Bir Amerikan gazetesine röportaj veren CHP Genel Başkan Yardımcı Onur Öymen, başörtülü kadınları Almanya'daki Nazi örgütü 'Kara gömleklilere' ve İtalya'daki faşist 'Kahverengi gömleklilere' benzetti mi?
Röportajın ortaya çıkması ve sözlerinin Vakit, Hürriyet gibi gazetelerde yayınlanması üzerine hızlı bir inkâr ve yalanlama harekatına girişti. Önce Hürriyet'i, sonra Vakit'i, son olarak da Amerikan gazetesini sözlerini çarpıtmakla suçladı. Hürriyet ve Vakit'te yer alan tercümelerin yanlış olmadığını gören Öymen, son suçlu olarak Amerikan gazetesini ilan etti. Öymen, röportajı verdiği Amerikalı gazeteciden, Dion Nissenbaum'dan konuyla ilgili bir düzeltme yayınlamasını istedi. Ancak, Amerikalı gazeteci Öymen'in düzeltme talebine bant kayıtlarını ve bant çözümünü yayınlayarak cevap verdi. Yayınlanan bant çözümünde, Öymen'in başörtülüleri Nazi kara gömleklilerine ve faşist kahverengi gömleklilere benzettiği açıkça görülüyor.
Tartışma yaratan yazı
ABD'li gazetecinin son yazısı
Onur Öymen'in ses kaydı
İşte, Onur Öymen'in okuyanı dehşete düşüren benzetmeleri yaptığı röportajın bant çözümü:
Soru: 'Amerikan Anayasası altında ülke ya da devlet kadınların üniversitelerde başörtüsü kullanmaları engellenseydi onların dini
özgürlüklerini kısıtlamak olarak görülürdü.'
ÖYMEN: Tabii ki, çünkü Amerikan toplumunda İslamlaşma ya da Amerika'da
Şeriat hükümetlerinin olma tehlikesi yok. Sizin öyle bir tehdidiniz yok. Eğer bazı Kızılderili öğrencileriniz geleneksel giysilerini giyerlerse, kaygılanmayız çünkü onları tehdit olarak görmeyiz. Ama eğer bunu dini devletin sembolü olarak Türkiye'de kullanırsanız, o zaman farklı. Örneğin, Almanya'da neden Nazi kıyafetleri, üniformaları
yasak? Almanya'da demokrasi yok mu? Neden böylesi üniformaları yasaklıyorsunuz? Çünkü Nazi geleneklerini canlanacağına dair tehdit algıladıkları için. Farkı görüyor[mu]sunuz .
RÖPORTAJ ÜZERİNE AHMET KEKEÇ'TEN ÜÇ YAZI
AFERİN ONUR ÖYMEN'E
UTANMALARI DA YOK
BİR KEZ DAHA AFERİN ONUR ÖYMEN
Soru: O zaman siz başörtüsünü özdeşleştiriyorsunuz Nazi…'
ÖYMEN: Tabii ki, evet. Herhangi bir şey, sadece başörtüsü değil, ama herhangi bir şey, herhangi bir üniforma, siyasi inancın veya dini inancın sembolü olarak kullanıldığında topluma hükmeden dini ve ulusal
semboller olurlar. Örneğin, Hitler zamanında, Hitler gençleri siyah gömlekler giydirildiler, onlar da kendilerine Karagömlekliler dediler. Nazi ideolojisinin sembolü oldu. Mussolini zamanında kahverengi gömlekler giyerlerdi, dolayısıyla kahverengi gömlek giyenler tanım olarak Mussolini taraftarlarıydılar. Bu tip şeyler sadece otoriter rejimlerde olur. Demokrasilerde değil. Batı dünyasında insanların siyasi felsefesini veya inançlarını sadece kıyafetlerine bakarak tanımlayamazsınız. Bu onların Türkiye'de yapmaya çalıştıkları şey. Sadece başlarını örtmek değil, ama öyle örtünmek ki sadece bu partinin ideolojisine inanların yaptığı şekilde örtmek. Bu Anadolu kadının geleneksel başörtüsü değil. Hiçbir şekilde alakası yok, tamamıyla, 20-30 yıl öncesine kadar Türkiye'de böyle bir şey görmedim. Başını bu şekilde örten tek bir insan görmedim. Dolayısıyla iktidar partisinin sembolüdür, veya doğrusunu söylemek gerekirse, bir siyasi-dini ideolojinin sembolüdür. Ve Lübnan'dan ithal edilmiştir. Asıl olarak Lübnan'da kullanılmıştır ve Türkiye'ye sembol olarak ithal edilmiştir. Ve Başbakan dedi ki, eğer sembolse bunun nesi yanlış? Dolayısıyla siyasi sembol olarak kullanıldığını kabul etmektedir.
Soru: 'Ama Karagömleklerle Kahverengi gömlekleri, milyarlarca insanın
başörtüsüyle, dindar bir partiyle bir nevi özdeştirmek biraz …'
ÖYMEN: Biraz abartılı olduğunu düşünebilirsiniz. Olabilir. Olabilir. Ama başlangıçta, Hitler siyasi parti olarak seçildi. Oyların yüzde 44'ünü aldı, tanım olarak Nazi olmayan Almanların oylarını aldı. Ama zamanla ülkeyi otoriter sistem, totaliter sisteme dönüştürdü …Bugün İktidar partisini Hitlerle karşılaştıramam. Tabii ki hayır. Ama artinin seçilmiş olması, demokrasi kurallarına her zaman uyacağıanlamına… Fark budur. Yani Hitler siyasi ideoloji ya da ulusalcı ideoloji için yaptı. Şimdi ülkemizde İslami toplum için seçimlerde siyasi desteklerini kullanıyorlar. Dolayısıyla, bir hafta dahi bulamazsınız, gazetelere bakın, geçtiğimiz beş küsür sene içerisinde bu hükümetin üyelerinden birinin dini bir konuyu gündeme getirmediği bir hafta dahi bulamazsınız.
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
YARSAV fişledi biz de aldık
Ülkücü paradigmanın iflası
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
Bedri ile Fazıl
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Ben hepinizin annesiyim
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa