




Edebiyattaki kadın erkek yazar ayrımına karşı olsam da; söylemek zorundayım ki: 2009 kadın roman yazarlarının yılı oldu. En üretken, en çok satan ve en çok okunan romanlar bu yıl Türk edebiyatının kadın yazarlarının kaleminden çıktı. Elif Şafak, Oya Baydar ve Ayşe Kulin kitapları bu yıl en çok satanlar ve en çok konuşulanlar listesinin başında yer aldı
ERDİNÇ AKKOYUNLU
Özellikle son 10 yılda yayınlanan ve yazılan kitap bakımından Türkiye edebiyatı sadece romana yönelmiş bir konuma geldi. Öykü, deneme, oyun ve şiir yılda 400’e yaklaşan yayınlanmış roman içinde kendine okuyucu bulmakta zorlanıyor. Çünkü romanın satış ve pazarlama olanakları ile okurun tercihini yaparken edebi türler arasında romana yönelmesi nedeniyle, olması gerekenden de düşük düzeyde seyrediyor öykü, deneme ve oyun yayınları... Bununla birlikte yayınlanan romanların yarısına yakını ilk roman olmasından ötürü, edebiyat vitrinine yılda 200’e yakın yeni yazar; yani yeni romancı çıkıyor. Ve sadece bu yenilerden ancak bir-ikisi okurun dikkatini çekip 500 adet ya da üzerinde satıyor. İlk roman yayınlayıp da baskısı birkaçı geçen yazarlar ise ya medya dünyasından çıkıyor ve tanınırlıkları kendilerine okurla iletişim kurma konusunda basının imkânlarını kullanma fırsatı sunuyor. Ya da fısıltı gazetesi yıldırım baskılar yaparak bir yazarın tanıtımı yapıyor ve romanı hiçbir dış tanıtım yardımı almadan birkaç baskıya erişebiliyor.
Yayınlanan roman sayısı ile satılan roman sayısı arasındaki orantısızlık bir yana, yazdıkları satan bir başka deyişle yazdıkları okurla buluşan romancılar ise “nitelikli okur” bulamamaktan yakınıyor. Nitelikli okur bulamamak ne demek? Nitelikli okur: “Popüler edebiyat eseri olarak tanımlanan eseri, popülerlik niteliğini kazandıran biçimde sadece sahip olmak için değil, popülerlik algılamasına kapılmadan eseri gerçekten okumak için okuyan... Ebedi alt yapısını oluşturmuş: Klasikleri bilen. Modern klasikleri okumayı sürdüren. Ülke edebiyatını tanıyan; edebiyatçılar arasında niteliksel değerlendirmeler yaparak elindeki eseri okuyan. Ayrıca okuduğu eserin yazarına, eserle ilgili görüşlerini çeşitli yollarla ileten” demek. Bu tanımın tamamını veya çoğunluğunu karşılayan okuru bulmakta, ismi edebiyat dünyasına yerleşmiş yazar zorlanıyor; bulamamaktan yakınıyor.
2009 yılında Türk romancılığında da ne yayınlanan roman sayısındaki nicelik artışı, ne okur sayısındaki azalma ne de ilk roman yayınlama hevesinde düşüş son 5 yıla göre değişim göstermedi:
Elif Şafak zirvede ama...
Geride bıraktığımız yılda en çok konuşulan, en çok satan, yazarına en çok telif ücreti kazandıran roman Elif Şafak’ın Doğan Kitap tarafından yayınlanan Aşk’ı oldu. Elif Şafak, git gide romanları çok satan bir yazar oldukça, Türkiye’de her çok satan yazarın üzerine yapıştırılan yaftada yazdığı gibi popüler roman yazarı olarak anılmaya başlandı. Şafak da bu sıfatın hakkını verircesine “üretime geçerek” romanlarının hacmine göre kısa sayılabilecek zaman dilimlerinde kitaplar yayınlatmaya başladı.
Okur tarafından ya çok sevilen ya da hiç sevilmeyen bir yazar olan Şafak’ın Aşk romanı da, okurun genel algısında beğenilip, bu beğeni satış rakamlarına yansısa da, edebiyat eleştirmenlerinin Şafak’ın romancılığı hakkındaki beklentilerinin boyutları, romanın popülerliği konuşmalarının arasında tam anlamıyla duyulmadı.
Şafak için bu konunun bir eksiklik yaratıp yaratmadığını bilmemekle birlikte yazarın para kazanması konusunda Türkiye’deki habis görüşten hoşlanmadığını Habertürk gazetesindeki köşe yazılarında ele aldığı kadarıyla biliyoruz. Aşk romanının tanıtım kampanyası, kitabın önce pembe, daha sonra gri ve pembe olan kapakları ve aşk konusunun her şey ile ilintisi nedeniyle roman hakkında roman ile ilgili ilgisiz çıkan yazılar ve yazarla yapılmış röportajlar 2009 yılında okura: “Elif Şafak yazdıklarından iyi para kazanan bir yazar mı yoksa iyi para kazanmak için neleri yazması gerektiğinin sırrını çözüp, buna uygun davranan bir yazar mı”? sorusunu ık sık sordurdu.
Bu yanıtı okur sorsa bile tek başına kendi yanıt veremeyeceğini,Elif Şafak’ın yazdıkları ile bu soruya cevap oluşturacağını ama 2009’un belki de romancılığının kendisi açısından en iyi yılı olduğunu söylemekte fayda var.
Yazarın en’i olabilecek eser
2009’a damga vuran diğer kadın yazar ise Can Yayınları tarafından yayınlanan Çöplüğün Generali adlı kitabıyla Oya Baydar oldu. Türkiye’nin sıcak siyasi gündemindeki önemli konulara temas ettiği algısını yaratan roman, Baydar’ın okurca en beğenilen ve en çok satın alınan eseri konumuna yı lsonu itibariyle gelmişti. Baydar’ın kendi okurunu yaratan üslubu hem Baydar’ın sadık okuru hem de Baydar’ı tanımayan, okumaya da yeni başlayan okuru kendisine çağıran bir özellik taşıyor.
Bu yıl da Oya Baydar’ın okurunu edebiyata davetini ve eseri ile yıla damgasını vuranlar arasında yer almasını bir dahaki Baydar eserinin ne zaman geleceğini de bekleyerek izledik.
Adeta bir siyasi tepki gibi
Yılın çok konuşulan ve satan bir diğer eseri ise Ayşe Kulin’in Everest Yayınları tarafından yayınlanan Türkan’ı oldu. Sene içinde yaşamını yitiren Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Kurucu Başkanı Prof. Türkan Saylan’ın yaşamöyküsünden yola çıkan ve Saylan’ın Kulin’e emanet ettiği özel yazışmalarından da yararlanılarak kaleme alınan roman, okurun yoğun ilgisi ile karşılandı.
Kulin’in romanını çekici kılan bir başka özelliği de, Türkiye’nin siyasal gündeminde ve yakın tarihte yaşanan olaylara ve bu olayların neticelerine ilişkin bir tepki niteliği taşıdığı algılaması yaratmasıydı. Bu niteliği nedeniyle de, romanın başarısını edebiyat alanından güncel siyasi olaylara karşı bir duruş ve bu duruşu benimseyen okur kitlesinin buna desteği olarak da yorumlamak, eserin edebi niteliğini yorumlamadan da pekâlâ söylenebilir hale geldi.
Ötekiler de var
Bu üç romanın dışında; Murat Menteş Korkma Ben Varım (İletişim Yayınları), Ayfer Tunç Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi (Can Yayınları), Özen Yula Gizli Aşk Bu (Everest Yayınları), Sema Kaygusuz Yer Yüzünde Bir Yer (İletişim Yayınları), İrfan Yalçın Yorgun Sevda (Can Yayınları), Cahide Birgül Eflatun Koza (Everest Yayınları), Önay Sözer Sonradan Yaşamak (Yapı Kredi Yayınları), Muammer Kırdök Ölümsüz Olduğum Zamanlar (Notos Kitap) ile çeşitli özellikleri sebebiyle ön plana çıktı. Özellikle Ayfer Tunç’un Bir Deliler Evinin Yalan Yanış Anlatılan Kısa Tarihi isimli romanı, yazarın alışılmış üslubunun ve konu seçiminin dışındaki unsurlara dayandığı için okur tarafından yazarın yazın çeşitliği anlamında önemli bir deneyim oldu.
Sema Kaygusuz’un Yer Yüzünde Bir Yer isimli romanı da, yıl ortasında yaşanan siyasi bir hadise nedeniyle romanın dayandığı olayın yeniden gündeme gelişi ve yazarın edebi bir tanıklık ile bunu dile getirmiş olması arasındaki bağ sebebiyle dikkat çekiciydi.
Bunun yanında Murat Menteş’in Korma Ben Varım isimli romanı da, Menteş’in kendini okurun yaratmaya başlayan bir romancı olarak tanınması ve anılması bağlamında önemli bir dipnot oldu.
Yine de 2009 yılı en çok konuşulan, satan ve okunan romanlar anlamında kadın yazarların yılı olarak tarihe geçti.