ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Siyasetin dili - GAZETE YAZARLARI

Siyasetin dili  

RSS
Bir kişinin uygunsuz bir sözü, Başbakanın peygamberi çağrıştırdığına benzer bir ifadesi hem Meclisi birbirine kattı hem de kamuoyunda gündem oluşturdu. Tartışılan konu ne ülkenin uluslararası konumu ne de krizle ilgili ekonomik stratejilerdi.

Siyaset kişilerin davranışlarını, sözlerini eleştirmek üzerine kuruldu. Kim ne demiş, böyle şey söylenir miymiş, nasıl davranıyormuş gibi konular son derece önemli sayılıyor. 

Güncel yazılarda, bunlara ek olarak, ya magazin haberleri ya da diğer yazarlar için söylenenler en önemli yeri işgal ediyor.

Muhalefet münazara ekibi gibi. İktidarın yaptığı ve söylediği her şeyin yanlış olduğunu ispatlamaktan öte bir çabaları yok. Geçmişte kavga ederek siyaset yaptığını sananlar bugün benzer bir tavır sergileyerek manzaraya renk katıyorlar.

Demokrasinin farklılıklar üzerine kurulu olduğu ve farklı olanların benzeyen yanlarının olmaması gerektiği kabul edilince siyaset kolaylaşıyor. Karşınızdaki ne yaparsa tersini söyleyerek siyasetçi oluyorsunuz. Demokrat olmanın diğer bir göstergesi de bürokrasinin etkinliğinin hatta egemenliğinin sona erdirilmesi olunca ve bu etkinliğin göstergesinin askeri müdahale ve darbeler olduğu kabul edilince bu konuda ortaya atılan iddiaların doğruluğu bile araştırılmadan karşı konuyor ve böylece halkın iradesine saygı duyan bir demokrat oluyorsunuz. Oysa adil olmak demokrat olmak kadar hatta ondan daha önemli bir niteliktir. Yargı süreci sona ermeden kişiler hakkında oluşturulan kanaatler, eğer iddialar doğru çıkmazsa, büyük bir adaletsizliğe dönüşür.

Siyasetçinin kendi görüşlerini ve çözümlerini anlatıp kararı halka bırakması bugün izlenen yoldan çok farklıdır ve daha uygun çözümlere ulaşılmasına imkan sağlar. Mesela muhalefet sadece ekonomik nedenlerle ortaya çıkan olumsuzlukları anlatmakla yetinmeyip alternatif çözüm modelleri teklif etse, herhangi bir konuda yapılanları doğru buluyorsa bunu söylese, ülkeyi karamsarlığa sürükleyip umutsuzluk içinde kıvrandırmasa belki de bugünkünden fazla oy alır.

Dünyanın çeşitli odaklarının kendi çıkarları yönünde aldığı kararların sonucu olarak yönetildiği, bazı küçük ülke ve örgütlerin genel durumu etkilediği kabul edilirse günlük tepkilerle ülkenin yönetilebileceği sonucuna varılır. Oysa bugün gelinen yer ciddi ve güçlü odakların aldığı kararların bir sonucudur ve dünya yeniden şekillenmektedir. Türkiye bu yeni düzende önemli bir yere sahip olacaktır ve bu yer, bizde görüldüğü gibi, münazaraya benzeyen siyasete feda edilmez. Siyasetçiler bu oyunun figüranı değil aktörü, eğer gücü yeterse senaristlerinden biri olmak istiyorsa her gün izlediğimiz tartışmaları bırakıp modeller kurmaları gerekir. Olaylara bu açıdan bakıldığında karar vericilerin sadece kendi ülkelerinin çıkarlarını düşünmekle yetinmeyip dünyanın geleceğini kurguladıkları da anlaşılır. Yani bencillik halk için geçerli olabilir ama dünyayı yönetenlerin sorumluluk duygularının da olduğu görülür.



Bookmark and Share



Tarih: 9 Şubat 2010 Salı, 00:06

Yazarın Son 10 Yazısı  

Yazarın Son 10 Yazısı

• Siyasetin dili 9 Şubat 2010 Salı
• Dış düşman 7 Şubat 2010 Pazar
• İç düşman 6 Şubat 2010 Cumartesi
• Dış etkenler 2 Şubat 2010 Salı
• Çözüm önerisi yok! 31 Ocak 2010 Pazar
• Nereye gidiyoruz? 30 Ocak 2010 Cumartesi
• MİT nerede? 26 Ocak 2010 Salı
• Önce karar, sonra delil 24 Ocak 2010 Pazar
• Balyoz planı 23 Ocak 2010 Cumartesi
• Bir dönemin sonu mu? 19 Ocak 2010 Salı


İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR

SON DAKİKA

HAVA DURUMU  

İl: