



Kaptan Feza ilk başta Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu misali bir film çağrışımı yapmasına rağmen, bambaşka bir tarzda. 70’li yıllarda Yeşilçam’da birçok örneği görülen fantastik içerikli trash yapımlardan biri, film içinde film olarak belirip olayların gelişimini, her iki anlamda da dramatik biçimde etkiliyor. Bu filmin adı da Kaptan Feza. O adı taşıyan karakteri canlandıran aktör, aynı zamanda asıl filmde Hakan Karahan’ın canlandırdığı kişinin babası. Çoğu avantür olan B filmlerinin unutulmaz aktörüymüş... Alkolün pençesine düşüp bir otel odasında oğlu tarafından ölü bulunmuş olsa da...
YEŞİLÇAM GÜNLERİNE DÖNDÜM
Her filminde farklı bir tarz uygulayan Ümit Ünal, Kaptan Feza ile bir Yeşilçam senaristi olarak mesleğe başladığı günlere döndüğünü söylüyor. “Kaptan Feza’yı Hayallerim Aşkım ve Sen gibi görüyorum. Ben ticari sinema kanadından geliyorum. Senarist olarak Atıf Yılmaz, Halit Refiğ ve Ertem Eğilmez ile çalıştım. Yazıp yönettiğim 9, Ara ve Gölgesizler deneysel filmlerdi. Kaptan Feza’da köklerime dönüyorum. En iyi bildiğim ve inandığım şeyi yaptım: Yeşilçam sinemasını. Geçmişime, çocukken izlediğim macera filmlerine dönüş yaptım.”
Tetikçisi olduğu çeteden ayrılıp, köyünde sakin bir hayat sürmek için yola düşeceği gün, psikopat çete reisi Selami tarafından tuzağa düşürülen Kerim, onlardan kaçarken bir gecekonduya sığınır. Burada yaşayan, solcu anne babası öldürülmüş, onların hemşire arkadaşı ve babaannesiyle yaşayan minik Asu ile karşılaşır. Asu Kaptan Feza filmini sürekli izleyecek kadar çok seven, hayalperest bir kızdır. Babasına ikiz kadar benzeyen Kerim’i görünce onun uzaydan gelen Mavi Kuvvetler komutanı olduğunu ve Mor Kuvvetler’den kaçtığını sanır. Olaylar bunun üzerine gelişir.
POPÜLER TÜRLERİN YAPBOZU
Ümit Ünal’ı en başta öyküyü yazmaya iten neden “Ayrı dünyaların insanlarının bir yerde hapis kalmaları, birbirlerine mecbur olmaları” imiş. Ünal “Hayat hesaplaşması yapmak hoşuma gidiyor” diyor. Eleştirmen olarak Kaptan Feza’da benim hoşuma giden ise Türk sinemasının popüler türlerinden oluşan yapboz hali. Ünal kahramanın babasının oynadığı Yeşilçam filmlerine benzemesine çalışmış. Bildiğimiz klişeleri kullanmış: “Bu filmler her gün karşılaştığımız, hep var olan şeyler. Hala hayatı algılayışımızı etkiliyor. Hala toplumsal bellekte yeri var o filmlerin.”
Aikidocu Hakan Karahan dublör kullanmıyor
Bu proje 10 yıldır Ümit Ünal’ın aklındaymış: “Komedi türünde, neredeyse kapalı tek mekanda olacaktı. Ömer’in çeteden kaçarken saklandığı gecekondunun içinde geçecekti. Hatta Cem Yılmaz’ı bile düşündüm rol için. Proje aniden gündeme gelince Hakan Karahan’ın başrol oynayabileceği bir hikayeye dönüştürdük. Bu olayın öncesini ve mafya kısmını düşünmemiştim. Bunları ekledik ve aksiyon filmine dönüştürdük.”
Türk sinemasında aksiyonun iyi örneği parmakla gösterilecek kadar azdır. Doğrusu Ümit Ünal ve Hakan Karahan bu konuda oldukça becerikli: “Gölgesizler’de bir at sahnesi var. Onu çekerken aksiyon cazip geldi. Bu filmde de rahatça yapabildik. Hakan 19 yıllık aikidocu. En yüksek kuşaktan bir eğitmen. Hiç dublör kullanmadı. Aksiyonda şiddet öne çıkmasın da biz oradayız ve olayları uzaktan izliyoruz gibi olsun istedim. Şiddeti abartmadım. Ağır çekimler adamın dünyasına girdiğimiz sahneler. Birçok kişiyi dövmesini, lunaparktaki dövüş sahnesinde camın kırılmasını tek planda çekmekte ısrar ettim. Görkemli bir sürü detayla çekmek de vardı. Oysa o sırada Kerim başka bir aleme dalıyor. Diğer katillerden farklı bir adam... 50 yaşına gelmiş ve hayatını sorguluyor.”
Gerilimi insanın kafasında yarattı
Ümit Ünal’ın son filmi Ses, mart ayında gösterime girecek. Ünal, yeni filmiyle ilgili olarak şunları söylüyor: “Şimdiye dek yapılan korku filmlerimiz doğaüstü olaylara dayanıyordu. Din kaynaklı, cinler, büyü vs. Ses’te ilk defa psikolojik kaynaklı, insanın kafasının içinde oluşabilecek bir gerilim yarattık. Senaryo görsel ve stil olarak birçok şey denemeye imkan veriyordu. Kadromuz da çok iyi oldu Selma Ergenç, Mehmet Günsur, Işık Yenersu, Eylem Yıldız, Serra Yılmaz oynuyor. Ses bitince yaza yeni bir proje daha hazırlayacağım. Şimdi bir aşk hikayesi yazıyorum.”
Alin TAŞÇIYAN