsınız. Nitekim Türkiye örneğinde böyle olmuştur. Ordu-merkezli bir terörle mücadele anlayışında Türkiye öldürdüğü ve yaraladığı insan sayısına göre başarısını ölçmüştür. Her öldürülen terörist Ordu’nun başarısı sayılmıştır. Oysa ki terörle mücadelede başarı, öldürdüğünüz değil, öldürmek zorunda kalmadığınız insan sayısıyla ölçülür. Ayrıca ordu ile teröristle mücadele daha önce de ifade ettiğimiz gibi balyozla sivrisinek öldürmeye benzer. Çünkü ordular hantaldır ve ağır silahlarıyla geniş alanları tahrip etmek üzere dizayn edilmişlerdir. Nitekim orduların istihbaratı da teröre dönük bir istihbarat değildir. Bakınız dünyanın en iyi istihbarat birimleri askeri değil, nispeten ‘sivil istihbarat örgütleri’dir. Bu örgütlerde de askerler vardır, ancak bunların eğitim-yönetim mantıkları bir ordununkinden tamamen farklıdır.

Kısacası teröristle mücadelede istihbaratınız yoksa hiçbir şeysiniz. Bizde ise mücadele daha çok Ordu-merkezli yürütüldüğü için istihbarat alanında da daha çok askerler etkili oldu. Pek çok noktada MİT mecburen veya bilerek seyirci kaldı veya askeri istihbaratın bir parçası gibi çalıştı. Çoğu kez birimler arasında koordinasyon oluşturulamadı, hatta rekabet ortaya çıktı. Polis istihbarat ise yakın bir zamana kadar bilerek zayıf bırakıldı, güçlendikten sonra ise görev alanı sadece şehirler olarak belirlendiğinden gelişiminden yeterince yararlanılamadı. Buna rağmen toplanan istihbaratın % 80’den fazlası hala polis istihbarattan geliyor ve özellikle örgütün bombalı saldırılarının önlenmesinde polis önemli bir katkı sağlıyor.

Uludere milat olsun

Bu tabloya bakıldığında tüm Türkiye’yi ve terörü bir bütün olarak kapsayacak istihbarat birimlerine ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Ayrıca birimleri hantallaştırmadan ve birbirinin tahakkümü altına sokmadan iyi bir koordinasyon da şart. Demokratik devletlerde bu koordinasyonun doğal lideri Başbakan, İçişleri Bakanı veya Dışişleri Bakanıdır. Bizde ise siviller uzun süre güvenlik işlerinin dışında tutulduğu için, sivillerin öncelikle bu işleri öğrenmesi ve tecrübe biriktirmesi gerekiyor.

Özetleyecek olursak, Uludere istihbaratın yeniden yapılanmasında bir milat olabilir. Buradan çıkarılacak derslerle daha güvenli, ama aynı zamanda daha esnek bir istihbarat yapısı oluşturulabilir. Ayrıca Uludere’de yaşanan hatalar terörle mücadelede zayıflamaya değil, kararlılığın artarak devam etmesine vesile olmalıdır. Çünkü Uludere benzeri dramlar devletin hatalarından önce terör o bölgede olduğu için yaşanıyor.

Facebook Twitter



Terörle mücadelede istihbaratın rolü, Star Gazetesi Sedat LAÇİNER

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı

• Demokrasi bloğu dağılmamalı 23 Şubat 2012 Perşembe
• Obama doktrini 21 Şubat 2012 Salı
• Asıl güç eğitim 19 Şubat 2012 Pazar
• İstihbaratın denetimi 16 Şubat 2012 Perşembe
• MİT ne yapmalı? 12 Şubat 2012 Pazar
• Osmanlı hoşgörüsü 5 Şubat 2012 Pazar
• Hamas ve Suriye 2 Şubat 2012 Perşembe


İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER