ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Filozof hırsızlar da var - GÜNCEL

Filozof hırsızlar da var  

17 Temmuz 2005 Pazar, 00:00   GÜNCEL
  
Musa Ağacık teybini, ‘Çete’ filmini çeken Yılmaz Erdoğan’a uzattı

YILMAZ Erdoğan, Demet Akbağ, Salih Kalyon, Başak Köklükaya, Altan Erkekli, Tolga Çevik, Özgü Namal, Erdal Tosun, Ebru Akel, Özkan Uğur, Neslihan Yeldan, Cem Yılmaz’ın yanı sıra 72 oyuncu ve 1500 figüranın rol aldığı, basında da yer aldığı gibi, İstanbul’un bir suç şehri haline gelmesini sorgulayan ‘organize suçlar’ adlı bir film çekiyor. Dört yanımızı yasadışı ilişkilerin sardığı günümüzde, Yılmaz Erdoğan’ın bu çürümenin üzerine gitmesinin önemi açık. Bu gereksinimle senaryosunu yazıp yönettiği ve filmde ‘Oto Hırsızı Asım Noyan’ı canlandıran Yılmaz Erdoğan kardeşimin ağzına teybimi dayadım, talandan hesap sorulmasından yana bir kısım sevgili okurlar:

Demokrasi adına öncelikle merhaba sevgili Yılmaz...

Merhaba...

Baba, zorun neydi ki oto hırsızı bir böyyöğümüzü filme alıyon?

Ya bir oyuna başladık tiyatroda. Gittikçe gitti, gidilen en son nokta sinema oldu. Şimdi orada yaşlanacağız herhalde. Manyaklık işte.

Memleketimizde yaşananlardan mı etkilendin?

Vallahi denk geldi bana. En az 1.5-2 senelik bir iş. 1.5-2 sene önce gündem bu değildi. Giderek ona dönüşünce, o zaman dramatik anlamda doğru yoldayız diye düşündüm, çünkü manzara dramatik...

GERÇEK HAYAT GİBİ...

Filmdeki hırsız Asım Noyan gibi, kaba-saba olabiliyor musun?

Yahu işte kaba-saba değil adam. Yani ben mesela şimdi hırsızlık ya da suç dünyası deyince, tiplerin hepsinin böyle aşağılık olması bekleniyor. Gerçek hayat öyle değil ya..

Aralarında filozof da var yani.

Tabii, tabii gerçek hayat çok daha derin bir şey.. Öyle dışardan baktığın gibi olmuyor her şey.. Hepsi aynı ‘benin’ başından geçiyor. Ama bu adamın hayata bakışı, işte diyor ki; ‘Bir söz verdim, onu tutayım bari. Sene de bir tane tutmakta fayda var’. Adamın kimliği çok açık aslında...

BEYAZ KORKUYOR MU?

Beyazıt Öztürk’ün, Atıf Yılmaz’ın çekmeyi tasarlağı ‘çek-senet mafyası’nı irdelediği filmde, ‘ülkücülerden çekindiği için oynamadığı’ öne sürülüyor. Çektiğin filmin konusundan dolayı senin de bir çekincen var mı?

n
Yok canım, ben bir hayalciyim, kurduğum hayalden de korkmam. Benim onlarla ya da gerçek kişilerle ilgim yok. Masal anlatıcısının böyle korkuları olmaz ya.

Ya kamu bankalarından iç edilen 50 milyar dolara vurgu var mı?

n
Yok, bizim masalımız, suç kavramıyla ilgili böyle genel şeyler kapsamıyor.

İZMİR EMNİYETİ PROJESİ

Peki kapsama alanı?

n
Çalanla çaldıran arasındaki ilişkiyi tartışıyoruz aslında.

Aşk ilişkisi var mı?

n
Var tabii, aşksız olur mu?

İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün kapkaç zanlılarını pazar bitene kadar karakolda misafir etme projesine yorumun peki?

n
Ya bunun Osmanlı döneminde de uygulandığını sanıyorum. Bu biz de eski bir gelenek, hani 6. Filo ve Missouri geldiğinde de köpekleri toplayıp Hayırsız Ada’ya götürmüşlerdi. Bu uygulamanın çağdaş bir yöntem olmadığı da açık. Suçluyla suçsuzu ayırma konusunda elimizde sağlam yöntem yok. Bu film aslında bu parantezi de barındırıyor.

Hangi açıdan?

n
Yani kimin suçlu ve neden suçlu olduğu meselesini hiç konuşmuyoruz. ‘Her yer suçlu doldu’ diyoruz biz. Neden öyle olduğu konusunda çeşitli rivayetler var ama hiçbiri gerçeği açıklamıyor.

ŞENER’İN AÇIKLAMALARI

Bu filmde hırsızlığın nedenleri irdeleniyor mu?

n
Şimdi şöyle düşün; iki sene önce hırsız olmayan insanlar şimdi hırsız oldu! Yeterince açıklayıcı, bir sebebi var ki, bunlar hırsız oldular.

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in, yabancı sermayenin hazır kurumları satın alarak Türkiye’yi Arjantin’in düştüğü durumla karşı karşıya bulundurduklarına dikkat çekmesine sözün?

n
Vallahi dediği doğru. Tabii yabancı sermaye yatırım için gelmiyor, kendi çıkarı için geliyor. Kendi ülkenin çıkarını korumakta hükümetin görevi. Bu sağlanmalı.

Abdüllatif Şener’in, Alevi-Bektaşi örgütlerince dile getirilen ‘Madımak Oteli müze olsun’ çağrısına destek vermesi peki?

n
Çok olumlu buluyorum ve tebrik ediyorum. Bizim artık eski öfkeleri dostluğa dönüştürmemiz gerekir. Müze fikri çok iyi bir fikir. Ama sonra o müzeye de kimse bir şey yapmaz inşallah. Şimdi müzenin güvenliğini de sağlamak gerekir.

EINSTEIN’A MERAK SALDI

Bunca işin arasında okumaya fırsatın oluyor mu?

Yıllar önce bir alışkanlığa çevirmiştim onu, çok okuyorum tabii.

Örneğin?

n
Einstein okuyorum... Evrem bilim, fizik ve görecelik.

Einstein dedin de, ilköğretim öğrencisi Dağlar Tatlav’a , geleceğe ilişkin projelerini sordum, astronot olmak istediğini söyledi. Bu anarşist fikirleri kimden aldığını sordum, ‘Einstein’den aldım, çünkü ışıktan daha hızlı bir cismin uçamayacağını kanıtlamış’ dedi. Hazineyi soyan ‘Türk böyükleri’ hangi hıza göre hareket ediyorlar? deyince ‘Sahtekarlık hızına göre’ demesin mi?

Işıktan hızlı bir şey varsa, o da sahtekarlık hızıdır, doğrudur yani.

Son olarak bu filmin en çarpıcı esprisi nedir?

Merdivende yazıyor bak! Burada herkes akrabadır, kimse kimseyi tanımaz. Bu cümle burayı da, İstanbul’u ve Türkiye’yi de anlatıyor.


Paylaş



Tarih: 17 Temmuz 2005 Pazar, 00:00

İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR

yazı dizisi: Anayasa Paketi

MENÜ

REKLAM

['http://91.93.103.35/reklam/Ulke_468x60.swf','468','60']
['http://91.93.103.35/reklam/ajanda.swf','220','90']

SİTEDE ARA