2009’un hikâyesine bakarken

9 Ocak 2010 Cumartesi
2009’un hikâyesine bakarken

2009’un hikâyesine bakarken

Geçtiğimiz yılın edebiyat gündeminde neler vardı? Hikâyecilerimiz neler yayımladılar? En çok nelerden bahsedildi? Hangi kitaplar çok konuşuldu? 2009’un Türk hikâyesine olaylar, kitaplar ve yazarlar üzerinden baktık

YAKUP ÖZTÜRK

Her yeni bir önceki yılın muhasebesini yapma ihtiyacı doğuruyor. İki yıl arasında bir karşılaştırma ihtiyacı hâsıl oluyor elde olmadan. Edebiyatımız açısından bakıldığında da aynı durum geçerli. Romanla ya da şiir, hikâye ile ilgilenenler söze “Bu yılın şiiri/hikâyesi/romanı/edebiyat olayları bir önceki yıla nazaran daha silikti/canlıydı...” yollu ifadelerle başlıyorlar. Biz de hikâye kitapları üzerinden bir değerlendirmede bulunacağımız zaman “Acaba geçtiğimiz yıl okuduğumuz kitaplarla bu yılkiler arasında nasıl farklar vardı?” sorusu gelip zihnimizi kurcalamaya başladı.

Her yıl hikâye kitaplarıyla karşımıza çıkan isimlerin haricinde, iki yıl arasında yazarlarda bir yer değiştirme olduğunu söyleyebiliriz en başta. Ahmet Büke, Barış Bıçakçı, Onur Caymaz, Abdullah Harmancı, Kâmil Yeşil, Sibel Eraslan, Seray Şahiner, Seyit Göktepe gibi isimlerin bu yıl hikâye kitabı yayımlamadığını gördük. Buna mukabil, Aslı Erdoğan, Aliye Akan, Nalan Barbarosoğlu, Cihan Aktaş, Ömer Faruk Dönmez, Cemil Kavukçu, Faruk Duman’ın da aralarında bulunduğu hikayecilerin bu yıl içerisinde kitaplarını okuduk.

Elbette, uzun bir zamandır hikâye kitabıyla okurlarını selamlamayan Rasim Özdenören’in İmkânsız Öyküler (İz) adıyla kısa hikâyelerini bir araya getirmesi 2009’un en önemli edebiyat olaylarındandı. Özdenören, seksen kısa öyküsünden oluşan bu kitabında kimi yönleriyle daha önceki hikâye kitaplarının dışına çıktığını söyleyebiliriz. En azından kısa öykü denemesi bize bunu gösteriyor. Modern kent, modern zaman, Anadolu coğrafyası, varoluşsal meseleler kitapta söz konusu ediliyor. İmkânsız Öyküler hakkında Dr. Sezai Coşkun’un Yedi İklim’in aralık sayısında yazdığı makaleyi burada salık verebiliriz.

Verimli olan yazarlar

Bir başka usta Mustafa Kutlu da Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı (Dergâh) adıyla yayımladığı hikâye kitabında Tahir Sami isimli bir arşiv memurunun hayat hikâyesini anlatıyor. Bilindik Kutlu üslubunun hâkim olduğu kitap, tutkunun bir insan hayatında ne anlam ifade ettiği üzerinde duruyor. Başlı başına bir trajediyle sonlanan kahramanın hayatı, kültür ortamlarında ömür tüketenler üzerinden bir yargıya kapı aralıyor. Bu kitap hakkında bir vesileyle söylediklerimizi burada tekrar anabiliriz: Kültür hayatına ucundan kıyısından kapı aralamış herkesin tutku dedikleri hayalhaneleri olur. Edebiyatın, hikâyenin en saf ırmağında yıkanan sözlerle bize seslenen Mustafa Kutlu, bir nişan olarak seçtiği Tahir Sami Bey’e kitap tutkusunu bahşetmiş. Sadece kitap tutkusuyla kalmamış, ihtisas kütüphanesi kurma yolunda ona yeni görevler de yüklemiş. Her tutku insanı içten kemiren bir canavara dönüşüyor olmalı ki, Tahir Sami’nin hayatında da onulmaz yıkımlar meydana getiriyor. Yine de bütün bunların karşısına modern hayatın böğürtüsünden kaçıp, tarihi bir binanın -her şeyi orijinal haliyle korunan hem de- arşivinde tutku saatlerinin tik-taklarını dinlemek cesareti insan olmanın son damlasının hâlâ damarda olduğunu gösteriyor.

Cihan Aktaş da Kusursuz Piknik (İz) adını verdiği hikâyelerini yayımladı. Aile hatıralarından kalan bir fotoğrafın çağrışımıyla kitabına bu adı veren yazar, burada da kadın karakterleri titizlikle inşa ediyor, dünyaya onların gözünden bakarak, aksayan yanları tamir için okura çağrı yapıyor.

Cemil Kavukçu günümüzün önemli ve üretken yazarlarından. Hemen her yıl ondan bir kitap bekler olduk. Tasmalı Güvercin (Can) de bunlardan biri. Kavukçu, hayata dönüştürülebilir bir hikâye olarak bakıyor. O, “İnsan her an bir hikâyenin içinden geçiyor.” diyerek de bunu tescilliyor. Tasmalı Güvercin, kasaba hayatlarıyla, doğayla, insan ilişkileriyle iç içe geçmiş bir kitap. Hele ki Madalyon adlı hikâye hepsinden beslenerek gelmiş, girmiş kitaba.

Faruk Duman da hikâyecilikteki sözünü inşa ettiği binaya sağlam bir taş koyarak kavi hâle getirdi. Sencer ile Yusufçuk. Kitap ilk çıktığında burada söz konusu etmiştik. Halk hikâyeleri ve çocukluğundan bir mirası devralan Duman, geleneksel kültürün izlerini modern dünyanın aynasında yeniden adlandırma cesaretini göstermiş bu kitabıyla.

İlk kitabının ardından üç yıl sonra Bir Kitap Bir Balta’yı (İz) yayımlayan genç bir hikâyeci olan Ömer Faruk Dönmez’den söz açmanın vakti geldi sanıyoruz. Kafka, Oğuz Atay, Dostoyevski benzetmeleriyle edebiyat eleştirmenlerinin söz açtığı Dönmez, insanın bu dünyada ne aradığını, ilginç kurguları ve karakterleriyle kitabında anlatıyor. Kahraman bazen bir sinek, bazen de ölüm meleği olabiliyor onda. Baştan ayağa modernizm eleştirisinin hâkim olduğu hikâyelere imza atan yazar, muhafazakârların dönüşümünü de ironik, kızgın bir dille anlatıyor. Edebiyatın tabularına sırtını dönerek “savruk” bir dille yazan Dönmez, esas olanın insana kendisiyle baş başa kalabilecek ve kendisini sorgulayabilecek gücün verilmesi olduğunu söylüyor.

İmdat Avşar Çiğdemleri Solan Bozkır’da (Ötüken) günümüz hikâyesinin terkettiği bir dünyadan okura sesleniyor. Avşar, hayat tecrübesinden yola çıkarak Anadolu insanını adetleri, duyguları, şiveleriyle anlatarak adeta yeniden edebiyatımıza davet ediyor. Bozkır, yazarın gözünde dünyanın rengi oluyor. Yazdığı hikâyeleri okurken, Avşar’ın zaptedemediği kaleminin bozkırdan ötelere kaçamayacağını da anlıyorsunuz.

Birnokta Kitaplığı son birkaç yıl içinde Bir Nokta dergisinde ürünlerini yayımlayan isimlerin eserlerini basmaya başladı. Hikâyeci Aliye Akan da bunlardan biri. İkinci hikâye kitabı olan Birimiz Ölene Kadar bu yıl içinde çıktı. Akan, yaşadığı hayatın küçük karelerini koca bir perdeye yayma maharetini gösterebilmiş. Belki de sinemanın atmosferiyle hikâyesini birlikte koşturduğu içindir bu. Her şeye rağmen temiz, pürüzlerden arınmış bir dille yeni hikâyeler yazabiliyor Akan. Hikâyeciliğimizden kovulan ayrıntılara da sahip çıkıyor.

Cem Selcen de Öğle Paydosu’nu (Sel) yayımladı. Aşkın merkezde olduğu ilişkileri söz konusu eden yazar, hayal kırıklıkları, ani üzüntüler, beklenmedik mutluluklarla aşkı ve cinselliği anlatıyor.

Mizah yazarı Atilla Atalay, Kalbin Böcüü’yle (İletişim) 2009’un en eğlenceli, en zekice yazılmış öykü kitabına imza attı. Emrah Serbes de Erken Kaybedenler (İletişim) de taşralı, kentli ergenlerin gözünden yılın en çok konuşulan hikâye kitabına imza attı. Filistinli ve İsrailli iki yazarın birlikte yazdıkları Gazze Blues (Siren) adlı kitap Filistin meselesine basından, siyasilerden duyduğumuzdan çok farklı bakabilmeyi başarıyor. 2009 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan Murat Özyaşar da Ayna Çarpması’nda (Doğan Kitap) öykü evrenimizi hareketlendirecek öykülere yer veriyor. Everest 2009’da hikâye raflarını her ay birkaç kitapla doldurdu. Nalan Barbarosoğlu, Feyza Hepçilingirler, Ekrem Dumanlı ve Aslı Erdoğan bunlar arasında.

Bu yıl başta YKY olmak üzere bazı yayınevleri ustaların eserlerine özel ve toplu baskılar hazırladılar. Onat Kutlar’ın İshak’ı, Tarık Dursun K.’nın ve Kamuran Şipal’in toplu hikâyeleri basıldı. Osman Şahin’in de Bütün Öyküleri’nin (Can) 3. cildi çıktı. Bu yıl hikâyemiz adına önemli olan bir olay da şair Metin Eloğlu’nun hikâyelerinin yayımlanmasıydı; İstanbullu (YKY). Elli kuşağının önemli hikâyecilerinden Ferit Edgü, Demir Özlü ve Orhan Duru’nun kitapları da “Elli Kuşağının İlk Kitapları 50 Yaşında” hatırlatmasıyla Sel’den çıktı. Bu kuşağın bir diğer yazarı olan Adnan Binyazar da Şah Mehmet (Can) adıyla ikinci öykü kitabını yayımladı.

Öykü dergilerine gelince... Tür dergiciliği ülkemizde sadece şiirde kendisini gösterebiliyor. Öyküde her yıl bir derginin kapandığını duyuyoruz. Kül Öykü de bu yıl aramızdan çekildi. Hece Öykü ise yıl boyunca önemli sayılar çıkardı. Kitap eleştiri dergiciliğinde bir marka olan Virgül’ün kapanması ise kuşkusuz edebiyat ortamımızda bir boşluğu yarattı. Bu alanda Ayraç’ın yayın hayatına başlaması sevindiriciydi. Virgül’ün kapanması Ayraç’ın sorumluluğunu artırdı.

Diğer hikâye kitaplarından seçmeler

Kadri Öztopçu, Kuş Oltası, Can-Şükran Farımaz, Aşk Bu, Can-Yekta Kopan, Bir de Baktım Yoksun, Can-Ahmet Naim, Ateşnefes, (Haz. Hürriyet Yaşar) Can-Belma Aksun, Keşke, Ötüken-Hasan Ali Toptaş, Ölü Zaman Gezginleri, (Tekrar Baskı) İletişim-Bedran Yoldaş, Renklerin Aristokrat Baskısı, Bir Nokta Kitaplığı-İbrahim Yarış, Mario Neden Vuruldu?, Bir Nokta Kitaplığı-Yavuz Ekinci, Meyaser’in Uçuşu, (Tekrar Baskı), Doğan-Ahmet Tulgar, Birbirimize, Everest-Müge İplikçi, Kısa Ömürlü Açelyalar, Everest-Ali Teoman, Horasan Elyazması, Sel-Aşkın “L” Hali, (Yay. Haz. Burcu Ersoy), Sel-Durali Yılmaz, Tutunma, Kapı-Gürsel Korat, Gölgenin Canı, İletişim-Halil Genç, Heranuş, Notos Kitap-Murathan Mungan, Eldivenler Hikâyeler, Metis-Osman Nemci Gürmen, Saint-Michel’in Develeri, Kanat-Kemal Sayar, Otoyol Uykusu, Timaş-Muhsin Macit, Filmin Ağlanacak Yeri, Timaş-Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Sur ve Gölge, İş Kültür-Burak Evren, Rüyalarımın Kızı, Varlık

 

Facebook Twitter



Tarih:9 Ocak 2010 Cumartesi

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

DİĞER KİTAP HABERLERİ

YAZARLAR

SICAK HABER