




Zamanlar birbirine benzer aslında, Tarih çıplak gözle görülemeyecek kadar ağır değişir.
EDİTÖRDEN
AYŞE DÜZKAN
Ama yine de bazı yıllar diğerlerine göre daha karamsar. Ekmek parası aslanın ağzından çıkmaz bir türlü, aslanın dişlerini kenetleyeceği tutar, can havliyle bağırınca bütün bebekler uykularından uyanır, yaşlılar insanı azarlar. Dünya gündüz gözüyle bile kararır, hiç gülmemiş olsak da bolca ağlar, hallerden en fazla hüzne yatkın oluruz. Taze bir nefes, güçlü bir değişiklik gerekir ama kimsenin kolunu kaldıracak mecali, şükretmekten başka sığınacak kovuğu yoktur.
İşte öyle bir seneden çıktık bir hafta önce. 2009, ekonomik kriz, bolca çatışma getirdi dünyaya. Çekilirken de bunları yanında götürmedi.
Yayın dünyası da bu sıkıntılı halden nasibini aldı, yine de yazarlarımızın tespiti gerek romanda, gerekse öykü ve şiirde verimli bir yıl yaşadığımız yönünde. Bu sayımızda bir söyleşisine yer verdiğimiz yayıncı Levent Yılmaz’ın anlattıkları ve beklentileri de ümit veriyor.
Öte yandan, dünyanın halini anlamak için her zamankinden daha fazla okumaya ihtiyacımız var ve Edward Said, Kibrit-i Ahmer’in Peşinde’nin yazarı Claude Addas, Filistin’i çizen Joe Sacco gibi, bize yakın toprakların hayatına, kültürüne ve zenginliklerine bakan isimlerin çalışmaları özellikle değerli. Yine bu sayımızda yer alan, Bekir Düzcan’ın Oğuz Atay’la ilgili yazısı “Türkiye’nin Ruhu”nu anlamak konusunda ipuçları veriyor.
Okuyup anladıkça halledemeyeceğimiz kriz, deva bulamayacağımız dert yok aslında. İş ki kitabını bulalım, başına oturalım.
Hepinize, hepimizden iyi yıllar!