Din. Dil. Irk. Mezhep…
Bunlar gelişmiş ülkelerde neyin korkusu?
Temel hak ve özgürlüklerin…
Peki ya bizde? Siyasetin…
Neden mi?
Temel hak ve özgürlüklere saygılı bir demokratik cumhuriyet olamadığımız için.
Olsak, bu kadar sığ sularda boğulur muyuz?
* * *
2009 yılında Türk medyasının özel yayın yaparak kilitlendiği olay ne?
Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkan’ı Ahmet Türk’ün ‘21 Şubat Dünya Ana Dil Günü’ nedeniyle birkaç Kürtçe cümle söylemesi...
Bu neden böylesine medyatik, hatta toplumsal bir olay haline dönüşüyor?
Çünkü AK Parti ile DTP Güneydoğu’da amansızca yarışmakta...
DTP garip bir şekilde, AK Parti Hükümeti’nin olumlu olarak karşılanıp desteklenmesi gereken TRT-Şeş adımından huzursuz...
Bu tür açılımları daha ileri götürmek yerine, iktidarın bölgede siyasal rakibi olduğu için yıpratıcı bir yol seçiyor...
Demokratik girişimleri derli toplu, derinlemesine ve tutarlı bir hale getiremediğimiz için DTP’nin bu yöntemi de fazlasıyla yankılanıyor...
* * *
Kürtçe, TRT-Şeş’te serbest ama TRT-3’de yasak...
Çünkü Anayasa...
Çünkü Siyasi Partiler Yasası...
Bazı yorumlara göre Parlamento’da Türkçe dışında dillerin konuşulmasını yasaklamakta...
Ama gel gör ki...
Bunların hepsi 12 Eylül Rejimi’nin ürünü...
Nitekim Siyasi Partiler Kanunu, ‘Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar’ demekte...
Bu madde temel hak ve özgürlüklere yekten bıçak çekmiş durumda.
Bu tutarsızlık sürünce TRT-Şeş açılıyor ama seçimlere katılan adaylar ana dillerinde propaganda yapamıyor...
Hukuksal bir bütünlük, felsefi bir derinlik olmayınca da pratik siyasal açılımlar bir başka yerde su koyuveriyor...
Ve siyaset kurumu 29 yıldır 12 Eylül hukukunu yok edeceğine, askeri sistemi korumaya devam ediyor...
Koruyunca da din, dil, ırk, mezhep siyasetin avlanma alanı haline geliyor...
* * *
İlkeli ve tutarlı bir değişim ve dönüşüm, ancak hukukun evresel anlayışının sahiplenilmesiyle oluşur...
Bu, Türkiye için sivil ve demokratik yeni bir anayasa demek...
Ayrıca...
Siyasal Partiler Yasası’ndan Parlamento İç Tüzüğü’ne, 12 Eylül zihniyetini tamamıyla yok etmek ve onu AB standartlarında yeni bir anlayışla değiştirmek demek...
Bunu yapmadıkça normalleşemeyiz...
Normalleşemeyince, hala bugün bile en temel özgürlükler siyasal çekişmenin itiş kakış alanı olmaktan çıkamaz...
Aslında çok üzücü...
* * *
Dünkü olay...
Din...
Dil...
Irk...
Mezhep gibi gelişmiş ülkelerde temel hak ve özgürlüklerin konusu olan meselelerin bizde siyasetin oy tarlası olduğunu bir kez daha gösterdi...
Sövüp sayacağımıza...
Kızıp kavga edeceğimize...
Bu garip çarpıklığı gidermeye bakalım.
Bakalım ki toplum ve siyaset nitelik kazansın...
Hukuksal açıdan en temel haklarımız siyasetin terkisinde ırgalanıp durmasın...
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
YARSAV fişledi biz de aldık
Ülkücü paradigmanın iflası
Ben hepinizin annesiyim
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Bedri ile Fazıl
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa