



Şubat deyince başka şey gelmez oldu aklımıza değil mi? Antik çağda yaşadığı varsayılan çeşitli Aziz Valentin’lerden birinin kavuşamayan aşıkları koruduğu varsayılıyor.
Onun anıldığı gün olan 14 Şubat’ta bir sevdiği olanların sevdiklerine, kimden geldiği gizli kalacak şekilde, çoğu zaman da kendi elleriyle hazırladıkları bir armağanı ulaştırmaları geleneği var. Hediyenin bir yerine iliştirilmiş birkaç satır gönderenin kimliğin biraz olsun ifşa etse de Saint Valentine armağanı, gizli kalmış bir sevginin ifadesi. Aşkın, ne kabul ne de red edilecek bir biçimde ilanı. Aralarında zaten bir ilişki bulunan iki kişinin birbirlerine çarşı pazardan bir şey satın alması mecburiyeti değil.
Öte yandan, hakikaten tuhaf aşk. İki insan arasında yaşanır ama dünya üzerindeki kanunların, törelerin, geleneklerin, kuralların çoğu onunla ilgili. Herkes neredeyse aynı şeyleri hisseder aşkla ama bir yandan da muazzam bir biriciklik duygusu sunar insana. Aşık bal gibi tahmin eder aşkının seyrini ama sırrına ulaşmak için de uğraşır.
Belki bu yüzden edebiyatın en önemli temalarından biri aşk. Masallardan romanlara ne çok anlatı bize aşkı öğretiyor. Öpünce prens olan kurbağadan Doktor Jivago’ya, Madame Bovary’den Lolita’ya ne çok kahraman aşkımızın yolunu çiziyor...
Geçen sayımızda Soner Can’ın Levent Yılmaz’la yaptığı röportajda Afa Yayınları’nın adı yanlışlıkla Alfa olarak çıkmış. İlgili herkesten özür dilerim. -AYŞE DÜZKAN-