Adı Türkiye anlamına gelen Akif yüreğimi titretir

5 Temmuz 2009 Pazar
Adı Türkiye anlamına gelen Akif yüreğimi titretir

Adı Türkiye anlamına gelen Akif yüreğimi titretir

Türkçe şiir açısından en zengin dillerden biri, belki de bu yüzden ‘üç kişiden dördü’ hayatının bir aşamasında mutlaka şiir kaleme alıyor. Öte yandan, şiir kitapları çok az satıyor. Bütün bunlar şiir üzerine düşünmeyi gerekli kılıyor. Şairlere şiiri sorduk


Şair Osman Özbahçe şiirle ilgili sorularımızı cevapladıu Şiirin bugünkü durumuyla ilgili ne dersiniz?

Şiirin bizzat kendisi değil, ama edebiyat dergileri de dahil olmak üzere şiir yayıncılığı ancak sponsor desteğiyle ayakta durabilen, hatta varlık kazanabilen bir durumda bugün. Yoksa yok yani. Bu iş giderek, bu hususta desteksiz adım atılamayacak bir noktaya doğru gidiyor. Yetmiş milyonda beş yüz tane dergi veya kitabın başka bir anlamı olamaz.

Şiirin bugünkü durumunu konuşurken, herkes şu hususu kaçırıyor: İşte önceleri, meselá 30 yıl önceleri, 60 yıl önceleri, 85 yıl önceleri şiir şöyle kıymetliydi, böyle kıymetliydi yapıyor. Yanlış yapıyor. Cumhuriyet tarihi boyunca şiir bir kez bile etkili bir çevre olamadı. Şairler tarafından yahut şiir tarafından ne denir, ne gelir diye merak edilmedi. Bir defa bile. Ama bu merak Cumhuriyet öncesinde vardı. Tanzimat’ın ilánından Cumhuriyet’in ilánına kadar geçen dönem şiirin ve şairin en etkili olduğu dönemdir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında -ki Cumhuriyet’in ilk yılları Demokrat Partinin iktidara geldiği 1950 yılına kadar sürer- Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi bazı şairler, önceden devralınan bu etkiyi meselá milletvekili olmada, yüksek dereceli bürokrat olmada kullanmışlardır. Cumhuriyet dönemindeki bütün etkisi budur şiirin.

Ayrıca, şiirin bugünkü durumu değerlendirilirken şu husus da kaçırılmamalıdır: Bir kere şiir doğası gereği kitlesel bir sanat değildir. Yani herkesi ilgilendirmez. Şiir herkesle ilgilenir ama herkes şiirle ilgilenmek zorunda değildir. Halk şiiri, yani ozanlar eliyle icra edilen şiir kitlesel olabilir ama ötesi, her zaman dar ve sınırlı bir çevrenin işidir. Örneğin, bir sinema salonuna her boydan insan girip o filmi izleyebilir ama bu durum şiir kitabı için mümkün değildir.

Özellikle bugünkü manzaraya bakarak, Cumhuriyet’in başlangıç yıllarında söylenen büyük bir yalanı yeniden değerlendirmek gerekir: Divan şiiri halktan kopuk saray şiiridir, dar bir çevrenin şiiridir, biz bunu kaldırıp yerine halkımızın şiirini koyacağız, hece üzerinden. Bugün dahi lise ve üniversite ders kitapları bu bilgiyle doludur ve bu doğruluğu tartışılmaz bir kanun hükmündedir. İki sebepten yalandı bu: 1) Şiir, özellikle Cumhuriyet’e gelinceye kadar ağdalı dilinden de kurtulmuş, aruz bütünüyle Türkçeleştirilmişti. Aruz içinde modernleşmesini sağlamış bir şiirimiz vardı. Özellikle Ákif gibi şairler eliyle de halkımız Türk şiirinde cirit atıyordu zaten, hem de istemedikleri kadar. 2) Şiir, her zaman belirli bir çevrede kalan bir disiplindir. Halk ve aydın çevreler hiçbir zaman harıl harıl şiir okumaz. Şiir okumuşluğun göstergesi değildir. Az buçuk bir şeylerden anlamanın göstergesi değildir. Daha üst dereceden bir uğraştır. ‘Saray’ çevrelerine göredir.

ŞİİR DEFALARCA ÖLDÜRÜLDÜ

Şiirin öldüğü, arkaik bir sanat dalı olduğu iddiaları üzerine ne dersiniz?

Şiir şimdiye değin defalarca öldürüldü. Fakat ölüm ilánlarından önce sahip olduğu ağırlık neyse ondan bir gram bile aşağı düşmedi ama yükselmedi de. Öbür taraftan arkaik kelimesi en çok şiire yakışmaz çünkü sanatlar içinde her zaman en yenisi şiirdir. Özellikle Türkiye ve edebiyat söz konusu olduğu zaman, şiir iki kere yenidir ve öndedir diğerlerinden.

Sizin beğendiğiniz şairler kimlerdir?

Bence modern şiirimizin dört köşesi, Sezai Karakoç, Turgut Uyar, Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel’dir. Modern şiirimizin en güçlü, en atak şairleri bu dört şairdir. İkinci Yeni modern şiirimizin ve bugünü esas aldığımızda dolayısıyla Türk şiirinin en önemli dönemidir ve İkinci Yeni’nin merkez şairleri herkes için kaçınılmazdır. Beş kişi: Sezai Karakoç, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever ve Ece Ayhan. Orhan Veli, şiirimiz söz konusu olduğunda, tıpkı Necip Fazıl gibi, tek başına çok mühim bir aşamadır. Necip Fazıl, bizim bugün modern dediğimiz şiiri, öncesinde örneği bulunamayacak derecede, İkinci Yeni’den önce ve doğrudan başlatan tek şairimizdir.

Gelgelelim, benim yüreğimi titreten şair Ákif’tir. Yeri hepsinden öncedir. Adı Türkiye anlamına gelen tek şairimizdir.
Facebook Twitter



Tarih:5 Temmuz 2009 Pazar

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

DİĞER KİTAP HABERLERİ

YAZARLAR

SICAK HABER