ANA SAYFA - 23 Nisan 2014 Çarşamba

Star yazarları hain saldırıyı değerlendirdi


Stargazete.com / Özel

Saldırının Kürt sorununun çözümüne yönelik olumlu girişimlerin olduğu bir döneme denk gelmesi dikkat çekti. Kürt sorununun çözümüne yönelik olarak Kürtçe’nin seçmeli ders olmasıyla ilgili Başbakan Erdoğan’ın grup toplantısında yaptığı açıklamalar, Leyla Zana’nın ‘Bu sorunu çözerse Başbakan çözer’ ifadesi ve CHP’nin son dönemdeki uzlaşmacı tavrı sonrasında bu saldırının yaşanması kafalarda soru işareti yarattı.

Star Gazetesi yazarları yaşanan gelişmelerle ilgili şunları söyledi:

ZAMANLAMASI BİZE SİLVAN’I ANLATIYOR

Mehmet Ocaktan

“Biliyoruz ki terör örgütü uluslar arası ölüm tacirlerinin aslında bir anlamda taşeronu konumunda. Ve terör örgütünün artık Kürt sorunuyla ilgili olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Yani Kürt sorunu açısından PKK başlı başına bir sorun. PKK terör örgütünü önlemeden Kürt sorunun çözmek neredeyse imkansız hale geldi.”

“Türkiye 2005’deki Başbakan’ın Diyarbakır’daki konuşmasından bu yana Kürt sorunu konusunda önemli mesafeler aldı ve en son da Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okullara konulmasıyla birlikte, aslında bütün kesimlerde bir bahar havası oluştu. Dahası CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun çözüm konusundaki yöntem önerileriyle gelmesi ve bir mutabakat ortamının oluşmasıyla bu konuda mecliste güçlü bir irade ortaya çıkmış oldu. Bir anda Leyla Zana’nın Kürt sorununun çözümü konusunda Başbakan Erdoğan’a güvendiğini ve umudunu koruduğunu söylemesi Kürt siyasi aktörlerinin de bir bölümünün en azından bu işe daha barışçıl bir noktadan baktıklarını gösterdi ve çözüme yönelik bir irade ortaya koyulmuş oldu. Fakat hemen bunun arkasından böyle bir saldırının gelmesi aslında bize Silvan’ı anlatıyor. Biliyorsunuz ki Silvan’a kadar da çözüm noktasında adımlar atılmıştı ama Silvan da PKK o masayı yıktı ve yeniden terörü tırmandırdı.”

“Bu işin içinde İsrail var Suriye var. PKK bunların bir parçası olarak orada bir taşeronluk görevi üstleniyor. O yüzden Türkiye bundan sonra da çizgisini devam ettirecek. Demokratikleşme ve Güney Doğu’daki insanların hakları ve özgürlükleri konusunda çizgisinde devam edecek ama terörle mücadelesini de daha şiddetli bir şekilde sürdürecektir. Bunun başka bir anlamı ve başka bir yolu da yok zaten. Ama tabi bu bir çözüm getirmez. Belli ki bölgedeki bazı güçler bu işlerin bitmesini istemiyor. Ve Türkiye’nin ne zaman önü açılsa, Türkiye ne zaman çözüm konusunda bir umut tazelese, her an bu tür güçlü bir saldırı ile bu çözüm umudunu tahrip ediyorlar.”

ÖZELLİKLE BU SABAH OLMASI ÇOK İLGİNÇ

Yiğit Bulut

Bu saldırının zamanlaması tabi ki tesadüf değil. Çünkü ne zaman bu konuyla ilgili olumlu bir adım atılsa arkasından bu tip saldırılar geldi. Aynı bölgede daha önce de farklı saldırılar yaşandı. Tabi şunu da söylemek lazım; yeni bir olumlu ortamın doğması demek kalkıp da hemen bölücü başının eve çıkmasının tartışılması anlamına gelmiyor. O da aşırı bir uç. Dolayısıyla toplumun böyle bir konuyu hassasiyetle tartıştığı bir dönemde, özellikle Sayın Başbakan’ın Meksika’da dünya liderleriyle görüştüğü bir dönemde, hem Başbakan’ı kötü duruma düşürmek için, hem de Türk kamuoyunun moralini bozmak için, planlanmış hain bir saldırı. 8 askerimiz şehit 16 askerimiz yaralı. Dolayısıyla, bu saldırının sadece terör örgütünün inisiyatifiyle yapıldığı veya sadece terör örgütündeki üç beş kişinin bunu planladığını söylemek de mümkün değil. Bunun arkasında organize güçler olduğunu da söylemem gerekiyor. Organize ekipler tarafından düzenlenmiş ve arkasında mutlaka ülkelerin istihbarat servislerinin desteğinin olduğu bir saldırı. Özellikle bu sabah olması çok ilginç ve düşünülmesi gereken bir durum. Konu çok hassas ve ben Sayın Başbakan’ın bugüne kadar göstermiş olduğu çizginin çok önemli ve Türkiye açısından yol gösterici olduğunu düşünüyorum.

Burada bir not da gazetecilere düşmek lazım. Kendi kendilerine bazı işler icap edip, onları icra edip, sonra kamuoyuyla paylaşmasınlar. Bu durumda gerçekten toplumun hassas noktalarına fazla yükleniyorlar. Bu da toplumda ciddi sorunlar yaratıyor. İstanbul’da oturmak, konuşmak kolay ama orada şehit olan askerlerin ailelerine bir de durumu sorun. Dolayısıyla askerinden siyasetçisine, siyasetçisinden gazetecisine, gazetecisinden toplumun her kesimine kadar herkesin, toplumun çok hassas bir konusu üzerinde konuştuğunu bilmesi gerekiyor. Bu saldırıları tabi ki lanetliyoruz ama aynı zamanda saldırılar bir gerçeği ortaya koyuyor. Maalesef Türkiye çok ciddi bir düşmanla hala karşı karşıya ve bu düşman sadece dağa çıkmış üç beş kişi değil. Bunun arkasında ülkelerin gizli servisleri var, askeri istihbaratları var. Hatta orduları ve bu orduların sağladığı lojistik var. Türkiye konuyu çok dikkatli bir şekilde analiz etmeli ve ilk etapta yeni saldırıların önünü kesecek askeri strateji geliştirerek, ondan sonra bazı konular tartışılmalı. Kan durmadan hiçbir konu tartışılamaz. Dolayısıyla ilk önce kan duracak, ondan sonra konu tartışılacak.

SİLAHLARIN SÖZLERE CEVABI

Sedat Laçiner

Bu gün gerçekleşen saldırı hakkında görüşüne başvurduğumuz Star Gazetesi yazarı Sedat Laçiner, PKK’nın gerçekleştirdiği saldırıyla ilgili olarak, “Silahların sözlere cevabı” yorumunda bulundu.

Saldırıyı ‘barış girişimini sabote etme biçimi’ olarak değerlendiren Laçiner, PKK’nın Hakkari’de gerçekleştirdiği saldırıyla “Ben buradayım, silah bende, bir çözüme gidilecekse bu benden geçer” mesajı verdiğini söyledi.