



Editörden
Tasavvuf kitaplarını dosya konusu yaptığımız bu sayı için yazdığı yazıda Mehmet Akın şöyle diyor: “Toplumların genellikle “kritik” dönemlerde mistisizme yöneldikleri söylenir. Ondan olacak, en büyük mutasavvıflar İslam tarihinin en sıkıntılı zamanlarında ve en sıkıntılı coğrafyalarda ortaya çıkmışlardır.
Ama tarih bize gösteriyor ki böylesi süreçlerin devamında kültürel ve toplumsal hayatta son derecede zengin gelişmeler de olur. Bu bakımdan günümüzde tasavvufa yönelik ilginin artmasında geleceğimiz adına böylesine bir “imkân” da görebiliriz.”
Bir yandan da Türkiye’nin yakın tarihine bakanlar kritik olmayan bir dönemden geçtiğimize şahit olamadıklarını fark edeceklerdir. Adını bile tam olarak bilmediğimiz bu dağı aşabilmek için hep kritik virajlarla ilerleyen bir yol uzanıyor önümüzde. Arabamız savrularak ilerlerken, birbirimize çarpmamak, yaralanmamak için yararlanabileceğimiz öğretilerden biri de tasavvuf.
Ramazan, tasavvufa olan ilginin arttığı bir dönem. Dileğimiz odur ki, bu ilgi ‘on bir aya’ da yayılır ve okunanlar gündelik ilişkilerimize, birbirimize bakışımıza da ışık tutar. AYŞE DÜZKAN