




Daniel G. Bates 21. Yüzyılda Kültürel Antropoloji İnsanın Doğadaki Yeri çalışmasıyla geçmişten günümüze ve belki de günümüzden geçmişe akıp duran bilgi kargaşasının insan üzerindeki kültürel yansımalarının izini sürüyor
ENES ATA
Bu âna kadar hep galip gelenler, bugün hükmedenlerin altta kalanları çiğneyerek ilerledikleri zafer alayında yerlerini alırlar. Her zamanki gibi ganimetler de alayla birlikte taşınır. Kültürel zenginlik denir bunlara. Ama tarihsel maddeci, zafer alayını temkinli bakışlarla uzaktan izler. Çünkü bu kültürel zenginlikler, hiç istisnasız, dehşet duygusuna kapılmadan düşünülemeyecek bir kökene sahiptir. Varlıklarını sadece onları yaratan büyük dehaların çabalarına değil, aynı zamanda o çağda yaşamış adı sanı bilinmeyen insanların katlandığı külfetlere de borçludurlar. Hiçbir kültür yoktur ki, aynı zamanda bir barbarlık belgesi olmasın.” Walter Bejamin’in kültürel sürekliliğe ilişkin bu tespitinin ardından “kültür” araştırmaları veya kazıların ne derece sorunsuz, kapsayıcı ve “gerçekçi” bir alan olduğuna ilişkin tartışmalar yeni bir ivme kazandı.
Tarih içinde yer alan “bütün insan topluluklarını ele alarak, dişlerinden hastalıklarına, besin ve konut edinme tarzlarından çocuk yetiştirme tarzlarına ve dünya içindeki yerlerine ilişkin fikirlerine dek çok çeşitli konuları” kapsayan antropoloji artık disiplinler arasında hatırı sayılır bir yer tutuyor. İnsanın doğasına ve yine insanı bir şekilde hem var eden hem de insandan kaynaklanarak var olan “çevre”ye dair ilginin son yüzyılda azımsanmayacak derecede artmasının antropolojinin çektiği ilgiye katkısı reddedilemez. Bu çabaların sonucunda, yeniden ve birikerek sürdürülen araştırmalarla birlikte, artık sadece geçmiş üzerinden bugüne ilişkin çıkarımlarda bulunmanın değil, bugünün mevcut koşulları, doğası ve kültürlerine bakarak bilinmeyen geçmiş hakkında söz sahibi olmanın da kapıları aralanıyor.
21. Yüzyılda Kültürel Antropoloji İnsanın Doğadaki Yeri çalışmasıyla Daniel G. Bates geçmişten günümüze ve belki de günümüzden geçmişe akıp duran bilgi kargaşasının insan üzerindeki kültürel yansımalarının izini sürerken, okuyucuya, konu hakkında asgari bir temel sunmak ve antropolojinin kavramlarının ve bulgularının ansiklopedik bir bilgi silsilesi içinde aktarmak yerine, birleştirilmiş bir çerçevede ele alınan malzemeyi okuyucunun bilgisine sunarak, kültürel antropolojiye girişini sağlamayı amaçlıyor. Daniel G. Bates Kültürü, öğrenilmiş davranış ile yerleşmiş olduğumuz her değişik çevre arasında sürekli oynanan bir oyun olarak değerlendirir. ‘Kültür ve onun hayata geçirilmesini dayatan kurallar, çoğunlukla davranışımıza yön veren yegâne etken ve birçok durumda nasıl hareket edeceğimizi bize bildiren yegâne şey olarak sunulur. Kültür bir senaryodur ve insanlar, daha çok, kültürün işaret ettiği rolleri mekanik olarak uygulayan aktörlerden oluşan gerçek bir oyuncu kadrosudur.’ (XVI)
Bilmek, görmek, “sesi duyulmayanların sesi olmak”, tanımak, tanıtmak, unutulmasını engellemek, keşfetmek, dillendirmek, korumak gibi saiklerle artık tamamen bir tanımlama organizasyonuna dönüşmüş olan saha araştırmalarının 21. yüzyılda geldiği nokta Daniel G. Bates’in 21. Yüzyılda Kültürel Antropoloji İnsanın Doğadaki Yeri çalışmasıyla gözler önüne seriliyor.
Antropologların insan türünü araştırırken esas incelediği şeyin kültür olduğunu savunan Daniel G. Bates’e göre geniş tanımıyla kültür, bir toplum üyelerinin dünyaları ve birbirleriyle ilişkilerinde kullandıkları ve öğrenme yoluyla bir kuşaktan sonrakine aktarılan ortak inanç, değer âdet, davranış ve maddi nesneler sistemidir. Peki, gerçekten de insan doğası kendisinin bir araştırma nesnesi olmasına ne denli izin verebilir? İnsan doğasını incelemeye teşebbüs etmek ve bundan topluluklara dair sonuçlar çıkarılabileceğine inanmak, elde edilen “veriler”i organize edilmiş veya birşekilde o haliyle/kendiliğinden var olmuş/oluşturulmuş yapılar olarak görmek ve görmeye çalışmak disiplinlerarası tartışmaların en sancılı bölümündeki yerini yıllarca koruyacaktır. Çünkü insanın tüm hareketleri araştırılırken görülür ki, incelenen “şey”in kendisi incelenen nesne olduğunun bilincinde olarak anlık ve de daha kısa zaman dilimleri içerisinde kendisinde hem yeni incelenecek dehşet konular yaratabilir veya aynı süratle varolanları yok edebilir. Hayatın kendisi ve tüm zerreciklerinin bir laboratuvar alanına ve yeri geldiğinde de laboratuvarda incelenecek bir nesneye dönüştürülmesi ne adları malum disiplinlerle sağlanabilir ne de zaten kendisi mamul olan bir yaşanmışlıklar bütününün kendisine ulaşmak mümkün olabilir.
Pozitivizme imanın esasları
İki milliyetçilik iki mitoloji Şamanizm ve Zerd...
Devlet ve piyasa arasındaki sırat köprüsü
Kürt sorunu en çok Müslümanların derdi oldu
BDP neden önemlidir?
Taşı gediğine koymanın zamanı
Terörle mücadelede yeni konsept
Afrika’daki merhamet ve vicdan kıtlığı
PKK’nın yeni anayasa korkusu
‘Terörle mücadele’ başka ‘teröristle mücadele’ ...