ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Köylünün oyuyla liberalin oyu - GAZETE YAZARLARI

Köylünün oyuyla liberalin oyu  


  
Amerikalı siyaset bilimci Fukuyama’nın bir zamanlar çok tartışılan ‘tarihin sonu’ tezini hatırlıyor musunuz?

Liberal demokrasinin, daha doğrusu Amerikan tarzı kapitalizmin en mükemmel sosyal sistem olarak üstünlüğünün kanıtlandığı ve insanlığın bundan daha iyisini bulmasına artık imkán olmadığı iddiasına dayanıyordu bu tez. Kapitalizmin alternatifi olabilecek bir ideolojinin yaşama şansı olamayacağı için ideolojik mücadelelerin de devri kapanmıştır; dolayısıyla tarihin sonuna gelinmiştir... Yani bir anlamda ‘dünyadaki cennet’ kurulmuştur, demeye getiriyordu Japon asıllı Amerikalı.

Sovyetlerin dağıldığı günlerde kaleme alınan işbu ‘tarihin sonu’ tezi yüzünden çok yüklendiler zavallıya. O makalenin Pentagon’un talimatıyla yazıldığı mı söylenmedi, Hegel’in kemiklerini sızlattığından mı yakınılmadı...

Ama kim ne derse desin, biz Fukuyama’nın hissiyatını anlayabiliyoruz. Çünkü bizim de zihinlerinin işleyiş tarzı Fukuyama’yı çokça andıran arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımız da kendi hayat tarzlarının ‘en doğru’ ve ‘alternatifsiz’ olduğu inancını taşıyorlar. Dahası diğer hayat tarzlarının da sınırlarını belirleme hakkını kendilerinde görüyorlar.

Mesela başörtülü kadınlar nereye girebilir, nereye giremez... onlar belirliyor. Farklı bir görüş ileri sürerseniz ‘islamofaşist’ oluyorsunuz.

Son tartışmalar sırasında bunun bir başka örneğini gördük. BBP’li gençlerin Topkapı Sarayı’ndaki eylemini tasvip etmemek, yanlış bulmak, lüzumsuz görmek, taşkınlık saymak... (yani işin ‘usul’ bakımından eleştirilmesi) başka bir şey... Dindar insanların ‘dinen kutsal sayılan mekánlarda içkili eğlence düzenlenmesine’ karşı çıkmaya ‘hakkı’ olup olmadığını sorgulamak başka bir şey.

Hayır, hakkınız yok, diyorlar. Böyle bir şey yaparsanız kendi hayat tarzınızı ‘topluma’ dayatmış oluyorsunuz. Bütün hayat tarzları eşit, ama bazıları ‘daha eşit’ çünkü...

* * *

Türkiye’nin toplumsal problemlerinin kökeninde bu sağlıksız hegemonyacı yaklaşım var.

* * *

İnsanlar kendileri için seçtikleri hayat tarzını ‘en doğru’ kabul edebilirler. Nihayetinde bu konu ‘inanç özgürlüğü’nün alanına girer!

Ama bazıları kendi hayat tarzlarının ‘en uygun’, ‘en doğru’ model olduğu kabulünden hareket ederek diğerleri üzerinde tahakküm kurmaya kalkışırsa problem çıkar. Çünkü ben de kendi seçimimin doğru olduğunu düşünürüm. Ben sizin seçiminize ses çıkarmadığıma göre kendi seçimime de saygı gösterilmesini isterim.

Toplumsal barışı devam ettirmenin yolu da zaten budur.

Türkiye’de bunun tersi yapılıyor. Yıllarca devlet eliyle yapıldı üstelik. Egemenlerce ‘uygun görülen’, ‘doğruluğu onaylanan’ bir hayat tarzı var bu ülkede. Öyle ki ona uymayanlar ‘sapkın’ sayılıyor. Bu sapkınlara öncelikle acınıyor, ‘doğru yolu’ bulamadıkları için. Bunun için mümkün olduğunca terbiye edilmeye çalışılıyor ve ‘doğru yola’ davet ediliyorlar. Olmazsa sopayla hizaya getirilmeleri meşru hale geliyor.

Bunu yapanlar hem ‘cahil köylülerin oyuyla bizim oyumuz bir olabilir mi’ demeye çekindikleri için ‘dindarların hayat tarzıyla ‘çağdaş yaşam’ bir olur mu hiç’ diyorlar, hem de kendilerini ‘liberal’ diye tanıtıyorlar.

Seçkinler sınıfının ‘islamofobi’sinin beslediği bu marazi yaklaşımın adı nasıl liberalizm olabilir?

Geçmişte Kemalist elitlerin ajandasını belirleyen bu buyurgan ideolojiyi bugün liberalizm adı altında sunmak en başta liberal düşünce mirasına saygısızlık.


Paylaş



Tarih: 16 Temmuz 2009 Perşembe, 00:51

Yazarın Son 10 Yazısı  

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR

yazı dizisi: Anayasa Paketi

MENÜ

REKLAM

['http://91.93.103.35/reklam/Ulke_468x60.swf','468','60']
['http://91.93.103.35/reklam/ajanda.swf','220','90']

SİTEDE ARA