Peşpeşe iki olay, Mehmet Ali Ağca’nın serbest kalması ve Hırant Dink’in katledilmesinin yıldönümü, zihin dünyamızdaki tuhaflıkları bir kez daha gözler önüne serdi.
Bir katil, üstelik hali hazırda yapıp ettiklerinden pişman olmak şöyle dursun, elindeki kanı kutsayan bir adam, cezaevi çıkışında sevinç gözyaşlarıyla karşılanabilir mi?
Peki, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisinde sağduyuyu temsil etmenin bedelini canıyla ödeyen Hırant Dink’in ardından inatla ‘Sonuçta bir Ermeniydi, büyütecek birşey yok’ duruşunu koruyanlara ne demeli?
Bu zihniyetle hesaplaşıyor muyuz; ne gezer. Tam aksine sorumluluğu üzerimizden atmaya yarayan hazır ‘bahane paketleri’ni piyasaya sürüyoruz.
***
Elbette devletin içinde, kurumlarda, siyasi partilerde, medyada, hatta iş ve sanat dünyasında derin ve kirli ilişkiler, ağlar, şebekeler vardır. Bunların bazıları arasında irtibatlar vardır; dolayısıyla daha büyük resme işaret eder. Bazısı daha küçük ölçektedir ve ‘büyük resim’le irtibatı dolaylıdır.
Lakin bütün bunlar bize şunu söyleme hakını verir mi?
Ağca gibileri, yahut Ogün Samast türü tetikçiler, tümüyle bu derin yapıların ürünüdür. Gezip tozdukları, havasını teneffüs ettikleri ortamlar, onları siyaseten besleyen partiler ya da zeminler masumdur...!
Buna gerçekten inanıyor muyuz?
Evet, onları kullanan birileri, kullananları kullanan birileri vardır ve bu iş zincirleme devam eder. Ama bu bir gerçeği değiştirmez. Bu adamlar ne yazık ki bu ülkenin yetiştirdiği katillerdir.
***
Mehmet Ali Ağca dersiniz akla bir siyasi parti gelir. Ogün Samast ya da Erhan Tuncel derseniz, bu sefer başka bir siyasi parti. Ancak bu partilerden gelecek açıklama aşağı yukarı aynıdır: ‘Bunların partimizle bir ilişkisi yok, olamaz.’
Dün onlara pasaport temin eden, cebine harçlık koyan, yurtdışında yardımcı olanlar, bugün ‘Onların bizimle irtibatı yok’ diyebiliyor.
Bunu kabul edebilir miyiz gerçekten?
Bu adamlar elbette hedeflerini seçerken ne yaptıklarının farkında değillerdi. Yapacakları eylemlerin hangi büyük planın parçası olduğunu bilmeleri de beklenemez. Ağca da, Samast da bazı güç merkezleri tarafından, uluslararası boyutlarda anlamı olan hesaplaşmalarda kullanılmıştır.
Ama bunları söylemek kimseyi masum kılmıyor, kılamaz. Karanlık odakların devşirdikleri bu tetikçilerin, eninde sonunda sizin bahçenizde büyüdükleri gerçeğini bir kenara atamazsınız.
Atarsanız, onları davulla zurnayla karşılayan, sloganlarla ve ağlayarak bağrına basan kalabalıkları anlayamazsınız. Ogün Samast’ı kahraman ilan eden zihniyeti, bayrakla posterleştiren çarpıklığı anlayamazsınız.
***
Bugün internet kafelerde saatlerce zaman geçiren, yaşları 16-17 civarındaki kimbilir kaç gencin, Ağcaları, Samastları kahraman olarak birbirine anlattığını biliyor muyuz?
‘Derin’ diye işin içinden sıyrıldığımız odaklar onları keşfettiğinde ve eline silahı tutuşturduğunda, yine aynı hazır ‘bahane paketleri’ni mi kullanacağız?
Biz bahçemizde gül yetiştiriyorduk, bunlar yabancı otlar mı diyeceğiz?
Sizi bilemem, ama bu ikiyüzlü tavır, bu sorumsuzluk artık canıma tak etti.
Bu katiller, bu bahçelerde, bu topraklarda, bizim toz kondurmadğımız, sözüm ona üzerine titrediğimiz zeminlerde yetişti.
Kabul, onları kullanan karanlık.
Peki onları karanlığın sesine duyarlı hale getiren kim?
Bu gerçekle yüzleşmenin vakti gelmedi mi?
KEY listesinde ismi çıkmayana müjde
İstihbarat savaşı
Tunca Toskay MHP’nin zihniyetini dışa vurdu
Çürüğe çıkarın, bitsin bu iş!
Emir Genel Merkez’den
Eşcinsellik hastalık değil günah ama zulüm yasak
Bu hatalar unutulur mu?
KEY ödemeleri başladı
Magazinel değil faydalı toplantı
Batı ‘İyi niyetle’ çocukları zehirledi