Böyle yürürken tuğla, sancakla

2 Ekim 2009 Cuma
Böyle yürürken tuğla, sancakla

Tarih, yaşadığımız dünyayı anlamaya çalışırken başvurabileceğimiz, bugünle ilgili söylediklerimizin sağlamasını yapabileceğimiz en önemli kaynak.

Ama bakkallık yaparken anlaşamayanlar bile ortaklığı bozduktan sonra yaşadıklarını farklı farklı anlatırken yenişmek için binlerce vatandaşının canını feda etmiş memleketlerin ya da ülke güvenliği için yurttaşlarına işkence etmek “zorunda kalan” devletlerin görevlendirildiği tarihçilerin “nesnel” olmasını beklemek akıl kârı değil. Çünkü resmi tarih yazan tarafın kendisini haklı çıkartmak için ihtiyaç duyduğu gerçeklerden ibaret olmakla kalmaz. İnsanlığın tecrübesinin önemli bir kısmını aklına bile getirmeden kaleme alınır. Kahramanlıklar, zaferler, mağlubiyetler, ihtilaller anlatılır da tarihte, topları dökenlerin, asker giysisi dikenlerin ne kadar yorulduğuna, onlar öldüğünde geride kalan çocukların nasıl üzüldüğüne yer verilmez. Sıradan insanın gündelik yaşantısını yok sayarak yazılır her resmi tarih.

O yüzden geçmişle ilgili gerçeğin çok ufak bir kısmını öğrenmek için bile çok fazla şey okumamız gerekiyor; birbiriyle çelişen tarafların kaleminden çıkmış çalışmaların yanı sıra, tarih disiplininin genellikle umursamadığı kaynaklar, günlükler, hatıralar, mektuplar...

Hamasetin yerini doğru ve adil olana ulaşmanın heyecanı aldığında anlaşılır tarih aslında. Tuğla ve sancakla değil akıl ve merhametle yüründüğünde. Buna şu sıralarda ne çok ihtiyacımız var değil mi?

AYŞE DÜZKAN

Facebook Twitter



Tarih:2 Ekim 2009 Cuma

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

DİĞER KİTAP HABERLERİ

YAZARLAR

SICAK HABER