ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Kitap kötüyse tutup yazarını dövebilirsin - KİTAP

Kitap kötüyse tutup yazarını dövebilirsin  

9 Ocak 2010 Cumartesi, 00:01   KİTAP

Kitap kötüyse tutup yazarını dövebilirsin

Şair, yazar, yayıncı ve akademisyen. Bilgi Üniversitesi’nde ders verirken, bir yandan da Helikopter Yayınları’nı uçuruyor. “Kitabın içine kötü bir şey konduğu zaman yazarını tutup dövebilirsin de” diyen Levent Yılmaz ile kitap kokusunun izinden gittik...

SONER CAN

• Bir yayın yönetmeni olarak sanırım kitapla okur arasında bir yerde duruyorsunuz. Yayıncılıkla kitapseverlik arasındaki ilgi için neler söylersiniz?

İkisi çok farklı. Yayıncılık nihayetinde ticari bir anlam taşıyor. Ancak yayıncılığın da kuşkusuz bir geleneği oluşmuş. Dünyanın hemen her yerinde 19’uncu yüzyıldan sonra yayıncılığı, özellikle büyük yayınevlerinde iyi şairler ve yazarlar üstlenmiş. Tabii ticari kaygıları olmamış, hiçbirisi pazarlama ya da finans müdürü değil. Ama kitapların seçiminde, kapağından sayfa düzenine ve kağıdın kalitesine kadar yazarların yayın yönetmenliğinin olumlu katkıları var. Örneğin Andre Gide, Paris’ta ünlü Gallimard’da çalışmış. Bugünden örnek verirsek Roberto Calasso, İtalya’nın en önemli yayınevlerinden Adelphi’yi yönetiyor. ‘Ya bizden’ derseniz aklıma gelen ilk isim Enis Batur’dur. Haksızlık etmeyelim, buradan bakınca, o ticari uğraşın içine gönül işi de giriyor.

• İşin mutfağında bulunmanız sizin yazıya bakışınızı etkiledi mi?

Ta başında hayatımı kitaplarla ilgili bir iş yaparak kazanmaya karar vermiştim. Bunun bir yönü beni yayıncılığa itti, bir başka yönü de üniversitede araştırmacılığa götürdü.

• Kitap binlerce yıl neredeyse tek bilgi kaynağıydı. Bilişim imkanları kitabın önemini azalttı mı?

Kitap ilginç bir nesne. Bir kere sahip olunan bir şey. Yani imzası olan, sorgulanabilir, apaçık bir şey. İçine kötü bir şey konduğu zaman yazarını tutup dövebilirsin de. (gülüyor) Ama mesela internette böyle bir şey yok. Tanınamayan, adresi olmayan bir dünya orası. Halbuki kitap böyle tekil bir şey. Yayıncısından yazarına sorumluluk almakla oluşan bir şey.

• Sizin yayıncılık sevdanız nasıl başladı?

Uzun yıllardır yayıncılık yapıyorum. Ankara’da 1989’da Gece Yayınları, ondan önce Büyülü Dağ diye bir deneyimimim vardır. Ankara’da Dost Yayınları’ndan sonra Fransa’da birkaç yayınevine emek verdim. Türkiye’ye dönünce Yapı Kredi’de yayın danışmanlığı yaptım.

• Helikopter Yayınları fikri nasıl oluştu?

Tabii ki sevilen kitapları yayınlama düşüncesi!.. Bir gün bir baktım ki, hayatta bana büyük zevk vermiş kitaplar var, kimileri Türkçede yayınlanmış kimileri ise yayınlanmamış. Bazıları da belki hiç yazılmamış!.. İşte bu özel listeden bir şeyler çıkaralım, çok satma hırsımız olmasın. Adam gibi çevirileri olsun ve düzgün bir kütüphane oluşturalım dedik. Bunu yaparken elbette klasik olmuş kitapları çoğunluk olarak seçtik, ancak risk aldığımız Türk yazarları da oldu. Tarık Günersel ve Esra Yalazan gibi.

• Helikopter adı, kitapların kırmızılı sayfaları, kapakların beyazlığı...

Helikopter’in bir metafor hali var kuşkusuz ama ben öncelikle şunu düşündüm. Kitap yapmak ciddi bir şeydir. Niteliği, çevirisi, hurufatı, tasarımı. Bunları tasarlarken ‘bu da neymiş’ dedirtmek istedim. Arka kapak yazısının ‘sen’li ‘ben’li olmasını isterken ağırbaşlılığını kaybetmesin, bir yandan gülümsetsin ama çok da uçurmasın.

• Okur nasıl karşıladı Helikopter kitaplarını?

Valla bizi şaşırttı! İlk kitabımız Andre Maurois’nın İklimler’iydi, ilk üç ayda 3 bin 500 sattı. Oysa farklı yayınevlerinden defalarca basılmıştı. Diğerleri, istisnalar hariç 600 - 800 arası sattı. Her kitap kendisini kurtardı, hatta biraz para da kazandı.

• Yayınladığınız kitaplarda hazır çeviriler mi kullanıyorsunuz?

Bir kere hazır bir çeviri kullanayım dedim... Geothe’nin Gönül Yakınlıkları’nı yayınlamak istiyordum. Eski iki çevirisi var, birini iyi Almanca bilen arkadaşıma verdim. ‘Şunu bir elden geçirebilir miyiz’ dedim. Arkadaşım kitabın sil baştan çevrilmesi gerektiğini söyledi. Çeviri işlerinde işler sıkıntılıdır biraz.

• Çeviriye kurban giden kitaplar hatırlıyor musunuz?

Galiba Alfa, Borges’in bir-iki kitabını Almancadan çevirterek yayınlamıştı. Tam bir felaketti.

• Büyük yazarlar da demek ki kötü çevirinin hışmına uğruyabiliyor...

Çevirinin çok büyük etkisi var. Borges demişken, ilk kez Tomris Uyar çevirmeseydi Borges yine sevilirdi ama bu kadar etkili olur muydu, bilinmez. Tersi de var tabii. Roberto Calasso’nun kitapları İngilizceden çevrildi ve doğrusu yazık oldu.

• Döne dolaşa okuduğunuz yazarlar?

Yusuf Atılgan var. Bence onun şaheseri, Canistan’dır. Şiir derseniz dönüp dolaşıp Turgut Uyar ve Oktay Rıfat derim.

• Bir şair olarak söyleyin, şiir çevirisi ne kadar mümkündür? Çevrilmiş bir şiir ne kadar kendisi kalır?

Şu kadarını söyleyebilirim. Bir ara Enis Batur ile Rimbaud çevirileri üzerine sohbet ediyorduk.  Ona Rimbaud okuduğumu söylediğimde bana ‘Sen Rimbaud değil İlhan Berk çevirisi okuyorsun bence’ demişti. Ancak her dili bilmek mümkün değil. Mesela Kavafis’i de çevirileriyle okuduk ve çok sevdik.

• Düz yazıda da bu kadar büyük riskler var mı?

Sabahattin Eyüboğlu’nun Montaigne çevirilerinin Montaigne ile pek bir alakası kalmamıştır. Ama en çok onun çevirileri okunur. Başkası çevirse bu kadar tutmaz. Zaten zor bir metindir.

• Hayatın akışı içinde yayınevleri de kirlenir mi?

Tabii ki. Birçok yayınevi büyük bir şevkle işe başlar, sonra rutine girer, herkes sıkılmaya başlar. Kurumsallaşmış yayınevleri düzgün bir çizgi tutturur ama zamanla tadı tuzu kalmaz.

Mümkün olanlar... ‘İmkan olsa’lar...

l Dost’ta Borges’in seçkisini, Babil kitaplığını Türk okuruna kazandırmak, Bilge Karasu’nun Göçmüş Kediler Bahçesi’ni düzgün bir baskı ile okura sunmak çok keyifliydi. Milliyet Yayınları’ndan çıkan ilk baskısı bir felaketti.

l Cemal Süreya keşke sağ olsaydı da yarım kalan Pierre Louys’un Afrodit’ini basabilseydik. Çeviriye başlamıştı ki vefat etti.

l Roberto Calasso’nun tamamını Türkçeye kazandırırdım.

l Dost’ta İtalyan çizer Hugo Pratt’ın Corto Maltese’lerini yayınlayalım diye herkesin kafasının etini yemiştim. İlk üç kitabını da çevirmiştim üstelik.

l Şu sıralar 16 yüzyıl kitaplarını, orijinal resimleri ve gravürleriyle basmak ve çok satmak isterdim.

 



Bookmark and Share



Tarih: 9 Ocak 2010 Cumartesi, 00:01

İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

a - İbrahim Kiras Kitap eki yazı

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR


MENÜ

REKLAM

['http://91.93.103.35/reklam/cinedergimart.swf','468','60']

SİTEDE ARA