ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Camlardan camların içinden - GAZETE YAZARLARI

Camlardan camların içinden  


  

Sabahın rutin taramasında... Gözüme ilişmedi adeta gözüm gidip habere yapıştı...

‘Saatler ağır ağır geçsin / Geçişi gibi bir cenazenin

Özleyeceksin ağladığın saati / Çok çabuk geçtiği için /Geçişi gibi tüm saatlerin...’ 

Guillaume Apollinaire’e bayılırım...   En favori şairlerimdendir...

Arka sayfalarda adını görünce heyecanlandım.

Meğer boşunaymış...

Çünkü...

Sel Yayıncılık ünlü Fransız Edebiyatçı Guillaume Apollinaire’nin “Les exploits d’un jeune Don Juan” adlı eserini “Genç Bir Don Juan’ın Maceraları” adıyla Türkçe yayımlamıştı.

Kitabı inceleyen ilk bilirkişi, yapıtı edebi değil müstehcen bulmuş...

AB Komisyonu Üyesi Olli Rehn, Apollinaire’in kitabının uğradığı kovuşturmadan endişe duyduklarını bildirmekteydi...

***

“Seine akıyor Mirabeau Köprüsü’nün altından

Ve şu bizim aşkımız

Olur mu durasın şimdi anımsamadan

Sevincin geldiğini ancak acının ardından

Çalsana saat insene ey gece

Günler geçiyor bense hep aynı yerde”

***

Hiç unutmam...

Paris’te Orhan Güvenen’in evinde misafirdik.

Babamla gecenin ileri bir saatlerinde Apollinaire’in şiirini yazdığı “Mirebeau Köprüsü’nde” kaç heykel var diye iddiaya giriştik.

Kalkıp gece yarısı Seine Nehri’ne yollandık...

***

“Yüz yüze duralım böyle elin elimde kalsın

Ve aksın dursun

Sonsuz bakışlar dalgalar yorgun argın

Köprüsü altından kollarımızın

Çalsana saat insene ey gece

Günler geçiyor bense hep aynı yerde

Aşklar akıp gidiyor şu akarsu gibi

Akıp gidiyor aşklar

Hayat öyle durgun öyle yavaş ki

Ve umut nasıl zorlu nasıl depdeli

Çalsana saat insene ey gece

Günler geçiyor bense hep aynı yerde

Günler geçiyor günler haftalar yaman

Ve dönmüyor geri

Ne çıkıp giden aşklar ne geçen zaman

Seine akıyor Mirabeau Köprüsü’nün altından

Çalsana saat insene ey gece

Günler geçiyor bense hep aynı yerde”

***

Apollinaire’e yasak...

Apollinaire’e yasaklama...

Doğrusu sıkıldım...

***

Neyse ki...

Çok sevdiğim bir başka şaire de rastladım.

İstanbul’a dair eserleriyle tanınan şair ve hikâyeci Ziya Osman Saba’nın doğumunun 100. yılında etkinliklerle anılacağını okudum.

***

“Beni hatırladıkça,

Arasıra gönlümü al.

Sokakta görünce, gülümse,

Yanıma yaklaş,

Az elin elimde kal.

Evine misafir geleyim,

Kahvemi sen pişir.

Taze doldurulmuş sürahiden

Bir bardak su ver

Yetişir...”

***

Ziya Osman Saba’yı yetiştiren bir ülke Guillaume Apollinaire’i nasıl yasaklar?

Anlaşılır gibi değil...

Sanırım çok zamandır şiiri ihmal ettiğimiz için...

***

“Bir dikili ağacım olaydı yeryüzünde,

Akasya, hurma, kavak.

Sığınmak için gölgesine

Bir dal, yaprak yaprak...

Kuzeyden mi, güneyden mi, bir rüzgâr,

Hem serin, hem sıcak.

Yorgun düştüğüm zaman

Terimi kurutacak.

Bir kadın, boyu bosunca,

Göz, ses, el, ayak.

Kâh giyimli karşımda,

Kâh çırılçıplak.

Sarışın, esmer, çelimsiz, tombul,

Yarın, öbür gün tek odama dolacak.

Kız mı, oğlan mı bilir miyim,

Bilir miyim kaç çocuğum olacak?

Bir ağaç gölgesi, bir rüzgâr öteden,

Allahım! Dünyadan bir karış toprak,

Kavgasız, gürültüsüz, üstünde

Mesut olunacak.”

***

Zaten şiiri unuttuğumuz için gittikçe artan bir şekilde sıkıcı olmuyor muyuz?



Paylaş



Tarih: 29 Ocak 2010 Cuma, 00:01

Yazarın Son 10 Yazısı  

Yazarın Son 10 Yazısı

• Sayın Yargıtay, ne iş? 30 Ağustos 2010 Pazartesi
• Kültür dolunayı 29 Ağustos 2010 Pazar
• Türkiye’nin egemeni kim? 25 Ağustos 2010 Çarşamba


İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR

yazı dizisi: Anayasa Paketi

MENÜ

REKLAM

['http://91.93.103.35/reklam/Ulke_468x60.swf','468','60']
['http://91.93.103.35/reklam/ajanda.swf','220','90']

SİTEDE ARA