




Eski gazeteci yeni belgeselci Orhan Tekeoğlu, İfakat adını verdiği belgeseliyle Karadeniz kadınının çileli hayatını anlatıyor. Karadeniz kadınlarının hayatının çalışmakla geçtiğini anlatan Tekeoğlu “Karınca misali geçiyor ömürleri... Ben de buna bir ayna tutmak istedim” diyor
Trabzonlu Orhan Tekeoğlu 22 yıl boyunca borsa-finans editörlüğü yaptı, hayatı finansal veriler, borsa endeksleri, pariteler ve rakamlarla geçti. İki yıl önce emekli olunca 25 yıllık hayalinin peşine düştü. Bu hayal Karadeniz kadınlarının çileli yaşamını konu eden bir belgeseldi. Belgesel Trabzon Çaykara’nın Taşören köyü ve Bayraklı Yaylası’nda geçiyor. Tekeoğlu “Belgeselin ilk adımlarını Milliyet gazetesinde çalışırken attım, hikayesini yazdım. Meslekten ayrılır ayrılmaz da hayata geçirdim. Erzincan, Amasya ve Ankara’da okudum ama her yaz mutlaka memlekete giderdim ve o kadınları hiç yüksüz görmedim. Oradaki erkekler ve tabiat bütün yükü onların omuzlarına vermiş, o yükün altında ömürleri boyunca hep eziliyorlar. Ben işte bu kadınların hayatına ayna tutmak istedim” diyor.
BİR AVUÇ MISIR UNU İÇİN
Belgesel adını 1991 yılına iki çocuğuyla birlikte Bayraklı Yaylası’nda cinayete kurban giden İfakat adlı bir kadından alıyor. İfakat aynı zamanda Tekeoğlu’nun komşu teyzesi, çocukları çocukluk arkadaşı... Cinayetin aradan geçen bunca yıla rağmen hala aydınlatılmamış olmasına çok üzüldüğünü anlatan Tekeoğlu şöyle devam ediyor: “Savunmasız bir kadın iki kızıyla birlikte öldürüldü. O zaman kafama daha da dank etti. Ne kadar talihsizdi, ömrü çalışmakla, acılarla geçti. Dönüp arkama baktığımda oradaki kadınlar hala aynı tempoyla devam ediyor. Üstelik bu hayat ellerinde ise bir avuç ot, bir avuç mısır unu için... Belgesel için 1988’e ait video görüntülerini bulduk İfakat’in. Bir de kocasının dönemin başbakanına yazdığı mektuplar... ‘Katilleri bulun, yoksa kahrımdan öleceğim’ diyordu ve bir süre sonra kahrından öldü. Ama biz ağlamaklı bir belgesel yapmadık.”
Karadeniz cennet gibi bir yer. Ancak Tekeoğlu’na göre kadınlar bu cennette cehennem hayatı yaşıyor: “Bundan 30 yıl önce yol yok, elektrik yok, araba yok. 5-6 saatlik uçurum yollarda sırtlarında neredeyse kendi ağırlıkları kadar yükle giden kadınlar... Bütün emekleri sırtlarında karınca misali... Erkekler ve tabiat bu yükü onların omuzlarına bırakmış, bu yükün altında ömürleri boyunca eziliyor. Dedemin annesini hatırlarım, 100 yaşın üstünde ölmüştü. ‘Biz tan yeri ağarmadan elimizde fenerlerle çıkardık yola. Dört saatlik yol... Yarı yolda söndürürdük fenerleri’ derdi. Oralara gittiğinizde hep çalışan kadınlar görürsünüz. Peki erkekler nerede? ‘Kahvede’ derler, bunda da doğruluk payı var tabii ama her yerde bu böyle değil. Karadeniz erkeği ekmek peşine düşmüştür gurbette. Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir Karadenizliye rastlamanızın nedeni de budur. Yük kadının sırtına binmiş bu yüzden. Kadınlar sabahtan akşama kadar ev işi, çayır işi, orman işi, tarla işi koşturup durmuş. Yalnız kalmış orada, bunun vebali de büyük. Erkekler olarak çok günahkarız bu konuda.”
GALA 18 ŞUBAT’TA
“Karadeniz kadını ibadet eder gibi çalışır” diyen Tekeoğlu günümüz şartlarında kadınların yükünün hafiflediğini ama bitmediğini söylüyor. Tekeoğlu’nu bu projede Karadenizli işadamları da yalnız bırakmamış. Ağaoğlu Şirketler Grubu, Turk Mall ve TÜRSAK, Memorial Sağlık Grubu, VARYAP, Mak-Yol ve BORSA restoranları da projeye destek vermiş. Montajı devam eden belgeselin galası 18 Şubat’ta Cemal Reşit Rey’de yapılacak. Tekeoğlu’nun şimdi tek bir isteği var; İfakat’in kadın festivallerinde yarışması ve ödüller kazanması...
BERRİN HABERVEREN