




Yakın dönem Osmanlı-Türkiye toplumunun en çok tartışma konusu edilmiş isimlerinden biri Bediüzzaman Said Nursi. Onun hayatını konu alan Yolcu belgeselinin metin yazarı Cemalettin Canlı ile yönetmeni Yusuf Kenan Beysülen’in yazdığı Zaman İçinde Bediüzzaman yakın dönem Osmanlı-Türkiye tarihinin Said Nursi takibindeki, nitelikli bir anlatısı olma özelliğini de taşıyor
EKREM BUĞRA BÜTE
Ömer Laçiner’den aktararak, Osmanlı-Türkiye toplumunun son yüz yılık tarihi -Atatürkçü ideolojiyi benimseyen kesimin tavrıyla- bir çeşit ilerici-gerici çatışması olarak algılanmaya meyilli durumda. Buna karşılık ‘80’li yılların hafif kaotik yapısının bu algıyı da reforme ettiği, bir anlamda -yine Laçiner’den aktararak- çöküş sürecine soktuğu söylenebilir. Bu durumun doğal getirilerinden birisi de kısmen boşalan, en azından form değiştiren gerilimin kimi ikonografik figürleri ve/veya muhafazakâr normların himayesindeki “dokunulmaz”ları farklı bakış açıları ve yaklaşımlarla değerlendirilmeye olanak tanıyacak olmasıdır. Başka bir bakış açısıyla, söz konusu ikonoklast reaksiyonların dönemsel bir gerekliliğe denk düştüğü de öne sürülebilir.
Zaman İçinde Bediüzzaman, yukarıda anlamlandırmaya çaba sarf ettiğimiz “ikon” figürlerin yeniden ve daha önemlisi daha sakin, eleştirel, objektif bir tutum alışla ele alınmasının örneklerinden birisi. Yakın dönem Osmanlı-Türkiye toplumunun en çok tartışma konusu edilmiş isimlerinden Bediüzzaman, yani Said Nursi’nin özyaşam öyküsünü konu edinen bu çalışma, bu ay İletişim Yayınları’nın son dönemde ciddi bir külliyatı bir araya getirdiği biyografi dizisinden okuyucuya sunuluyor.
Çok etkili bir kişilik
Said Nursi, yaşamı boyunca gerek ilgilendiği konuların soyut içerikleri ve “manevi” tutarlılıkları, gerek içerisinde yer aldığı, hatta önderi olduğu hareketin pratik tutum alışlarına yön vermesi bakımından etkili bir kişilik. Dahası, dönemin en çok tartışılan, seveni kadar sevmeyeni bulunan tarihsel, dönemsel bir figür. Bugün, 2010 yılında dahi ilgisinin yoğunlaştığı konular gündeme geldiğinde fotoğrafları haber manşetlerine, gazete sayfalarına en çok taşınan isimlerden de birisi. Tüm bunlarla birlikte hatırlanageldiği ilerici-gerici tutumların karşıtlığı meselesine tezat oluşturacak bir biçimde yaşamı boyunca Ankara hükümetinin -hele ki bu denli muhalif karşıtı kararların kolaylıkla alınabildiği bir dönemde- kimi sebeplerden dolayı kendisine karşı tavır almakta zorluk çektiği, hatta bir noktada uzlaşma eğilimi gösterdiği bugün Bediüzzaman’la ilgili bilinen gerçeklerden birisi. Bu anlamıyla, yukarıda bahsetmeye çalıştığımız üzere, modernleşme tartışmalarının farklı bir düzleme yerleştiği günümüz düşün-yazın hayatında en çok tartışılan, dahası tartışılması gereken bir kişi Said Nursi.
Tüm bu tartışmaların ışığında yazarlar Cemalettin Canlı ve Yusuf Kenan Beysülen’in karşılaştırmalı biyografi çalışması Zaman İçinde Bediüzzaman, son derece belirleyici bir önem taşıyor. Canlı ve Beysülen bugüne kadar yapılmış tüm Said Nursi çalışmalarını özel bir titizlikle inceleyip, bu isimlerin olaylar ve tutumlar karşısındaki spesifik bakış açılarını aktarıcı bir konumda ele alıyor, tüm bunları kendi bulguları ve belgeleriyle belirli bir bakış açısına yerleştiriyorlar. Kitabı okurken bu iki ismin özenli çalışmalarını incelemek bir yana, konu üzerinde oldukça önemli isimler olarak adlarını sayabileceğimiz, Şerif Mardin, Abdülkadir Badıllı gibi yazarların Said Nursi olayına bakış açılarını bir arada ele almak, incelemek mümkün. Bu, hem söz konusu isimlerin araştırma konularına bakış açılarını nedenleri ve sonuçlarıyla değerlendirme imkânı sağlıyor, hem de Bediüzzaman’ın neden bu denli tartışılmış bir isim olduğunun altındaki soru işaretlerini de bir nebze olsun yatıştırmaya yardımcı oluyor. Çalışma Said Nursi’nin günümüzdeki ününün önemli sebeplerinden 31 Mart Vakası’ndaki rolü, Şeyh Sait ile ilişkisi, Nurcu hareket içerisindeki belirleyici konumunun yanı sıra “üstad”ın yaşamı boyunca Eskişehir, Denizli, Kastamonu gibi Türkiye’nin dört bir yanında geçirdiği mahpusluk dönemi yaşantıları, Risale-i Nur Külliyatı, Demokrat Parti hükümeti karşısında aldığı tutum, Eski Said-Yeni Said geçişi, dönem Kürt hareketine etkileri, ünlü Namaz Beyannamesi gibi mevzuları da benzer bir titizlikle ele alıyor.
Bıçak sırtı bir konumu oldu
Zaman İçinde Bediüzzaman, konusunun handikapını, olabilecek en sağduyulu ve objektif biçimde aşmayı da beceriyor. Yani, kendi başına bir hareketin sebebi olarak gösterilen, müritleri, yani bağlıları birçok coğrafyaya yayılmış bu ismin bıçak sırtı konumunu benimseyici-reddedici muhafazakârlıklara kapılmadan, soğukkanlı bir biçimde ele alıyor. Bunları gerçekleştirirken çoğunluğu birinci ağızdan olmak üzere belgelere, röportaj görüşmelerine ve konu hakkındaki önemli araştırmacıların çalışmalarına başvuruyor. Bu bağlamda ilgili tüm ezberleri bozmaya aday, bir o kadar da konusuna dair kalıcı bir başvuru kaynağı olmaya aday bir referanstan bahsettiğimizi söylemeden geçmemek lazım. Çalışmada, kitabın yazarlarından Cemalettin Canlı’nın metin yazarlığını, Yusuf Kenan Beysülen’in ise yönetmenliğini üstlendiği ve yine Bediüzzaman’ın hayatını konu alan Yolcu belgeselinden de kesitler bulunduğunu ayrıca ekleyelim.
Tanıl Bora editörlüğünde, Ömer Laçiner’in sunuş yazısıyla yayımlanan bu çalışma, son dönem siyasal İslam tartışmalarına yeni bir soluk getirmeye aday bir görüntü çiziyor. Bu ifadesiyle, söz konusu tartışmaya nitelikli bir söz getirmesinin yanı sıra yakın dönem Osmanlı-Türkiye tarihinin Said Nursi takibindeki, nitelikli bir anlatısı olma özelliğini de taşıyor Zaman İçinde Bediüzzaman. Diğer bir ifadeyle, yalnız konusuna özel olarak alakalılar için değil, söz konusu dönemi ilgi çekici bulan meraklı okur için de göz ardı edilmemesi şart bir başucu kitabı.