Sokak köpekleriyle ilgili en iyi çözümü Osmanlı uygulamıştı

5 Temmuz 2009 Pazar
Sokak köpekleriyle ilgili en iyi çözümü Osmanlı uygulamıştı

Sokak köpekleriyle ilgili en iyi çözümü Osmanlı uygulamıştı

12 yıl boyunca İstanbul’da yaşayan Catherine Piguet’nin burada edindiği dostlar arasında sokak köpekleri de vardı. Piguet geçtiğimiz günlerde İstanbul’un Köpekleri adında bir de kitap yazdı

Sokakta yaşayan kedi ve köpekler Doğu’ya mahsus. Örneğin İngilizlerin kedi sevgisi ünlü ama Londra sokaklarında kedi yok. Tabii köpek de. Ama mesela Tunus’ta ikisine de, tıpkı burada olduğu gibi bol bol rastlarsınız.

İstanbul’un sokak köpekleri, hayvan dostu Catherine Piguet’nin ilgisini çekmiş. Paris’in, Türk göçmenlerin bolca bulunduğu bir bölgesinde doğup büyüyen Piguet okul arkadaşlarının davetiyle gelmiş İstanbul’a ilk kez. Daha sonra bu kentte iş bulunca hiç tereddüt etmeden İstanbul’a yerleşmiş, Türkçe öğrenmiş, evlenmiş ve dostlar edinmiş; bunların arasında hayvanlar da varmış. ‘Evde sekiz kedim vardı, sokakta ise arkadaşlık ettiğim köpekler. Bana madem o kadar seviyorsun, evine al köpekleri diyorlardı ama köpek evde mutsuz olacak. Ama o benim arkadaşım, birlikte alışverişe çıkardık, markete giderdik’ diyor.

Köpekleriyle gezip halı satan Osman’la tanışması hayatında bir dönüm noktası. Köpeklerle ilgili anlattıkları ve yaşadıkları Catherine Piguet’nin onunla ilgili bir film yapmaya karar vermesine sebep olmuş. ‘Köpeklerinden dolayı sorunlar yaşıyordu, bir sürü yere girmesine izin vermiyorlardı. Sonra Fransa’ya döndüm ve bu konuda bir sürü kitap okudum. Ayrıca hem İslam’da hem de Hıristiyan geleneğinde köpeklerin yeri üzerine araştırmalar yaptım. Ve beş yıl önce, Türkiye’yi terk etmeden kısa bir süre önce Osman’la bir söyleşi yaptım’ diyor. O söyleşi, geçtiğimiz günlerde Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan İstanbul’un Köpekleri adlı kitabı yazmasına yol açmış.

Ona Türkiye’de sokak hayvanlarıyla ilgili tutumla Avrupa’daki arasındaki farkı soruyoruz, ‘Avrupa’nın hiçbir büyük şehrinde sokakta kedi köpek görmezsiniz. Şimdi Paris’te kediler olabiliyor ama çok az ve hepsinin mikroçipi var, düzenli olarak besleniyorlar. Köpeklere ise izin yok. Ama burada öyle değil. Kediler her yerde daha çok seviliyor. Sokaktaki kedilere bakan bir sürü insan var ama köpeklerden korkan çok, çok tatlı köpekler bile sevilmeyebiliyor’ diyor ve şöyle devam ediyor ‘Evsizler çoğunlukla sokakta başlarına gelebilecek tehlikelerden kendilerini korumak için köpek sahibi oluyorlar. O köpek onlara arkadaşlık da ediyor aynı zamanda. Çünkü insanlar sokakta yaşayanlarla konuşmuyor, onları görmezden geliyor. Ama Fransa’da evsizlerin, soğuk havalarda sığınaklara giderken köpeklerini de yanlarına almaları yasaklandı.’ Piguet kedilerle köpeklerin farkıyla ilgili sorumu ise şöyle cevaplıyor: ‘Kediler daha bağımsız çünkü karınlarını kendi başlarına doyurabilirler, kuş avlarlar falan. Ama köpekler öyle değil. İnsanlara bağımlılar, ya biri onlara yiyecek verecek ya da çöpten, artıklardan bulacaklar. Köpekler daha kolay eğitilirler, çocuklara zarar vermeden oynamayı öğrenirler. Bence köpekle insan arasında güçlü bir bağ var.’

Catherine Piguet, sokak köpekleriyle ilgili en akla yakın çözümü Osmanlı’nın uyguladığını, köpeklerin her mahallede belli bir yerde tutulup düzenli beslendiğini hatırlatıyor. Bugün için kendisinin bir çözüm önerecek durumda olmadığının altını çizerek ‘Dünyanın başka yerlerinde köpekler kısırlaştırılıyor, en iyi çözüm bu. Bunun da belli bir biçimde yapılması gerekir çünkü aksi halde kısırlaştırılmış olan köpeği diğerleri dışlıyor. Burada sığınaklara konuluyorlar ama orada mutlu ya da rahat olmuyorlar. Ama kimse onları evine almaz. Zehirleme ise kesinlikle çözüm değil. Herkesin tanıdığı, bildiği hatta zaman zaman sahibi olan köpekler de zehirlendi’ diyor.


AYŞE DÜZKAN
aduzkan@stargazete.com

Facebook Twitter



Tarih:5 Temmuz 2009 Pazar

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

DİĞER PAZAR HABERLERİ

YAZARLAR

SICAK HABER