




Alışveriş merkezleri, reklamlar, indirimler bize aşkı hatırlatacak bu ay. Biz de onu edebiyata sormaya çalıştık
FATMA KARAMAN
Faulkner; “Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşayamayacaktı” demiş. Onun kadar karamsar olmasak da, aşkı yazanlar, çizenler olmasına şükrediyoruz. Bugün hala ‘aşk var’ diyorsak ve aşktan söz ediyorsak, bunun biraz da onu sanat eserlerinde ele alanlar sayesinde olduğunu unutmamamız gerekiyor. Her okurun çarpıldığı ‘aşk’lar da vardır bu romanlarda. Biz de aşkı hem okuyan hem de yazan yazarlara en beğendikleri aşk romanlarını, karakterlerini ve favori aşk kitaplarını sorduk...
Elif Şafak
Hüsn-ü Aşk en unutulmaz olanı
En beğendiğim aşk romanlarından birisi Boris Pastermak’ın unutulmaz eseri Doktor Jivago’dur. Romanda hem sarsıcı bir aşk hikayesini hem çalkantılı bir dönemi okuruz. Bireysel ayrıntılarla toplumsal panorama paralel anlatılır, ustalıkla çizilir. Çok az roman aynı anda bu kadar duygusal ve zihinsel olabilmiştir. Bir de tabii ki unutulmaz Hüsn-ü Aşk... Şeyh Galib’in elinden çıkma eser, aşk üzerine yazılmış en güzel eserlerdendir. Aşkıyla beni etkileyen pek çok roman karakteri var ama açıkçası onlardan hiçbirinin yerinde olmak istemem. Ben onları yazabilmeyi daha çok isterim. Onları tahayyül edebilmek. Benim için en canlı aşıklar ise Tolstoy’un yarattığı Anna Karanina ile Genç Werther’in Acıları’nda ressam Werther karakteri.
Sadık Yalsızuçanlar
Werther’in yerinde olmayı çok isterdim
En beğendiğim aşk romanı Goethe’nin Genç Werther’in Acıları kitabıdır. Werther’in yerinde olmak isterdim. Bir şairin dediği gibi, ‘aşk ya mutlaktır veya olmasa daha iyi olur.’ Werther’in aşkı, mutlaka yakın, tutkulu bir aşk. Böylesi bir tutkuyla sevmek ve bir bulut gibi kendimden geçmek isterdim. Ahmet Altan’ın Tehlikeli Masallar’ı, Sevgi Soysal’ın Yürümek romanı ve Mehmet Eroğlu’nun Düş Kırgınları romanındaki aşkta çok güzel işlenmiş.
Cihan Aktaş
Lara’nın sevdası heyecanlandırdı
En sevdiğim aşk romanı, Boris Pastermak’ın Doktor Jivago’sudur. Kahramanı Lara etkileyici gelir bana, aşkının yapıcı ifadesiyle, her şeye rağmen hayata tutunma çabasıyla...
Lara bilinmezliklere doğru yola çıkıyor ve kendini hadiselerin akışına bırakmasına alıştığımız hisli adam Jivago onu izlemekle kalıyor. İnliyor Jivago, kendi kendini zehirleyerek geçmişin güzel sahneleriyle ve bir yandan da, kaderin akışını değiştiremeyen aşkıyla çarpıyorken yüreği...
Geleceğe açık kanalların sesleri sadece Lara’ya ait. Bugünün icaplarını biliyor o, buz gibi sularda çamaşır yıkarken, bin güçlükle sobayı yakarken acımıyor kendine. Aşk var ya, her şey yoluna girecek; karlı dağları aşmakta olan Lara mutlu geleceğe inanarak atıyor adımlarını. Thomas Hardy’in Asi Kalpler’i, Thomas Mann’ın Büyülü Dağ kitabı ve Emine Işınsu’nun Küçük Dünya kitaplarında işlenen aşk da beni çok etkilemiştir.
Yakup Öztürk
Tabii ki Beyaz Geceler
Bütün duygularımdan arınarak söyleyecek olursam aşk hususunda Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’i benim için önemli bir romandır. Birkaç günün hatırına kızılamayacak bir Nastenka. Ne imkansız değil mi? Nastenka’yı tanımak isterdim. Mesela Anayurt Oteli. Bu da bir yanıyla aşk romanıdır. Orhan Kemal’in Sarhoşlar adlı kitabında ‘Celfin Eti’ adlı bir hikayesi vardır. Aşk söz konusu olduğunda aklıma ilk gelen hikaye de bu oldu. Bir kadının kocası için giriştiği fedakarlığı piliç eti üzerinden anlatan kaç hikaye var? Sonra Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak’ı. Kızdığım tek aşk karakterini Kutlu Usta peyda etmişti. Kitabın son kısımlarında aşık bir adamın sessizce olan bitene razı olması içimdeki heyecanı nasıl da söndürmüştü. Son olarak Onur Caymaz’ın Ezilmiş Leylaklar Kitabı’ndan hatırladığım Cennet’te İnecek Var hikayesi bana bir sevda şöleni yaşatmıştır. Tüm bu saydığım metinlerdeki aşkların hepsi birbirinden farklı.
Ahmet Ümit
En güzeli bence Anna Karenina
Bence şimdiye kadar yazılmış en güzel aşk romanı Tolstoy’un yazdığı Anna Karenina’dır. Aynı şekilde en iyi roman karakteri de Anna Karenina’dır. Benim için ikinci sırada ise Madam Bovary gelir. Bu iki kitabı seçmemin nedeni ise günümüzde yazılan palavra aşk romanları gibi yazılmamış olmasıdır. Şimdilerde aşkın sadece pembe yüzünü gösteren kitaplar var. Günümüzde aşk ismi çok sattığı için yazarlar yalan da olsa bu romanlara yöneliyorlar. Oysa bu iki kitapta aşkın sadece güzel yüzünü görmeyiz, tarihsel gerçeklik içinde yaşanan sahici aşkları görürüz.
Merve Kurt
Feyza’nın aşkını yaşamak isterdim
Günümüzde değişen aşk algısı, aşka dair tüm tanım ve içerikleri de değiştirdi. Hızlı/ca yaşanan ve tüketilen bir roman konusu oldu şimdilerde ‘Aşk’... Geçmişin o büyük aşkları elbet kayda değerdi ve herkesin bildiği o büyük eserlerde yerini aldı. Pierre’den Paul ile Virginie, Goethe’den Genç Werther’in Acıları ve Mehmet Rauf’tan Eylül, ben de derin izler bırakan üç aşk romanıdır. İçlerinden en çok Eylül’ün kahramanları Suad ve Necip’in aşkları... Onların yerinde olmak ister miydim bilmiyorum ama bulundukları koşullar içinde duruşlarını bozmamalarından çok etkilenmiştim. Huzur Sokağı’nın Feyza’sının aşkını yaşamak isterdim. Çok güçlü ve naifti. Son yıllarda okuduğum ve çok etkilendiğim roman türü dışındaki iki kitabın ismini anmadan geçemeyeceğim. Ahmet Ümit’ten Ninatta’nın Bileziği ve Nazan Bekiroğlu’ndan Cam Irmağı Taş Gemi..
Sibel Eraslan
Sahipkiran son dönemde bana çok tesir etti
Fuzuli ve Şeyh Galip’in kaleme aldıkları eserler roman değil elbette, ama aşkı ontolojik bir başlangıç veya varlık ile varoluş arasındaki nazargaha ikame edişleri açısından en dikkate değer bulduğum iki şark şaheseridir. Mesnevi’yi edebi tarz olarak çok sever ve kıymet veririm. Hasan Aycın’ın Sahipkıran eseri hakkında ise ‘roman’ belirlemesi yapmakta kararsızlıklarımı saklı tutarak, son dönemde bana en ziyade tesir etmiş aşka dair en iyi eserlerden birisi olarak zikredebilirim. Üçünün de ortak özelliği aşkı, minör gerçeklikten ruhani dikey geçişlerle yüceltmeleri, özneler üzerinden titreyen küçük hikayeleri büyük anlamlar denizine yola çıkartışları... Aslında üçünde de terennüm eden şey, aşkın hakikatinin yola dair bir tecrübe oluşunda düğümleniyor. Üç hikayede de kuşlar geçiyor. Onlardan biri olmak isterdim. Onlardan biriyim zaten sadık bir okuyucu olarak....
Roni Margulies
Aragon’un en güzel şiiri ‘mutlu aşk yoktur’ der
Aşk romanlarıyla aram hiçbir zaman iyi olmamıştır. Sadece Aragon’un Mutlu Aşk Yoktur şiiri en sevdiğim şiirlerden biridir.