Türk sinemasının duayenlerinden Necip Sarıcı Dua Taneleri: Tespih adlı kitabını piyasaya çıkmadan benimle paylaştı. Matbaa kokusu üzerinden uçmadan inceleme fırsatı bulduğum kitapta, bu küçücük objenin arkasında nasıl kocaman bir dünya gizlendiğini anlama fırsatı buldum.
Necip Sarıcı’yı tanır mısınız? Lale Film’in sahibi, Türk sinemasının duayenlerinden, koleksiyoncu ve hani şu sayısı çok az kalmış olan İstanbul efendilerinden... Geçen gün ona uğradım. Canlı bir sinema müzesi olan Lale Film Stüdyosu’na. İpekçi Kardeşler’den Ha-Ka filme yüzlerce objenin ve binlerce siyah beyaz filmin bulunduğu bir mekan burası. Burayı da bir gün anlatacağım. Bugün ise yazımızın konusu, Necip Bey’in önüme koyduğu bir çanta büyüklüğündeki kitabı...
Kitabın adı Dua Taneleri: Tesbih. Önce bir obje olarak baktım kitaba ve tam not verdim. Muhafazası içinde enfes bir cilt, şık bir baskı. Cilt ve baskı Numune Matbaası’na ait. Çok bol resim ve fotoğraf. Kitap meraklıları için bir mücevher parçası... Daha piyasaya bile çıkmadı. Matbaa kokusu üstünde.
OBJE KÜÇÜK AMA...
Necip Sarıcı imzalı bir tesbih kitabı... Benim gibi inançlarla fazla ilgisi olmayan, madde dünyasında yaşayan biri için ne ifade edebilirdi ki... Tespih dediğimiz dinsel bir obje değil miydi sadece? Ama hayır, bu kitap sayesinde o küçücük objenin arkasında nasıl kocaman bir dünya gizlendiğini anlama fırsatını buldum.
Kitap önce ‘İslamiyette tesbih’in anlamı üzerinde duruyor. Ama ardından tesbihin birçok dinde karşımıza çıktığına işaret etmekten de geri durmuyor. Eski bir dergiden aktarılmış hoş bir hikayede bir papaz, bir haham, bir de hocanın vapur seyahati anlatılıyor. Üçünün ortak noktası ellerinde birer tesbih olması. Birbirlerine soğuk ve uzak duran bu din adamları, papazın elindeki tesbihi düşürmesinden sonra yavaş yavaş sohbete başlıyorlar. Elbette üzerine konuştukları konu tesbih!
Edebiyat ve kültürümüzde tesbihin nasıl yer aldığını okuduktan sonra ağır ağır bu ilginç objenin özel dünyasında giriyorsunuz. Bu dünyanın iki çarpıcı konu başlığı var: Tesbih ustaları ve tesbih yapılan maddeler. Sayısı iyice azalmış olan tesbih ustalarından geriye doğru giderek, bu işin ne kadar önemli bir sanat olduğunu da anlıyorsunuz. Ama benim en ilgimi çeken konu tesbih yapılan maddeler oldu. Sarıcı kitabında bunları yedi başlıkta toplamış: Maden kökenli maddeler (zümrüt, yeşim, altın), hayvansal maddeler (fildişi, boğa boynuzu, kaplan tırnağı, denizlerin verdiği maddeler (inci, mercan, sedef), fosil kökenli maddeler (kehribar, oltutaşı, lületaşı), ağaçlar (abanoz, ödağacı, zeyti), bitkiler (kuka, narçılkorozo), sentetik maddeler (almansakızı, kristal, katalin)... Bu maddelerin herbirinin birbirinden ilginç hikayesi var.
SİHİRLİ MALZEME: KEHRİBAR
Bu maddeler arasında kehribar özel bir yer taşıyor. Necip Sarıcı da ona özel bir yakınlık duymuş olacak ki ayrı bir bölüm ayırmış: ‘Bir sihirli malzeme: Kehribar.’ Türkiye dışında amber olarak bilinen kehribar, en az elli milyon önce var olan bir tür çam ağacının gövdesinden akan reçinenin fosilleşmesinden oluşuyor. Çok az miktarda bulunan bu özel maddeye kuzey ülkelerinde rastlanıyor. Osmanlı’da ise kehribar Polonya’dan ithal ediliyor ve tesbih, nargile, sigara ağızlığı yapımında kullanılıyor. Görüntüsü ve rengiyle hemen insanı kendine aşık eden bu maddenin bir özelliği de çam kokusu taşıması... Bir kehribar tesbih de ben mi edinsem acaba?
Kitap başta da belirttiğim gibi görsel malzeme açısından bir hazine. Tesbih konulu eski fotoğraf ve kartpostallar yanı sıra aklınıza gelebilecek her tür tesbihi görebiliyorsunuz. Topkapı Sarayı koleksiyonundaki nadide tesbihler de sanırım bir, ikisi hariç ilk kez günışığına çıkıyor. Bu yazıda kitabın bütününü tanıtmam imkansız. Bu kadarla yetineceksiniz ya da en iyisi piyasaya çıktıktan sonra bulup edineceksiniz... Tesbih sadece tesbih çekmek değilmiş, biraz geç de olsa anladım galiba...
İşlevi saymakla bitmez
‘DÜNDEN bugüne, sosyolojik, psikolojik ve etnografik açılardan tesbihin işlevi nedir?’ diye fikredecek olursak:
1. Çeşitli sergilemelerle, övünçle gösterilen bir koleksiyon malzemesidir.
2. Alışkanlıkların terkinde (sigara gibi) beyni kendisine odaklayan aletdir.
3. Kulüp renkleri taşıdığında ‘taraftarlık’ simgesidir.
4. Stres atmak için kullanılan kolay bir unsurdur.
5. Parmaklar arasında çevrilince bir ‘külhanbeylik’ simgesidir!
6. Eziyeti kendi üzerine alarak, şiddetin dışa vurumunu önleyendir!
7. Aksesuardır.
8. Meditasyon aracıdır.
9. Renk tutkunluğudur. (Kehribar ve sıkma’nın giderek koyulaşması gibi.)
10. Madde tutkunluğudur ki, en ziyade kehribarda bu aşk yaşanır.
11. Kişilik simgesidir. (Bu kültürde olgunluğa erişenlerin çektiği tesbih.)