Anneler Günü’nde bir dernek tarafından Yılın Annesi seçilen 80 yaşındaki Hatice Şengül’e bu ödülü torunu için gösterdiği fedakárlık getirdi. Onun ki öyle bir fedakárlık ki yetim ve özürlü doğan torunu okusun diye ilerlemiş yaşına karşın onu her gün káh sırtında káh leğenle okula götürüp getiriyor
İNCİ DÖNDAŞ
ÇAMAŞIR leğeninin içindeki küçük çocuk ‘Ana yoruldun mu?’ diyordu. Boncuk boncuk terleyen, nefes nefese kalan yaşlı kadın enerjisini boşa harcamamak için susuyordu bu soru karşısında. İpi çekmeye devam ediyordu. Çünkü yolları uzundu. Okula zamanında varmak gerekiyordu. Leğenin içindeki küçük Mahzun kendisini kilometrelerce taşıyan babaannesine ‘Sen olmasaydın bana kim bakardı?’ diyecekti. İşte o kadın bu yıl Yılın Annesi seçildi. 80 yaşında. İsmi Hatice Şengül.
Hatice Nine Erzurum’a yaklaşık 152 kilometre uzaklıktaki Tekman ilçesinde hayata gözlerini açtığında Türkiye Cumhuriyeti henüz bir çocuktu. Tekman’da ne okul vardı ne elektrik ne de su. Köyde sadece Kürtçe konuşuluyordu. Şengül, okul yüzü görmeden büyüyordu. ‘Acaba Tekman’dan başka dünya var mı? Dünya Tekman’dan mı ibaret? Güneş nasıl doğuyor, hava nasıl ısınıyor?’ gibi soruların yanıtlarını merak ediyordu. Köyüne dışarıdan biri gelip de kendisiyle Türkçe konuştuğunda sabaha kadar heyecandan uyuyamıyordu. Tekman’ın dışındaki dünyayı tanımak istiyordu.
DÖRT TORUNUNA BAKIYOR
Hatice Şengül, hep hayalini kurduğu okulu ancak evlendikten sonra gördü. Tekman’ın ilk ve tek okulu onun çocukluğuna bir türlü yetiştirilememişti. Hakkı Şengül ile evlenen Hatice Nine’nin üç çocuğu oldu. Çocukları sadece ilkokulu okuyabildi. Tekman’da derme çatma bir ilkokuldan fazlası yoktu. Çocukları da Hatice Nine ile aynı kaderi paylaştı.
Hatice Nine’nin evlenen oğlu Sebeki’nin üç çocuğu oldu. Nesip, Cemile ve Semine... Semine’nin gözlerinin doğuştan yüzde 90 görmediğini fark ettiler. Doktorlar çaresinin olmadığını söyledi. Bundan 10 yıl önce Hatice Nine oğlu Sebeki’yi kaybetti. Sebeki, şeker komasından hayata gözlerini yumduğunda eşi dördüncü çocuklarına yedi aylık hamileydi. Bebek tıpkı ablası Semine gibi fiziksel bir özürle dünyaya geldi. Bebeğin bacakları yoktu. Dedesi Hakkı Şengül, torununa hem yetim hem de engelli doğduğu için kaderine uygun olduğunu düşündüğü ‘Mahzun’ ismini verdi. Mahzun’un tedavisi için hiçbir çare yoktu. Ama kaderine inat Mahzun’u büyütüp okutup büyük adam olması için ellerinden geleni yapacaklardı. Mahzun onlara öyle muhtaçtı ki babaanne ve dedesi olmadan hiçbir şey yapamazdı.
DÜNYASINDA BİR MAHZUN VAR
Aradan beş yıl geçti. Mahzun’un annesi Dilber Şengül, başka biriyle evlenmek için kayınpederi Hakkı ve kayınvalidesi Hatice Şengül’den izin istedi. Dilber Hanım evlendi, dört çocuğunu da kayınvalidesi ve kayınpederine bıraktı. Çocuklardan Nesip, Cemile ve Semine ilkokulu bitirdi. Nesip çobanlık yapmaya başladı. Cemile ve Semine ise köye onlarca kilometre uzaklıktaki başka bir köyde ortaokula gitmeye... Ama kışın kar yüzünden sürekli yolların kapalı olduğu köyden diğerine gitmek o kadar zordu ki...
Bu arada Mahzun da büyümüş okul çağına gelmişti. Okul, evlerine 400 metre uzaklıktaydı. Maddi durumları iyi olmadığı için Mahzun’a bir tekerlekli sandalye alamamışlardı. Ama Hatice Şengül torununu okutmaya kararlıydı. Hemen bir çözüm buldu. Kışın Mahzun’u bir leğene oturtup bağladığı iple leğeni karda kaydırarak, baharda ise sırtına alarak okula götürmeye başladı.
Şimdi sırf Mahzun’un canı sıkılmasın, arkadaşlarının yanında olsun diye teneffüslerde de Mahzun’un yanında... Hatice Nine her gün torununu sırtına alıyor, bahçede oynayan arkadaşlarının yanına götürüyor. Sadece bununla kalmıyor, torununun her türlü ihtiyacını karşılıyor. Mahzun’un derslerindeki başarısı ve ona ‘Ana’ demesi 80 yaşındaki Hatice Nine’ye tüm yorgunluğunu unutturuyor.
Hatice Şengül’ün bu fedakárlığı ‘Annelik bebeği sadece 9 ay 10 gün karnında taşımak mı yoksa onu büyütmek, onun için iyi bir gelecek kurmak mı?’ sorusunun yanıtını da net olarak veriyor. Komşularının yardımıyla geçimini sağlayan, kollarındaki kireçlenmeler nedeniyle Mahzun’u okula götürüp getirmekte zorluk çeken, sadece Mahzun’a değil onun kardeşlerine de bakan Şengül, şunları söylüyor: ‘Dünya bir yana Mahzun bir yana. Bir dakika yanından ayrılsam ‘Sen gidersen bana kim bakacak?’ diye ağlıyor. Allah bana uzun ömür versin onun okuduğunu görebileyim.’
Mahzun için yaptığı fedakárlık ona İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından verilen Yılın Yürekli Kadını Ödülü’nü getirdi. Ardından Şanlıurfa Valiliği’nin ‘sabır gösterenlere’ verdiği ödülü kazandı. Şengül, son olarak Kimse Yok mu Derneği’nin internet üzerinde başlattığı Yılın Annesi anketinde en çok oyu alarak birinci oldu. İşte bu ödüller torununu yıllardır kucağında taşıyan, onun için her şeyi yapan Hatice Şengül’ün yıllar sonra yaşadığı köyden başka yerlerin de olduğunu görmesine vesile oldu. Hatice Nine, ödülünü bugün İstanbul’da alacak.
Mahzun doktor olacak
YERKÖY’DE kışın dünyayla irtibat neredeyse duruyor. Yollar asfalt olduğu için kışın köye gidiş geliş yapılamıyor. Sağlık ocağının da bulunmadığı köyde hastalar yaşamını yitiriyor, sık sık bebek ölümleri yaşanıyor. Yerköy İlköğretim Okulu’nda ikinci sınıfa giden Mahzun, büyüyünce doktor olmak istiyor. Kendisi gibi olan özürlülere yardım etmek ve çocukların özürlü doğmasını engellemek için...