
İstanbul Bilirkişiler Derneği’nin Başkanı Yaşar Aslan ile son zamanlarda sık sık sözü edilen bilirkişilik kavramını masaya yatırdık. Aslan “Kapımız belli şartlara uyan herkese açık” diyor
Gündemi meşgul eden popüler davalar sayesinde, artık hukukun pek çok terimine aşina olduk. ‘Bilirkişi’ kelimesi de bunlardan biri... Yargıçların, kendi uzmanlığı ve bilgisi dışındaki konularda görüşüne başvurduğu bilirkişiler, günümüzde pek çok davada adaletin tecelli etmesi için çalışıyor. Aslında bilirkişilik yeni bir kavram değil. Osmanlı döneminde de bilirkişilere ehli-vukuf, yani konusuna ‘vakıf olan’ denilirmiş, adaleti tayin eden kadılar, gerektiğinde onlara başvururmuş. Biz de ‘Bilirkişi kimdir, neyi bilir, neyi bilmez’ sorularını merak ettik ve soluğu, 2006 yılında kurulan İstanbul Bilirkişi Derneği’nin Başkanı Yaşar Aslan’ın yanında aldık. Aslan ile pek çok kişinin bilmediği bilirkişilik hakkında merak edilenleri konuştuk...
BU İNSANLAR HER ŞEYİ BİLİR Mİ?
23 yıldır mali müşavirlik yapan Aslan bilirkişi olma hikayesini şöyle anlatıyor: “2002 yılında beri mali konularda bilirkişilik yapıyorum. ‘Neden ben de adalete yardımcı olmayayım’ diye başladım bu işe. Çok ilginç olaylarla, davalarla karşılaşıyorum. Benim için çok güzel bir deneyim.” Bilirkişi olmak için mutlaka bir alanda uzman olmak gerektiğini söyleyen Aslan şöyle devam ediyor “En az üç yıldır kendi mesleğini yapıyor, 25 yaşından büyük, sabıkasız, disiplin yönünden meslekten ya da memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrası yasaklanmamış olmak gerekiyor.” Bilirkişilerin, bilimsel ve teknik konularda hakimin danıştığı kişiler olduğunu anlatan Aslan “Hakim, hukuk bilgisine sahip olabilir ama her konuda bilgi sahibi değildir. Bu durumda konunun uzmanlarına danışır. Herkes kendi konusunda inceleme yapar, rapor düzenler ve mahkemeye sunar. Raporlar davayı direkt etkilemez, hakimin de ikna olması gerekir” diyor.
Türkiye genelinde 20 bin bilirkişi olduğunu belirten Aslan, İstanbul’da bu sayının üç bin olduğunu söylüyor. Bilirkişilikte 58 aktif uzmanlık alanı olduğunu anlatan Aslan “Uzmanlık alanları, sağır ve dilsizlerin ifadesinin alınmasından, marka hukukuna, edebiyattan elektronik hırsızlığına kadar uzanıyor. Darp, yaralama, cinsel istismar, tecavüz gibi konularda Adli Tıp uzmanları çalışıyor. Sahte para konusunda Merkez Bankası yetkili” diye konuşuyor. Aslan insanların bilirkişi olduğunu duyunca şaşırdıklarını anlatıyor: “‘Bilirkişi her şeyi bilir mi, her şeyi biliyorsunuz da ne oluyor?’ gibi tepkiler veriyorlar. Bilirkişinin ne olduğunu bilmeyen çok kişi var.”
Tellak da bu işi yapar
Bilirkişilerin genelde akademisyen olduğunu belirten Yaşar Aslan, çilingirden hamamdaki tellağa herkesin bilirkişi olabileceğini söylüyor: “Hamamda sabuna basıp düştünüz ve sakatlandınız. Hamamı mahkemeye verdiniz, böyle bir davada hakim bir tellağı bilirkişi tayin eder. Çünkü oranın şartlarını tellak bilir. Mahkemenin bu şekilde çalıştığı birçok bilirkişi var.” Aslan bazı ünlü isimlerin de gönüllü bilirkişilik yaptığını anlatıyor ve şöyle devam ediyor: “Vatandaşın biri Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde geçen bir tabir yüzünden yayınevini mahkemeye veriyor. Savcı bu işin içinden çıkamıyor ve dosyayı gönüllü bilirkişilik yapan Hakkı Devrim’e yolluyor. ‘Altı çizili olan yerleri oku ve bana bir rapor hazırla’ diyor. Bunun gibi medyada olan kişiler farklı konularda bilirkişilik yapıyor” diyor. Verdikleri emeğe karşın çok az para kazandıklarını anlatan Aslan şöyle devam ediyor: “Yaptığınız mesaiye göre ücret veriliyor, bu da hakimin insafına kalmış. Ücretlendirmeler dosyaların kapsamına da bağlı, 2-3 sayfalık bir dosyayla, çuvallar dolusu bir dosyanın ücreti aynı değil.”
Kişinin imzası onu ele verir
İstanbul Bilirkişi Derneği Başkan Yardımcısı olan Yalçın Çakıcı da 10 yıldan beri bilirkişilik yapıyor. Belge inceleme uzmanı olarak bilirkişilik yapan Çakıcı’nın mesleği ise avukatlık. Geçmişte Türkiye İnterpol Daire Başkanlığı da yapan Çakıcı, Emniyet Teşkilatı’nda da 40 yıl çalışmış. Çakıcı görevini şöyle anlatıyor: “Belge inceleme, bilirkişilik dalı olarak spesifik bir dal. En az üç yıl kriminal polis, jandarma laboratuarı ya da Adli Tıp Kurumu’nda çalışmış, üç binden fazla vaka incelemiş kişiler bilirkişi belge inceleme alanında çalışabiliyor. Daha çok çek, senet davalarında görev alıyorum. Önce genel olarak belgenin yapısına göre imzaya veya yazıya bakıyoruz. Gerekirse mikroskopta inceliyoruz. Sonra bu kişinin imza atma karakteri nedir ona bakarız. Çünkü imza, insanın yazıyı öğrenmesiyle ortaya çıkıyor. Bu nedenle imza kişinin alışkanlıklarıyla, kültürüyle, karakteriyle ve eliyle beyni arasında oluşan, zaman içinde olgunlaşan, kişiye göre şekillenen parmak izidir. Biz bunlara da bakıyoruz. Olaydan önceki belgeleri temin etmeye çalışır, imza atma karakteristiğine bakar, tespit ederiz. Sonra inceleme konusunu imza üzerinde ararız. Dikkat dağıttığı ve göz yorduğu için oldukça zor bir çalışma.”
Önümde adam bile öldürüldü
38 yıldır Şişli’de çilingirlik yapan Erdoğan Şen de mahkemenin atadığı bir bilirkişi... Altı yıldan beri bilirkişilik yaptığını söyleyen Şen “Çilingirler Birliği’ne üyeyim. Mahkeme beni orada bulmuş. ‘Anahtar işleriyle ilgili davalarda bilirkişi olur musun?’ diye sordular. Anlamadım önce, sonra durumu anlattılar. ‘Tamam’ dedim. Sonuçta mesleğim üzerine bir iş yapıyorum. Vaktimi alıyor ama yine de seviyorum” diyor. Bazen polisle birlikte çalıştığını da anlatan Şen’in başından birçok olay geçmiş: “Haciz işine bir kere gittim bir daha da gitmeyeceğime yemin ettim. Tam kapıyı açarken yanımda bir haciz memuru duruyordu. İçerdeki adam elinde silahla bekliyormuş, kapıyı açtım, adam ateş etti ve haciz memurunu kalbinden vurdu ve memur öldü. Onu hiç unutamıyorum.” Şen, bilirkişilik davalarından da 75 -100 TL arasında para kazandığını sözlerine ekliyor.
FATMA KARAMAN
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
YARSAV fişledi biz de aldık
Ülkücü paradigmanın iflası
Ben hepinizin annesiyim
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Bedri ile Fazıl
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa