Nurgül şimdi de kötü kadın

Nurgül şimdi de kötü kadın Alin TAŞÇIYAN atasciyan@stargazete.com
Nurgül şimdi de kötü kadın
15 Ağustos 2010 Pazar

Nurgül şimdi de kötü kadın

Handan İpekçi’nin yazıp yönettiği Çınar Ağacı adlı filmin Alemdağ Çamlıca Huzurevi’ndeki çekimlerine konuk olduk

Handan İpekçi ve filmin başrolünde katı, hırslı bir kadını canlandıran Nurgül Yeşilçay ile sohbet ettik

Nurgül Yeşilçay karakterini ve konuyu bir çırpıda anlatıverdi: “Sonay klasik dramaturjide kötü kadın denebilecek biri. Filmde çatışmayı yaratan o. Çalışan bir kadın, çocuğu var altı yaşlarında. Bir sürü şey yapmak istiyor kariyer anlamında ama yapamıyor, bunun gerginliğini yaşıyor. Hayatı çok hızlı yaşıyor. Çok hızlı yürüyor, çok hızlı konuşuyor, her şeye çok çabuk sinirleniyor. Onun için annesini huzurevine göndermek normal bir şey, orada daha rahat eder diye düşünüyor. Bütün kardeşler için de daha rahat olacağını düşünüyor. Bunu kötülük olsun diye yapmıyor ama sonra işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor. O da bir değişim, dönüşüm yaşıyor...”

Kariyer, hızlı tempo, annelik başarılı oyuncunun hakim olduğu konular ama Sonay’ı özdeşleşemeyeceği kadar sert buluyor: “Çocuğu olmayan biri için çok zor bir rol olabilirdi. Yeri geldiğinde çocuğa bağırabiliyorsun. Ama onun en ufak üzüntüsünde ondan daha fazla üzülmeye başlıyorsun. Anne olmasaydım ‘Bu sahneleri çok abartmışsın Handan, hiçbir anne çocuğuna böyle davranmaz,’ diyebilirdim. İşimiz gereği herhalde daha duygusal insanlarız, ani çıkışlarımız inişlerimiz var, Sonay her şeye daha sert bakıyor. Minimalist bir yaklaşımla yaşıyor. Yoga, pilates yapıyor rahatlamak için. Bu hayatın insanı... Biz değiliz, ne içindeyiz ne dışındayız... Sonay tam merkezinde duruyor.”

HANDAN İNSANI DİNLER

Handan İpekçi Büyük Adam Küçük Aşk’ı yaptığı dönemde, Nurgül Yeşilçay onu arayıp kutlamış. İlk kez o telefon konuşmasında tanışmışlar, şimdi de birlikte çalışıyorlar:

“Ben yönetmen oyuncu ilişkisine çok inanıyorum. Anlaşamıyorlarsa o filmden hayır gelmez. O yüzden senaryodan önce yönetmene bakıyorum. Handan, doğru bir şey söylerseniz dinliyor. Bu benim için çok önemli bir özellik, çünkü Türkiye’de çoğu kişi ben bilirim der. Handan’ın yaşı, tecrübesi benimkinden çok fazla, dinlemeyebilirdi... “

Yeşilçay, yönetmeni kadar rol arkadaşlarından da memnun: “Celile Toyon bu film için büyük bir şans. Bazen kamera arkasından bakıyorum... O kadar iyi ki nazar değecek diye korkuyorum! Celile Hanım, muhteşem oldu, onunla oynamak büyük bir keyif.”

KURTLARIMI DÖKMEK İÇİN

Yeni sezonda Yeşilçay’ı yine televizyon ekranlarda göreceğiz. Daha çok film yapmak isterdi ama senaryolardan yana dertli!

“Bana çok fazla senaryo geliyor, ama matematiği yok. Sadece Robert McKee’nin kitabı okunarak senaryo matematiği kuruldu sanıyorlar, oysa antik Yunan’dan başlamak lazım. Biz dramaturji dersi aldığımız için benim gözüme çok batıyor kötü senaryo. Bir de sistematiği oturmadı sinemada çalışmanın. Bunun sendikayla ilgisi yok, bence mantaliteyle alakası var. Dünyanın en önemli sektörüdür eğlence. Politikayı bile yönlendirebilirsin! Belki yapımcıların eline güç verildi, onlar yönlendiriyor gibi görünüyor ama büyük oyunlar dönüyor, reklamverenler, televizyon yöneticileri var işin içinde. O yüzden ha deyince değişecek şeyler değil. Dizi 90 dakika olmasa, dünyadaki gibi 45 dakika olsa -60’a da razıyız- daha insani şartlarda çalışırız.”

Dizilerin futbol maçı kadar sürmesi ve ekipleri perişan etmesi herkes kadar Yeşilçay’ın da kaygısı... Bu yüzden sinemanın oyuncu açısından avantajını vurguluyor! “Süre daha kısa olsa dizilerin kalitesi, insanların da estetik zevki yükselecek. O kadar basit değil dizi yapmayalım da sinema yapalım, demek. Ben sinemayı şu nedenle diziye tercih ederim: 90 dakika dizi sesli çekilemediği için oyunculuğun çıkmıyor ortaya. Dublaja göre oynamaya başlıyorsun. Bir odaya kapanıyorsun dublajda, oyununun aynısını yapmaya çalışıyorsun, olmuyor. O yüzden oynarken şurayı biraz esli yapayım da dublajda rahat edeyim diyorsun. Oyunculukta kurtlarını dökemiyorsun. Ben kurtlarımı dökmek için sinema filmi yapıyorum.”

Yeşilçay’ın döktüğü kurtları yeni sezonda toplamayı dört gözle bekliyoruz!

 

Yönetmen Handan İpekçi

Filmim çok izleyiciye ulaşsın isterim

• Çınar Ağacı nasıl bir film?

Bir anneanne ile torunu ekseninde ilerleyen bir sevgi filmi. Aile ilişkilerini ve günümüzde yok olan bazı değerleri irdeliyor.

• Oyuncu kadronuz göz dolduruyor...

Başrolde Nurgül Yeşilçay, Celile Toyon ve 5,5 yaşındaki oyuncumuz Deniz Deha Lostar. Yardımcı oyuncularımız da çok iyi Suzan Aksoy, Settar Tanrıöğer, Jülide Kural, Ragıp Savaş ve Nurgül’ün ayrıldığı eşini Nejat İşler oynuyor. Ayrıca huzurevi sakinlerinden biri rolünde Erol Keskin var.

• Aile yapısına mı odaklandınız filmde?

Hepimizin bir ailesi var. Hepimiz gözlüyoruz, içinde yaşıyoruz, günümüzde bazı değerlerin nasıl çatırdadığını... Özellikle şehirli orta sınıf ailesine odaklanmış bir film bu. Büyüklerin bir yük olarak görülürken ne kadar birleştirici bir rol oynadığını anlatmaya çalışıyorum.

ÇOCUK YOLA GETİRİYOR

• Filmlerinizde hep bir çocuk kahraman vardır. Onun gözüyle bir öykü anlatılır ve çocuğun anlamlandıramadığı meselelere odaklanırız...

Evet, çocuğun etrafında anlamlandıramadığı birtakım şeyler oluyor ve o çocuğun saf duyguları aileyi de, bireyleri de yola getiriyor. Özellikle annesini! Çünkü anne şehirli, 30 yaşlarında, günümüz iş kadını formatında... Aileye karşı daha mesafeli ama çocuk onun o duygularını kırıyor.

• Darbe döneminde geçen Babam Askerde ve hücre evi baskınıyla başlayan Büyük Adam Küçük Aşk’ın ardından Çınar Ağacı’nda çocuk gözüyle tamamlanan bir şey var mı?

Arkaplanda anneanne bir cumhuriyet insanı... O kuşağın bugün içinde bulunduğu durumu resmeden ve o kuşağa da selam gönderen bir film. Politik yanı var mı diye sorarsan durum bu. Çok üstüne basmamakla birlikte günümüzdeki hayat tarzının ailelere nasıl yansıdığını gösteren bir film olacak.

HUZUREVLERİ OLMALI AMA...

• Çok hoş bir huzurevinde çekimler... Yine de huzurevi Türkiye’de adının aksine huzursuzluk verir. Filmdeki yaklaşımın nedir?

Bir yaşlı bütün yakınlarını kaybetmiş olabilir. Böyle kurumların varolması çok doğal. Ama çocuklarının bakmayıp huzurevine bırakması belki tartışılabilir. Eğer kendi tercihleri değilse... Yoksa ben huzurevlerine karşıyım diye bir şey asla yok. Önemli olan aile ilişkilerinin, aile düzeninin bozulması. Sevginin hep birleştirici bir duygu olduğunu, aile büyüklerinin belki de iki gün sonra hayatlarında olmayacağını, o insanların ne kadar değerli olduğunu anlatmak istedim.

• Bu filmde nasıl bir tarz benimsediniz?

Bu filmde yine klasik bir anlatım var. Klasik, samimi, sade bir film olacak. Bir iddiam yok. Bazen sadeyi yapmak, samimiyeti yakalamak daha zordur. Geniş izleyici kitlesine ulaşmasını istediğim bir film yapıyorum.

Facebook Twitter



Nurgül şimdi de kötü kadın, Star Gazetesi Alin TAŞÇIYAN

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER