
Hastalığını öğrendikten sonra pes etmiş Ahmet... Aylarca eve kapanmış, hatta silahı dayamış ağzına ama yaşam galip çıkmış. ‘Matruşka gibi benim hayatım, soydukça yeni bir yaşam çıkıyor içinden. Savaşmaya karar verdim ve HIV’e rağmen sapasağlam ayaktayım’ diyor. M
odern çağda engizisyon olur mu? Söz konusu HIV/AIDS ise evet! HIV pozitif insanların hayatlarını dinlediğinizde, anlıyorsunuz ki toplumsal önyargılarımız, tıpkı ortaçağın ‘veba’ anlayışı gibi, onlara normal bir yaşam şansı tanımıyor bu dünyada. Belki topluca bir yere kapatıp yakmıyoruz onları ama işlerinde, okullarında, tüm çevrelerinde, hatta şifa bulmaları gereken yer olan hastanelerde bile maruz kaldıkları ayrımcılıklar, ‘modern çağın vebalısı’ konumuna sokuyor hepsini. Oysa kaçımız biliyoruz HIV pozitif ile AIDS’in aynı şey olmadığını? Kaçımız HIV pozitif bir annenin bile sağlıklı bir bebek doğurabildiğinden haberdarız? Bir HIV pozitiflinin ilaçlarını düzenli kullandığı sürece sizden benden daha sağlıklı bir hayat sürebileceğine kaçımız inanıyoruz? Doğru korunma yöntemlerinden vazgeçmedikçe mutlu ve ‘tehlikesiz’ bir evlilik/beraberlik yaşayabileceklerinin; tokalaşmakla hatta öpüşmekle bu virüsün bulaşmayacağının, onların da bizler gibi normal birer insan olduğunun kaçımız farkındayız? İşte bu yazı dizisinde okuyacaklarınız, HIV/AIDS hakkındaki tüm yanlış bilgilerinizi ortadan kaldıracak. Önyargılarınızı yok etmek ise size kalacak. Onları ‘korumak’ için yüzlerini ve isimlerini sakladık. Yaşadıklarını ise hiçbir detayına dokunmadan tüm çıplaklığıyla sizlerle paylaştık. HIV ve AIDS aynı şey değil! H
IV’in açılımı, ‘Human Immunodeficiency Virus (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü)’ tür. AIDS ise bir hastalık değil, hastalıklar bütünüdür. HIV adlı bu virüsün insan vücuduna girmesinden sonra meydana gelebilecek en son aşamadır. Kısacası HIV nfeksiyonunun ilerlemiş, ölümcül olabilecek şekli AIDS adı ile anılır. HIV ile ilk kez karşılaşan bir kişide genellikle hiçbir belirti görülmez. Bu belirtisiz dönem, kişiye göre değişmek üzere aylar, yıllar sürebilir. Virüs, vücudu mikroplardan ve kanserlerden koruyan bağışıklık sisteminin temel elemanı olan kandaki beyaz kürelere girer ve onların önce işlevlerini kaybetmelerine, sonra da ölmelerine neden olur.
İLAÇ TEDAVİSİ KURTARIR
Bu hücrelerin azalması, vücudun bağışıklık sistemini çökertir ve ağır mikrobik hastalıklar veya kanserler otaya çıkar. Ölüm, bu hastalıklara bağlı olarak gerçekleşir. Bazı ilaçlar ile vücutta bulunan virüs miktarını azaltmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek mümkün. Doğru zamanda ilaç tedavisine başlayan HIV pozitif kişiler hiçbir zaman AIDS evresine gelmeden sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürürler. Geç HIV tanısı alan ve AIDS evresinde olan kişiler bile ilaç tedavisiyle sağlıklarına geri kavuşabilir.
Beni ölümün kollarına bıraktılar
‘Günlerce dağıtıp iyice halsizleşmiştim’ diyen Ahmet, ‘Başka bir hastaneye götürdüler. Apar topar yatırdılar. Oksijen maskeleri, eldivenler vs., olağanüstü karantina önlemleri altında tutuluyordum. 10 gün kadar yattım ve doğru dürüst bilgilendirilmeden taburcu oldum’ diyor. Asıl kabus bundan sonra başlamış. En yakın dostları, ailesi tarafından bile dışlanmış. Gerisini şöyle anlatıyor: ‘Kendimi eve kapattım. İlaçları almadım. Tek yaptığım alkole sarılmaktı. Hayatımdaki yegane canlılar pencereme gelen güvercinlerdi. Ağabeylerim maddi ihtiyaçlarımı karşılasa da kimseden manevi destek alamadım. Ölüme terk edilmiş gibiydim... Bir gün televizyonda zorluklar karşısında kenetlenen bir aileyle ilgili bir filme denk geldim. Çok kötü oldum izlerken. İntihar etmeye karar verdim ve silahımı ağzıma dayadım.Tetiğe bastığımda tutukluk yaptı. N’oluyo bozuk mu diye duvara doğrulttum ki iki el ateş aldı silah. O anda yaşamam gerektiğini, Allah’ın bana bir mesaj verdiğini ve bu durumla mücadele etmem gerektiğini anladım!’
‘E
skİden yalnızdım, şimdi hem maddi hem manevi bir ailem var; Pozitif Yaşam Derneği... Hem maddi hem manevi ailemle, maddi manevi dostlarım var. Artık kalabalık biriyim!’ Röportaj bittikten sonra, bu satırları yazılı olarak bir not şeklinde gönderiyor Ahmet bana... Ama ben, onun hikayesini yazmadan önce bu satırları en başa koymak istiyorum, çünkü herşeyi çok güzel özetliyor bu cümleler. HIV pozitif tanısı alan herkesin elinden tutmaya adanan bir dernek olan Pozitif Yaşam Derneği, ‘Ahmetler’in elinden tutabilmek üzere çıkmış yola. Şu cümlelerle özetliyorlar amaçlarını:
AYNI DÜNYAYI PAYLAŞIYORUZ
‘AslInda bizim hikayemiz 80’li yıllarda elimize HIV+ kağıdı tutuşturulduğu zaman başladı. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Kimimiz terkedildik, kimimiz kovulduk, kimimiz reddedildik, kimimiz de öldük... Biz geride kalanlar el ele verdik, çok güçlü bir halka oluşturduk ve bu halkaya Pozitif Yaşam Derneği (PYD) adını verdik. Oysa biliyor musunuz, hep beraber aynı dünyayı paylaşıyorduk’Ahmet de o dünyayı paylaşanlardan biri...
ÖLÜMCÜL VİRÜS ‘YALNIZLIK’
Ahmet K. 37 yaşında, serbest meslekle uğraşıyor, maddi durumu iyi bir ailenin çocuğu. O da pek çok HIV pozitifli gibi virüsten değil ‘yalnız bırakılmaktan’ zarar görmüş. Testi yapan doktor başta ona darbeyi vurmuş, tanısını telefonda ve üstelik de ‘AIDS olmuşsun sen!’ şeklinde söyleyerek. Sonra o kalabalık yaşamındaki ‘iyi gün dostları’ tek tek terk etmiş Ahmet’i, dürüstçe HIV pozitif olduğunu söylediği için. Dört duvar arasına kapanan ve sadece alkolün yarenlik ettiği bir hayat, bunu fırsat bilen HIV’in istila ettiği bir beden ve artık AIDS aşamasına gelip 94’den 57 kiloya düşmüşken bir anda değişen kader...
HAYATI TESADÜFEN DEĞİŞTİ
Onun en karanlık zamanları, intihar için ağzına dayadığı silahın tutukluk yapması ve tesadüfen Pozitif Yaşam Derneği’yle tanışmasıyla aydınlığa kavuşmuş. O sıralar nasıl mücadele edeceğini bilemediğini söyleyen Ahmet, yine tesadüfen TV’de bir kadın programında bu konuyu işlediklerini görünce o anda hayatının seyrinin değiştiğini anlatıyor ve şöyle sürdürüyor sözlerini: ‘Eşinden HIV bulaşan bir hanım yaşadıklarını anlatıyordu ve stüdyoda ah vah sesleri inliyordu. Canlı yayına bağlanan hekim HIV’in o kadar korkulacak bir şey olmadığını, insanların gerekli tedavilerle yaşamını sürdürebileceğini söylüyordu ki bağlantıyı kestiler. Çünkü HIV konusu ‘AIDS, veba, bulaşıcıdır korkunçtur’ şeklinde işlendiğinde daha iyi reyting yapıyor! Şansım varmış ki dernekten bahsedildi ve ben de not aldım. Ağabeyimin yardımcılarını aradım ve beni oraya götürmelerini istedim. 57 kiloya düşmüştüm ve ayakta duramıyordum. Üç kişinin kolunda derneğe geldim.’
KURTARICI MELEĞİNİ BULDU
Ahmet, o dönem dernekte gönüllü olarak enfeksiyon uzmanı Dr. Dilek Mançur’un çalıştığını söylüyor ve ekliyor: ‘Beni hayata döndüren kişi odur! Herşeyi anlattım. ‘Doktor sana telefonda bu şekilde mi söyledi sonucu, davacı bile olabilirsin Ahmet’ dedi ilk olarak. Söz verdirdi, 3 ay boyunca ilaçlarımı aksatmadan kullanacaktım ve alkolü bırakacaktım, beslenmeme dikkat edecektim. Doktor Dilek ablanın söylediği herşeyi harfi harfine yaptım bir ay geçmişti ve ben evden çıkıp bakkala gitmeye başladım. İki ay sonra evimde yemek yapıyordum, kendimi çok iyi hissediyordum ve üçüncü ay geldiğinde artık sapasağlamdım. Aylar sonra ilk kez derneğe gittim ve oradaki arkadaşlar beni tanımadılar önce. 78 kiloya çıkmıştım ve babayiğit bir şekilde karşılarında duruyordum. Artık eskisinden daha sağlıklı ve mutluyudum. En önemlisi daha güçlü hissediyorum.
‘Evet HIV’le yaşıyorum misafirimdir kendisi!’
SaĞlIĞIna kavuşan Ahmet yeniden doğuşunu şöyle özetliyor: Kısa sürede o kadar çabuk toparlandım ki derneğe gittiğimde doktorum bile tanımadı beni. Randevu saatimin geldiğini söyleyerek beni soruyordu içeridekilere. O gün öğrendim ki derneğe ilk geldiğimde yapılan testlerde vücudumdaki virüs sayısı bir milyonun üzerindeymiş, yani AIDS seviyesine gelmişim! Üç ay sonra ise 400’lere düşmüştü, yani neredeyse hiçbir şey olmamış gibi!
Ben bir aile buldum. Allah’ın lütfu bu bana. Beni hayatta tutan burası oldu. İki elim kanda olsa onlar için her şeyi yaparım. Geçenlerde 25 kişilik bir danışan grubunu evimde ağırladım mesela. Biz artık kendimizle dalga bile geçebiliyoruz. Evet vücudumda HIV taşıyorum, çok da güzel yaşıyoruz beraber. Misafirimdir kendisi! HIV tanısı alan herkes ilk şoku yaşar elbette ama sonrasında derneğe gelerek kendilerine bir yol haritası çizebilir.
ÖZLEM YURTÇU