Bir zamanlar ‘oku’ denmişti

4 Eylül 2009 Cuma
Bir zamanlar ‘oku’ denmişti

Oku, Sadece ‘Oku’ diye emredildiği için değil, sadece emredildiği gibi değil. Yani zihnine kazılı, kalbine yazılı olanı, sen farkında olmasan da ezberinde bulunanı, bir bardak suyu başına dikip içer gibi, bir nefeste, ahenkle hatmeder gibi değil  sadece. Öğrenmek, bilmek için de oku.

EDİTÖRDEN

İnandığının, inanamadığının; aklına yatanın, yatmayanın; gönlüne uyanın, uymayanın sağlamasını yapabilmek için oku.

Kalbinden geçeni zihnine taşımak için, aklınla gönlün, gönlünden geçenle harekete geçtiğin uyumlu olsun diye, anlamak ve en çok da kendine anlatmak için, inandığını, inanmadığını, bildiğini, bilmediğini oku.

Sadece merakla değil inançla, sırf inandığını değil, merak ettiğini de oku.

Herkes bilir sanılanı, herkese yasak olanı, senden kaçanı, seni kovalayanı hiç korkmadan, yılmadan oku. En sıradan olanda kimsenin görmediği hikmeti, yasak olanda herkese lazım olan bilgiyi bulmadan kitabı elinden düşürme, oku.

Zihin en büyük hazinen, harfleri birbirine çarpmak, onlarda bir anlam bulmak yani okumak, yani tahayyül bile etmediğin zamanlarda adını bile duymadığın yerlerde yaşamış ve yaşayan insan kardeşlerinin yaşadıklarını, bildiklerini,inandıklarını öğrenebilmek ne büyük bir armağan, modası geçti sanılıp çekmece köşesinde tozlanan bir mücevher,

Sözün başlangıç olduğunu unutmadan, son sözünü söymeden, itaat ya da itiraz etmeden kararını vermeden önce mutlaka, oku.

AYŞE DÜZKAN

 

Facebook Twitter



Tarih:4 Eylül 2009 Cuma

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

DİĞER KİTAP HABERLERİ

YAZARLAR

SICAK HABER