İngiltere’nin 22. büyük tekstil şirketi Armondi’nin sahibi Cafer Mahiroğlu
Cafer Mahiroğlu’nun ütücülükten patronluğa uzanan bir başarı öyküsü var. Tasarımları moda dergilerinde kapak olan Mahiroğlu, ‘Amacım, Türkiye’de de zincir mağazalar oluşturmak’ diyor
Türk işadamı Cafer Mahiroğlu, İngiltere’de 16 yıldır faaliyet gösteren Armondi şirketinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı. Armondi, İngiltere’nin ciddi gazetelerinden Sunday Times tarafından 2000 yılında, ‘Son beş yıldır sürekli yükselen firmalar’ arasında en hızlı ve istikrarlı büyüyen firmalardan biri olarak seçildi. Bu istikrarlı büyümenin sonucu olarak Armondi, İngiltere’de 1995 ile 2000 yılları arasında en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında 22. sıraya yerleşti.
By Mor zinciri
Türkiye’de oluşturduğu ‘By Mor’ mağazaları ile markalaşmanın ilk adımını atan Mahiroğlu, Keşan ve Çatalca’dan sonra mağazalar zincirinin İstanbul’daki ilk şubesini ise Bakırköy’de açmanın hazırlığını yapıyor. ‘By Mor’ adıyla bayan giyimi üzerine markalaşma adımını atan Mahiroğlu bunun bir sonraki adımının Türkiye çapında zincir mağazalar olarak hedef belirliyor. By Mor’un bütün ürünlerinde mor renkler ön plana çıkıyor.
Tasarımları kapak oldu
Cafer Mahiroğlu’nun firması tarafından gerçekleştirilen tasarımlar son zamanlarda dünyaca ünlü moda Dergileri Marie Claire ve Vogue’de kapak oldu. Tasarımları ise moda dünyasında yeni bir trend oluşturuyor.
Neden tekstilcilerimiz son haftalarda seslerini bu kadar yükseltti? Artık bıçak kemiğe mi dayandı?
Bıçak kemiği de kesmeye başladı. Bu sektörde üretime devam edenler; karsız ve zararına üretim yapmaya başladılar. Bu sorun sadece biz üreticilerin hatalarından kaynaklanmıyor. Uluslararası ekonomik konjonktürde bunu tetikledi.
Tekstili kaybetmek, diğer kalelerin de düşmesine yol açmaz mı?
Elbette tekstil sektöründeki meydana gelebilecek olumsuz bir gelişme diğer sektörleri de olumsuz yönde etkileyecektir. Bakınız, ülkemiz GSMH’sinin yüzde 12’sini, ihracatımızın yüzde 40’a yakınını, toplam istihdamın yüzde 12’sini tekstil ve hazır giyim sektörü oluşturuyor. Dolaylı olarak 6 milyon insan bu sektörden geçimini sağlamaktadır. Bu sektörde 40 bin civarında işletme bulunmakta ki bunların yaklaşık yüzde 92’si KOBİ niteliğinde. Rakamlar bu sektörün önemini ortaya koymaktadır zaten. Bu kadar büyük bir sektördeki olumsuz gelişme tüm ülke ekonomisini de aynı ölçüde olumsuz yönde etkileyecektir.
Hükümetin çözüme yönelik son günlerde attığı adımlar yeterli mi?
Sahip olduğu önem nedeniyle bu sektörün ihmal edilmesi veya yalnız bırakılması ülkeye büyük zararlar verir. Hükümetimiz bu soruna ciddiyetle eğilmekte ancak sadece KDV indirimi ile bu sorunu çözemeyiz. yüzde18’den 8’e çekilen KDV indirimi 3-4 aylık bir rahatlama belki sağlar ve piyasa az da olsa canlanır ama uzun vade de ithalatın artmasına neden olur.
Çözüm bulunamazsa ne olur?
Ülkemizde tekstil işletmeleri de başta olmak üzere birçok şirketin zor duruma düştüğü, bu sıkıntılardan kurtulmak için el değiştirdikleri ve ihtiyaçları olan işletme sermayesi temini için adeta yok pahasına satıldıkları ortada. Biz her krizde bir sektörü kaybediyoruz. Bankalarımızın bir kısmı el değiştirdi, iletişim şirketleri el değiştiriyor, sıra tekstile geldi. Bu böyle sürerse Hong-Konglular yok pahasına bizim fabrikalarımızı alırlar. Ya da üreticiler daha cazip imkanlar sunan ülkelere taşınırlar.
Maliyetler arttı
Maliyet artışının nedenleri neler?
Döviz kuruna yapılan müdahale sebebiyle maliyet girdilerimiz arttı. Türkiye üretim odaklı politikalar yerine, ulusal parasını değerli tutarak ithal mallarını kendi sınırları içerisinde ucuz hale getiren bir ülke haline geldi. Sorunların en başında Türk Lirasının aşırı değerli olması geliyor. Tekstil ve hazır giyim sektörü maliyetlerini TL cinsinden ödüyor, gelirini döviz cinsinden kazanıyor. Döviz düştükçe sektörün kazançları erirken, maliyetler sabit kaldı veya yükseldi. Bir diğer sorunumuz enerjiden SSK primine kadar üretim üzerindeki kamu kökenli aşırı yükler. İstihdam üzerindeki kamu yükü, OECD ülkelerinde yüzde 21 iken Türkiye’de yüzde 45. Çin’deki üretici işçi için ayda 20 ya da 50 dolar öderken Türkiye’deki üretici ayda 650-1000 dolar ödüyor. Yüksek enerji fiyatları da tekstil ve hazır giyimcilerin belini büküyor. OECD ülkelerinde enerji maliyetleri ortalama 6 sent iken Türkiye’de bu rakam 9-10 sent.
Marka olmak zor
Cafer Mahiroğlu, iş hayatına İngiltere’de atıldı. Dünyaca ünlü; Matalan, New Look, BHS, Dorothy Perkins, Top Shop, Tesco, Sellect, Evans ve Principles gibi kadın giyimi mağazalar zincirlerine halen üretim yapıyor.
Sorunların çözümü için bir çıkış yolu da markalaşma. Siz bu konuda ne yaptınız?
Yurtdışında kalıcı olmak için hükümetimiz markalaşmayı önerdi. Getirisi yüksek olan bir markette markalaşmak zor, ama bunu başarmak zorundayız. Bunun birçok ayağı var. Diyelim ki biz fason kısmında kaliteli mallar üretebiliyoruz ama moda kısmında var mıyız? Avrupa ülkeleri uzun yıllara uzanan markalara sahip. Biz kendi ülkemizde bile onların markalarını kullanıyoruz. Kendi ülkemizde bile markalaşamamışız, Avrupa’daki devlerin arasına kısa zamanda nasıl girebileceğiz.
Pazarlama geliştirilmeli
Türkiye’de marka olmak kolay mı?
Yabancı markalara Türkiye kapıları sonuna kadar açıldığı için, yerli girişimcinin markalaşması zorlaşıyor. Ben önce kendi ülkemde markalaşabilmeliyim. Kendi ülkemin işgücüyla önce kendi üreticimin önünü açmalıyım diye düşünülmeli. Önce Türkiye’de markalaşmalıyız, korumacı önlemler alınarak, yerli girişimcilerin markalaşmasının önü açılmalı, aksi halde markalaşmamız çok zor olacak. Moda ve markalaşmaya, kaliteli mal üretimine ve pazarlama tekniklerini geliştirmeye önem vermemiz gerekir Her ülke kendi markalarıyla anılır. Marks & Spencer deyince İngiltere akla gelir, Christian Dior deyince Fransa, C&A Hollanda’yı çağrıştırır, İtalya’yı söylememe gerek yok. Bize imkanlar verildiğinde markalaşmamamız mümkün değil.
Siz bunu başarmışsınız...
Biz zaten oradayız. İngiltere’nin en ünlü mağazalarından Top Shop’a yüksek miktarda üretim yapıyoruz. Buna diğer büyük zincirleri de ekleyebiliriz. Matalan, New Look, BHS, Dorothy Perkins, Top Shop, Tesco, Sellect, Evans, Principles gibi 4-5 bin şubeye ulaşan zincirlerin üretimini yapıyoruz.
Ben 70 milyonluk bir ülkenin çocuğuyum, önce kendi ülkemin pazarında gelişmeliyim, büyümeliyim sonra dışarıya çıkmalıyım. Avrupa’da üç beşyüz mağaza açabilirim ama markasız mağazalaşma ile sadece para kazanmış olurum. Bunu niçin ilk adımı atarak kendi markamı oluşturmaya başladım. Armondi’nin yeni markası olan, By Mor bu fikirlerden hareketle doğdu.
Doğu bloğu daha cazip
Türkiye’deki genel tekstilin trendi işgücü ağırlıklı. Doğu bloğunun daha cazip hale gelmesiyle Türk girişimcileri Doğu bloğuna yöneldi. Artık Türkiye’de maliyetler çok yüksek ve üretici firma için ağır yükler oluşturmaya başladı. Biz buna rağmen belli bir süre daha Türkiye’de kalmayı tercih ettik. Doğu bloğu ülkeleri veya Türk Cumhuriyetleri’nde kalifiye eleman sayısı yetersiz olduğu için Türkiye bir süre daha önde kaldı. Ama Romanya, Ukrayna, Moldovya, Türkmenistan, Kazakistan gibi ülkelerde kalifiye eleman arttıkça, Türkiye’deki maliyet girdilerinin yüksekliğinden dolayı üretimimizi mecburen bu ülkelere kaydırmak zorunda kaldık. Yaşamak için buna mecburduk.