Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, katsayı uygulaması konusunda Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararına tepki gösterdi.
Kararı 'ideolojik' olarak nitelendiren Kurtulmuş, anayasada düzenlenen bir hakkın mahkeme kararı ile kısıtlanması veya ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını kaydetti.
Anayasada belirtilen hakların geniş anlamda ve bilakis hakların genişletilmesi yönünde yorumlanması gerektiğine dikkat çeken Kurtulmuş, özgürlüklerin esas yasakların ise istisna olduğunu belirtti.
Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Kurtulmuş, Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı vermesinin vahim bir yanlış, büyük bir adaletsizlik olduğunu vurguladı.
Kararın ne hukuka ne de hakkaniyete uygun olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Daha önce olduğu gibi yine siyasi ve ideolojik kaygılarla hareket eden Danıştay'ın bu kararları hukuk açısından son derece sakıncalıdır. Daha önce, benzer bir durumda yetkisizlik kararı veren Danıştay'ın ikinci kez yürütmeyi durdurmasını hukuken anlamak mümkün değildir. Bu karar içinde bulunduğumuz siyasal ve toplumsal gerginliği daha da artıracak niteliktedir. Ayrıca İstanbul Barosu'nun durumdan vazife çıkartarak Danıştay'da dava açmasını ise aynı nedenlerle son derece sakıncalı ve yanlış buluyoruz. Danıştay'ın bu kararı ile Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen 'Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir' hükmü ve 42.maddesinde belirtilen 'Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir' hükmü hiçe sayılmıştır. Anayasada düzenlenen bir hakkın mahkeme kararı ile kısıtlanması veya ortadan kaldırılması mümkün değildir. Anayasa'da belirtilen hakların geniş anlamda ve bilakis hakların genişletilmesi yönünde yorumlanması gerekmektedir. Çünkü özgürlükler esas, yasaklar ise istisnadır. Danıştay'ın kararı sonucu bu yıl bir milyonu aşkın öğrenci adaletsizliğe ve haksızlığa uğrayacaktır. Bu sonucu hukuk, mantık ve insaf ile izah etmek mümkün değildir." ifadelerini kullandı.
YAP-BOZ OYUNU DEĞİL
Bu işin 'yap-boz oyunu' olmadığına dikkat çeken Kurtulmuş, milletin engelleri kaldırsın diye işbaşına getirdiği AK Parti hükümetinin anayasa değişikliğini göze alamadığını ve geçici, sonuç almayan, oyalayıcı taktiklere başvurmaya devam ettiğini savundu.
Yaşanan sürecin anayasa değişikliği yönündeki taleplerinin ne kadar haklı ve ivedi bir konu olduğunu bir kez daha ortaya koyduğuna işaret eden Kurtulmuş, şöyle devam etti: "Çünkü darbe ürünü olan 1982 Anayasası ve buna dayanarak yapılan çarpık kanunlar, özgürlüklerin önündeki en büyük engeldir. Derhal yeni bir anayasa yapılmalı ve referanduma götürülerek millet idaresine sunulmalıdır. Aksi halde yaşanan kaos artarak devam edecektir. 12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK'ün, 28 Şubat darbesi sürecinde aldığı karar hala yürürlükten kaldırılamamıştır. Üniversiteye girişte meslek liseleri de dâhil olmak üzere tüm lise mezunlarının mağdur olmadan eşitliğini sağlayacak yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır. Hükümet daha fazla kararsız kalmamalı kalıcı ve köklü bir çözüm için adım atmalıdır.
Saadet Partisi olarak başından bu yana Türkiye'de kapsamlı bir siyasi ve hukuki reform sürecinin gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bütün vatandaşlarını eşit, özgür ve özde yurttaşlar olarak gören, millet iradesi üzerinde hiçbir vesayet ve dayatmanın kabul edilmeyeceği köklü ve yapısal bir reform sürecinin önemini vurguluyoruz. Eğer hükümet, bizim yaptığımız çağrılara, uyarılarımıza ve tekliflerimize kulak verseydi, Türkiye bu tartışmaları çoktan aşmış olacaktı. Danıştay'ın aldığı bu son karar; uyarılarımızın haklılığını ortaya koymakla kalmayıp, Türkiye'nin, siyasi ve hukuki reform ihtiyacının ne kadar ertelenemez olduğunu da göstermektedir. Bu noktada, hükümetten keyfi yorumlara, ideolojik mülahazalara imkân tanımayacak yasal ve yapısal düzenlemeleri bir an evvel hayata geçirmesini talep ediyoruz. Saadet Partisi olarak bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız." (CİHAN)
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
Ülkücü paradigmanın iflası
YARSAV fişledi biz de aldık
Bedri ile Fazıl
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Ben hepinizin annesiyim
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa