ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Onları hastalık değil işsizlik korkutuyor - PAZAR

Onları hastalık değil işsizlik korkutuyor  

5 Ekim 2008 Pazar, 02:31   PAZAR
  

Onları hastalık değil işsizlik korkutuyor

Geçen hafta İstanbul’da düzenlenen HIV/AIDS Sempozyumu için bir araya gelen AIDS hastalarının birçoğu hayata pozitif bakmaya çalışıyor ama dışarıdaki hayat buna müsaade etmiyor. Hastalığı yüzünden işten atılan, hastanelerde doktorların önyargılarına maruz kalanlar bile var. AIDS hastası olduktan sonra yaşama tutunmaya çalışanlarla konuştuk


Geçen hafta İstanbul’da bir sempozyum vardı. Organizasyonu diğerlerinden ayıran en önemli yanı ise katılımcılarının çok cesur olmasıydı. Çünkü konu, ‘çağın vebası’ olarak tüm dünyanın korkulu rüyası haline gelen HIV/AIDS ile ilgiliydi. İngiltere’den HIV Eğitim ve Kaynak Sağlama Girişimi (HIVTRI) ile Türkiye’den Pozitif Yaşam Derneği’nin 24-25 Eylül tarihlerinde İstanbul’da düzenlediği HIV/AIDS Sempozyumu, sadece tıp camiası veya sivil toplum örgütlerini değil, bu virüsü bedeninde taşıyan onlarca Türk ve yabancı AIDS hastasını da bir araya getirdi.

Kendi deyimleriyle uzaylı muamelesi gören bu insanlar, aslında sizin benim gibi gayet sağlıklı. Hatta hepimizden daha pozitif bakıyor hayata. Ancak günlük hayatları hiç de toz pembe değil. İşlerinde, sosyal çevrelerinde, bu virüsü taşıdıkları öğrenildiği an, hatta şifa bulmaları gereken yerde, hastanede bile acımasız bir ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Hastalığı yüzünden işten atılan, hastanelerde adeta ‘fişlenen’, kimi zaman Hipokrat yemini etmiş olan doktorların bile önyargılarına maruz kalarak kaderine terk edilen bu insanlardan dördünün öykülerini okuyacaksınız.

27 YILDIR YAŞIYOR

Onlara Türkiye’de en çok sahip çıkan kuruluşlardan Pozitif Yaşam Derneği’nin Koordinatörü Arzu Kaykı yardım elini uzatmaya çalıştığı her HIV pozitiflinin hikayesini gözleri dolarak anlatıyor, çünkü en çok onlar, bu insanların yaşadığı dramlara şahit oluyor. Kar amacı gütmeyen bir toplumsal kuruluş olan Londra merkezli HIV Eğitim ve Kaynak Sağlama Girişimi (HIVTRI) Proje Yöneticisi Benjamin Collins de tam 27 yıldır HIV taşıyıcısı. Stanford Üniversitesi’nde okurken etrafında onlarca arkadaşını AIDS yüzünden kaybeden Collins, kendisinde de hastalık ortaya çıkınca bu konuyla ilgili aktif bir şekilde gönüllü çalışmalara başlamış. Halen hayatta olmasını ise hiç aksatmadığı doktor takibi ve ilaç tedavileriyle spor yaparak sağlıklı bir yaşam şekli sürmesine bağlıyor.

BU HASTALIĞI KORKU YAYDI

1995’de AIDS’le ilgili ilaç denemelerine gönüllü olarak katılan Ben Collins, o günleri şöyle anlatıyor: ‘ABD’de AIDS politize edildi. Dönemin başkanı Ronald Reagan tam sekiz yıl bu konuyu yok saydı. Hatta HIV pozitiflileri izole etmek, kampa kapatmak istediler. Bu yanlış ve sert yaklaşımlar AIDS’in hızla yayılmasına sebep oldu. İnsanlar korktu. Korunmadı, test yaptırmadı, doktor takibine alınmak istemedi. 1998’de emekli oldum ve İngiltere’ye yerleşmeye karar verdim. Artık Amerika’yı sevmiyorum. 2000’den itibaren HIVTRI’i kurduk. Hem hasta hem doktorlar için eğitimler düzenledik, bu sayede daha çok kişinin önlem almasını sağladık. Ben AIDS’ten değil küresel ısınma ve sivil toplum hareketinin zayıflamasından daha çok korkuyorum!’


İşten atıldı, dava açtı tek celsede kazandı


Murat C. ise özel sektörün sayılı firmalarından birinde yöneticiyken tanışmış hastalıkla. 2006’da teşhis aldığında cesurca gidip işyerine bildirmiş durumu. Asıl hikaye ondan sonra başlamış: ‘Bir ay içerisinde işten atıldım, sırf HIV pozitif olduğum için. Oysa hastalığı bulaştırmam için ya işyerinden biriyle beraber olmam ya da kolumu kesip kanımı ona buna bulaştırmam gerekiyor. Spreyle AIDS mi sıkıyoruz biz Allah aşkına! Dava açtım şirkete. Tek celsede kazandım ve işe iade kararı çıktı. Ayrıca ayrımcılık yapıldığına dair Başbakanlık’a dilekçe yazdım. Hiç ummuyordum ciddiye alacaklarını ama Başbakanlık talimat verdi ve valilik komisyon kurarak konuyla ilgili araştırma yaptırdı. Şirketin ayrımcılık yaptığı valilikçe de tespit edildi. Dava şu anda Yargıtay’da temyizde... Sonuçlandığında mücadelemi tüm Türkiye’ye duyuracağım. Ayrıca ceza davası da açacağım. HIV pozitifseniz ya hayat kadını oluyorsunuz ya eşcinsel! Oysa tedavimi ve önlemlerimi aksatmadığım sürece benim sizden farklı bir yanım yok. Akciğer kanseri üç ayda öldürüyor, hastalığın masumu, suçlusu olur mu?’


Annem AIDS’ten değil kanserden öldü


GÜlcan H.’nin öyküsü çok daha dramatik. Çünkü o bir HIV pozitif değil ama bu hastalığın birebir tanığı. 12 yıl önce annesine teşhis konduğunda ailece şok yaşadıklarını söyleyen Gülcan Hanım yaşadıklarını şöyle anlatıyor: ‘Annem önemli bir ameliyat geçirmişti, sanırım hastaneden kaptı virüsü. Ama kanıtlayamıyor-sunuz işte. 52 yaşındaydı teşhis aldığında. 10 yıl hiçbir sorun olmadan tedavisini sürdürdük ve sağlıklı bir şekilde yaşadı. Ancak 2006’da rahim ağzı kanseri teşhisi konduğunda hayat ıstırap haline geldi hepimiz için. Dosyasında HIV pozitif yazıyor olması, hastanede tüm gözlerin bize çevrilmesine neden oldu. Annemin çok zoruna gitti. Unutmaya çalıştığı bir gerçekti bu, oysa onkolojideki doktorlar bunu sürekli hatırlatıyordu anneme. Basit bir biyopsi için bile abartılı önlemler almışlardı. Annem tedavisine düzenli devam etmedi bu psikoloji yüzünden ve birkaç ay içinde hastalık hızla ilerledi, sonunda onu kanserden kaybettik, AIDS’ten değil! Düşünün, teyzemler balık bile ayıklatmazlardı ona. Hani aile içinde dahi bu kadar ayrıma maruz kalan bir insan günlük hayatta neler yaşamaz ki?’


‘Sen hala yaşıyor musun?’


Aysel Ö. 13 yıllık evli. 1996’da eşinin HIV pozitif olduğu ortaya çıktıktan sonra hastalığın kendisine de bulaştığını öğrenmiş. Gerisini onun ağzından dinleyelim: ‘AIDS Savaşım Derneği’ne yönlendirildik ve tedavimize başlandı. Düzenli olarak gidiyordum sağlık merkezine. Ancak bir gün işyerimde şüphelenmişler ve bir arkadaş çantamı karıştırarak raporlarımı görmüş. Ardından bağlı bulunduğum sağlık ocağını arayarak durumu öğrenmişler. Anında işimden oldum. Seks işçisi muamelesi görüyorsunuz bu hastalığı taşıdığınız için. Oysa eşimden başka kimse olmadı hayatımda. Mühendis olduğum ve Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birini bitirdiğim halde sırf bu yüzden 3-4 yıl boyunca vasıfsız işçi olarak çalışmak zorunda kaldım. Otogarda bilet sattım, sekreterlik yaptım. Olay unutulunca tekrar kendi sektörüme dönebildim. Bu hastalıktan öleceksiniz, insanlara HIV bulaştıracaksınız diye bir şey yok! İnanın HIV’den değil işsizlikten daha çok korkuyorum! Eski işyerimden rastladığım bazı arkadaşlar ‘Sen hala yaşıyor musun?’ diyor. Bu kadar cahiliz HIV konusunda.’


ÖZLEM YURTÇU

Paylaş



Tarih: 5 Ekim 2008 Pazar, 02:31

İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

DİĞER PAZAR HABERLERİ  

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR

yazı dizisi: Anayasa Paketi

MENÜ

REKLAM

['http://91.93.103.35/reklam/Ulke_468x60.swf','468','60']
['http://91.93.103.35/reklam/ajanda.swf','220','90']

SİTEDE ARA