




ABDÜSSAMED BİLGİLİ
20. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden Capote’nin Bukalemunlar İçin Müzik onun kitaplarında görmeye alışık olmadığımız, uzun sayılabilecek bir önsözle açılıyor. Capote bu önsözde bir anlamda “yazmak” manifestosunu sunuyor okura... Yazmayı soylu fakat acımasız bir efendiye teslim olmak gibi gören yazar asıl köleliğin iyi yazmakla kötü yazmak arasındaki fark kavrandığında başladığını söylüyor. 17 yaşına geldiğinde kendini yetkin bir yazar olarak gören Capote, gerçeğe dayalı roman anlayışından, çok ses getiren kitaplarına kadar birçok konuda kendi yaptıklarına dışarıdan biriymişcesine bakıyor, roman tekniğini sorguluyor. İyi olduğunu düşündüğü yazılarında bile neden yazarlık gücünün “üçte birini” kullandığını irdeliyor. Kendince çözümünü de buluyor. Ve bütün bu süreçten sonra da Bukalemunlar İçin Müzik’in ortaya çıktığını söylüyor. Yani bu, Capote’nin iki kez güvendiği bir kitap olarak duruyor karşımızda.
Kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölüm ve ilk hikâye, kitaba da isim babalığı yapan Bukalemunlar İçin Müzik. Ve toplam altı kısa öyküden oluşuyor. İkinci bölüm kitabın en hacimli bölümü olan El Oyması Tabutlar ve son bölüm Capote’nin birtakım ünlü isimler üzerinden yazdığı Söyleşi Portreleri başlığını taşıyor.
Sokak aralarından
İlk bölümdeki öyküler okur açısından oldukça sürprizci. Bu da mı olur acaba? diye sorduruyor size. Bukalemunlar nasıl oluyor da müzik dinliyor? Yer yer yazarın bir nevi akışı keserek yaptığı değerlendirmeler öykü tekniğine zarar vermekten uzak, bir nevi; sosyal durumlar, kişi psikolojisi gibi izahlar sunarak öyküyü sürdürüyor. Ve hiçbir öykünün sonunu kestiremiyorsunuz bu kitaptaki.
Capote’nin karakterlerinin gündelik hayatta karşımıza çıkabilmesi zor ancak genelin sokak aralarında kalmış bu kahramanlarıyla karşılaştığımızda açıkçası biraz yabancılık çekeriz. Sonradan hatırlamış gibi oluruz onları. Çünkü koca bir toplumun içerisinde bir takım özellikleriyle ayrılır, küçük ve az görünür bir azınlık olurlar.
Birbiri ardına cinayetler
Bukalemunlar İçin Müzik kitabının asıl bölümünü müstakil bir kitap olarak da yayınlanabilecek El Oyması Tabutlar oluşturur. Capote bu bölümü bir roman olarak görür. Ama bu bölümde de Capote öykülerinden birçok ilinti söz konusudur. Diyaloglar ve Capote’nin kısa öykülerindeki yoğunluğu fark edebilirsiniz bu hikâyede. Kişi sayısı bakımından da öyküye daha yakın durur. Zaten El Oyması Tabutlar’ın alt başlığı Capote’nin bazı yazarlar tarafından çokça eleştirilen Bir Amerikan Cinayetinin Gerçeğe Dayalı Öyküsü’dür.
Her şey bir kasabada birbiri ardına gerçekleştirilen cinayetlerle başlar. Kusursuz, iz bırakmadan işlenen bu cinayetlerin tek ortak noktası ölmeden önce maktullere gönderilen el oyması tabutlardır. İçinde ölecek kişinin bir de fotoğrafı bulunan bu minyatür tabutları alan kişi adeta ölümü beklemektedir. Jake Pepper Eyalet Soruşturma Bürosu dedektiflerindendir ama işinde çok da başarılı olduğu söylenemez. Bazı şüphelerini temellendirecek kanıt yoktur elinde. Onu katile götürecek tek yol ölümü bekleyen diğer insanlardır. Ve bunlardan biri de sevdiği kadın olan Addie Mason’dur. TC ve Jake’nin diyalogları hareketli bir Amerikan filmi izliyormuş hissi uyandırır okuyucuda. Bu diyaloglardaki bazı ipuçları olayı çözecek gibi olsa da sonuç bir muamma olarak kalacaktır.
Geçen yüzyılın Amerikası
Bukalemunlar İçin Müzik’in üçüncü bölümünü Söyleşi Portreleri oluşturur. Farklı yaşamların öyküleri vardır bu kısa metinlerde. Yine TC’nin diyalogları asıl önemi taşır . Söyleşi Porteleri, bilindik kişilerin mahrem sayılabilecek içsel durumlarının Capote ile konuşmalarıyla ortaya çıkarıldığı hikâyelerle devam eder. Gizli Bahçeler’de TC’nin eski bir kadın arkadaşı kendinden oldukça genç bir erkekle evlenmiştir. Merhaba Yabancı’da iyi bir aile babasının kendine ulaşan genç bir kızın mektubuyla yaşadıkları ve bu durumun geçmişteki başka bir vakıada eşi tarafından yanlış anlaşılması sonucu yaşadıkları yer alır. Adam haklıdır ama haklılığını anlatamayacak oluşu ona hayatının geri kalanını bu trajediyi yaşayarak geçirtecektir. Yine bu bölümde 20. yüzyıl Amerikası’nın en önemli simalarından Marilyn Monroe ile yaşadıkları da yer alır. Bu yönüyle bu bölüm 20. yüzyıl Amerikası ile ilgili herhangi bir yerde bulunamayacak bilgiler de içerir. Elbette bütün bunlar Capote kurgusallığı ve yaratıcılığı ile karşımızdadır.
Truman Capote okuyucusu için Bukalemunlar İçin Müzik Capote okumalarında önemli bir yerde duracağa benziyor. Bu kitabın üç ana bölüme sahip olması içerikle ilgili bir farklılığın göstergesi olmakla birlikte bir Capote metinleri şöleni de sunuyor size. Hem yeni Capote okuyucuları için hem de Capote’nin diğer eserleriyle irtibat kurmuş olanlar için Bukalemunlar İçin Müzik kaçırılmaması gereken bir kitap.