Bal çalışkan arıların insanoğluna sunduğu iksir

13 Mayıs 2007 Pazar
Bal çalışkan arıların insanoğluna sunduğu iksir
Bal kimi zaman güzellik iksiri olmuş kimi zaman dertlere derman... Bu besin öyle değerliymiş ki Eski Mısır’da, devlet yönetimindeki kişilere maaşlarının bir bölümü ‘bal’ ile ödenirmiş. Tarih boyunca itibar gören bal bugün yok olma tehdidiyle karşı karşıya

HAFTA sonu çiçeklerle uğraşırken kulağımın dibinden vızz diye birşey geçti. Tabii ki bir arıydı bu, önemsiz sayılabilirdi. Ancak bal arısı olduğunu fark edince hareketsiz kalarak onu biraz izlemek istedim. Bal arıları sürü olarak yaşar, öyle herhangi bir yerde tek başına bal arısı görmek olağan bir durum değildir. Nereden geldiyse? Bahçede ne var ne yok teker teker yokladı. Daha sonra ıtır bitkininin çiçeklerini beğendi, onları gezdi. Uzaklaşmadan yeni açan yasemine gitti ve orada da bolca zaman geçirdi. Sonra da geldiği gibi gitti. Balkona çok fazla sarı arı gelir ama hiç bu kadar işini ciddiye alan ve çiçekleri seçen bir arı görmedim. Bal arıları hangi çiçeği seçeceğini iyi biliyor besbelli, boşuna değil ballarının bu kadar güzel olması.

M.Ö. 3500 yıllarına dayanan arıcılık, şu günlerde bu çalışkan hayvanların nedensiz ölümlerine tanık oluyor. Önce Amerika’dan gelen haberler, daha sonra dünyanın çeşitli arı yetiştiricilerinin olduğu bölgelerden alınan bilgiler ve en son Türkiye’deki toplu yok oluşları bir bilmece. Kovanlarda ölüleri bile bulunamayan arılar yok oluyor. Sebebinin küresel ısınma olduğu tahmin edilen bu durumda Amerika’da arı kovanlarında yüzde 70, Türkiye’de ise yüzde 50 civarında kayıp var.

10 MİLYON ÇİÇEK DOLAŞIYOR

Sanılanın aksine bal, çiçek polenlerinden elde edilmiyor. Ana malzemesi, arıların çiçek ve meyve tomurcuklarından topladıkları nektarlar. Arı bu nektarları, bal midesi denilen organında kimyasal değişime uğrayarak vitamin ve minerallerden oluşan bir sos haline getiriyor. Vücutlarında oluşan balı kovandaki hücrelere yerleştirip üzeri mumla kapatılıyor. Koloninin petekleri hazırlarken oluşturduğu havalandırma sistemi, balın petekte kıvam ve lezzeti artana kadar dinlenirken korunmasını sağlıyor. Balı üç gruba ayırabiliriz: Çiçeklerden toplanılan nektarinden oluşan çiçek balı, ıhlamur, meşe ve çam gibi ağaçlardan sızan şekerli sıvıları toplayarak yaptıkları salgı balı ve çiçeklerin yetersiz olduğu bölgelerde yerlerde besicilerin kovanların önüne yerleştirdikleri tatlı çözeltileri toplayarak yaptıkları besleme bal.

Balın lezzeti tamamen toplanan nektarinlerin türüyle ilgili. Kabaca bir hesapla yarım kiloluk bir çiçek balı için 17 bin bal arısının 10 milyon çiçeği ziyaret etmesi gerekiyor. Bu şekilde rakamlara döküldüğünde meselenin ne kadar zahmetli olduğunu fark edebilirsiniz. Ama bal arıları o kadar çalışkan ki ihtiyaç duydukları balın çok fazlasını üretebiliyor.

FAYDALARI SINIRSIZ

Tarihte, Eski Mısır’da, Roma’da, Yunan mitolojisinde her zaman özel bir yer tutan bal, kimi zaman güzellik iksiri olmuş, kimi zaman dertlere çare. Balın kıymeti kadri çok çok eskilerden beri biliniyor. Yapısında bakteri barınmadığı için bakteri yok edici olarak kullanılan ve bazı antibiyotiklere direnen mikropları yok ettiği ortaya çıkan bu besin hazımsızlığa, alerjilere, ağrılara, kansızlığa ve daha bunlar gibi yaklaşık 500 hastalığa iyi geliyor. İçinde 15 şeker tipi bulundurmasına karşın diğer tüm şekerli yiyecek -içeceklerin aksine diş ve diş etlerini de mikroplardan arındırıyor, ağızdaki yaraları iyileştiriyor. Cilde, varislere, yanıklara iyi gelen ve saçları besleyen bal güzellik iksiri olarak da kullanılıyor.

KRİSTALLEŞMESİ NORMAL

Tabii bazı üreticiler arıların yok olmasıyla ilgilenmekten yerine daha fazla balı nasıl düşük maliyete üretebilirizin peşinde. Durum böyle olunca da dünyanın dördüncü büyük bal üreticisi olan Türkiye, Avrupa Birliği’nin 800 milyon euroluk bal ithalatından 3 milyon euroluk pay alabiliyor. Sahte bal uluslararası prestijimizi hızla düşürüyor.

Sanılanının aksine kristalleşen balın sahte olma olasılığı çok düşük. Çünkü bu tamamen o balın içeriğindeki şeker çeşitlerinin dengesiyle ilgili bir durum. Kristalleşmenin nedeni aslında çok basit! Balın yapısında genellikle früktoz miktarı glikozdan fazla bulunuyor. Eğer bu iki şekerden glikoz miktarı, früktoza yaklaşırsa bal çabuk, aradaki oran fazlaysa geç kristalleşiyor. Olgunlaşmamış balda yüzde olarak sakaroz fazla glikoz daha az olduğu için yavaş kristalleşiyor, bal olgunlaştıkça sakaroz azalmaya başlıyor. Bu yüzden kristalleşen bal gerçek bal.

Sahte olan ballar yıllarca kıvamını koruyor, ancak akide şekeri tadındaki lezzetinden ayırt etmeniz mümkün. Balda sağlığımız açısından tehlike yaratan şey kovanların olduğu bölgedeki sebze ve meyvelere uygulanan zirai ilaçlar. Sahte bal ise ayrı bir problem. Şifa olsun diye yediğimiz bal sahte ise tam tersine şişmanlatıp vücuda zarar veriyor. Kendimizi koruyabilmek için konuda yapılabilecek en iyi şey sanırım markalı ürünlerden şaşmamak.

Soframızdaki küçük bir kavanoz için yüzlerce arının binlerce çiçeği dolaştığını unutmamak gerekiyor. Bir taraftan küresel ısınma, bir taraftan meyve ve sebze tarlalarının bilinçsizce ilaçlanması, bir yandan daha fazla ve çabuk bal yapsın diye önlerine konulan şekerli gıdalar yüzünden arıların nesli tehlike altında. Doğanın dengesinde çok önemli rol oynayan bu küçük devlere biraz daha önem vermemiz gerekmiyor mu artık?

Bal soslu portakallı pasta 8-10 kişilik

KREMA malzemesinde sütün dörtte üçünü şekerle karıştırıp ocağa alın. Orta ateşte karıştırın. Diğer tarafta sütün kalanına nişastayı iyice karıştırarak yedirin. Yumurta sarılarını ekleyip kaynama noktasına gelmek üzere olan süte yavaşça ekleyin. Karıştırmaya ara vermeyin. Bir dakika kadar sonra kıvamlaşmaya başlayınca ateşten indirin ve ara sıra karıştırarak tereyağını yedirin. Biraz ılındığında en az iki saat buzdolabında bekletin.

Keki için önce süt, undan bir bardağını ve kuru mayayı küçük bir kaseye alıp karıştırın üzerini örtüp 15 dakika kadar bekletin. Yağ, bir parça tuz ve şekeri mikserle çırpın. Yumurtaları teker teker yedirerek ilave edin kalan unu ekleyin. Tahta bir kaşıkla mayalı sütü ilave edip yavaşça karıştırın. Yağlanmış kek kalıbınıza döküp üzerini kapatıp bir saat dinlendirin. 180 derece ısıtılmış fırında 45-60 dakika pişirin. Bu arada portakal suyuyla balı iyice karıştırın. Kekiniz fırından çıktığında beş dakika dinlendirin, soğuyunca ters çevirip altından bir santimlik bir parçayı enlemesine kesin ve içini yavaşça çıkartın. Bu keki robottan geçirip kremayla karıştırıp içini boşalttığınız keki doldurun. Üzerine kekinizi kapatın. Ters çevirin. Ballı portakal sosunuzu ocağa alın, kaynamasına izin vermeden ılıkken kekinizin üzerine döküp emmesini sağlayın. Pastanızı en az dört saat buzdolabında dinlendirip servis yapın.


KEKİ İÇİN:  Yarım bardak süt n 2 tatlı kaşığı kuru maya n Yarım bardak sıvı yağ n Yarım bardak şeker n 2.5 bardak un n 3 yumurta n 1 portakal kabuğu şekerlemesi n Bir tutam tuz

KREMA İÇİN: 1 bardak süt n 2 yemek kaşığı pirinç nişastası n 5 yumurta sarısı n 1 paket vanilya n 100 gram tereyağı n Çeyrek bardak toz şeker

SOSU İÇİN: 1 bardak bal n 1 bardak portakal suyu
Facebook Twitter



Tarih:13 Mayıs 2007 Pazar

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER