
Ekmeğini doğduğu ülkeden başka yerde aramak zorunda kalanlar, kendi ülkesinde doktor olup başka bir ülkede hemşirelikle yetinmek zorunda olanlar, ülke değiştirdikçe sınıfsal konumu da değişenler, acımasız çalışma koşulları, düşük ücretler, hepsi var bu öyküde. Üstelik olaylar İngiltere’de geçiyor
AYŞE DÜZKAN
On yılı oldu, globalleşme kavramıyla tanışalı. Görür görmez beğendik onu, gelişine de çok sevindik. Artık bütün dünya bir olacak, hepimiz aynı tişörtü giyip aynı köfteyi yiyecektik. Gerçekten de yedik.
Aman demeye kalmadan işin rengi ortaya çıktı. Bütün dünya bir oldu evet ama en kötünün standartlarında. Artık İngiltere’de ücret artışı istediğinizde fabrika anında ücretlerin daha düşük olduğu Endonezya’ya taşınabiliyor ya da kendi ülkelerindekinden biraz daha iyi ama sizinkinin beşti biri bir ücret karşılığında çalışmaya razı olan Çinliler yerinize işe alınabiliyor.
Duvar’ın altında kalanlar
O arada başka şeyler de olmuştu. “Duvar” yıkılmış, “demir perde” ülkelerindeki iktidarlar bir bir devrilmişti. Her renkli “devrim”de seviniyorduk. Uluslararası vakıflar, internet sitelerinde hangi “taban hareketi”ni finanse ettiklerini pervasızlıkla açıkladıkça bizim de demokrasiye olan güvenimiz artıyordu, orada yaşayanlar adına da çok mutlu ouyorduk. Öyle ya, kendi cehenneminden çıkıp bizim cehennemimize adım atıyorlardı.
Yeni imkânlar, yeni karşılaşmalar gündeme geldi. Hayasız terimler girdi dilimize. Savaş ve Barış’ı okuyan genç kızlar bazen yoksulluğun baskısı, bazen de mafya şiddetiyle seks işçiliği yapmaya zorlandığında onları o romanın kahramanının adıyla anıyorduk.
İşte böyle bir dünyada yol alıyor İki Karavan. Üzerine Güneşin Batmadığı İmparatorluk’un alacakaranlığı gördüğü ama o güneşin altındaki yoksulların ekmeklerini ve geleceklerini aramak için kapısını çaldığı İngiltere’de.
Çilek tarlalarında başlayan bir yolculuğu anlatıyor; daha doğrusu Ukrayna’dan yola çıkıp İngiltere’de, bir çilek tarlasında yolları kesişenleri. Tarihin bu parçasında onların kısmetine düşen acı ve hayal kırıklığının ortasında aşk, dostluk, müzik, felsefe, her türden canlıya sevgi ve merhamet de eksik olmuyor. İki Karavan dünyanın bütün dramının çok tatlı bir biçimde anlatılabileceğini de ispat ediyor. Şiddetle tavsiye ederim.
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
Ülkücü paradigmanın iflası
YARSAV fişledi biz de aldık
Bedri ile Fazıl
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Ben hepinizin annesiyim
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa