Farkında mısınız, Nuray Mert şu aralar zehir zemberek. Saldırı altında olduğunu söylüyor. Feryat figan çığlıklar atıyor ‘Yetişin dostlar!’ diye... Ortalığı ayağa kaldırmasına sebep aradım. ‘Yandaş’ dediklerinden kim Nuray Mert’e saldırmış?
Bakındım, fol yok yumurta yok...Kim ‘Kış’ demiş, o da yok. Ama eski muhafazakar çevresinden her şeye rağmen sahip çıkan çok. Yoksa bu farfara, önleyici şefkat dilenmekiçin mi?
Mert’lik bunun neresinde peki?
***
Bu Hürriyet’te var bir şey kardeşim!
‘Havasından mıdır, suyundan mıdır’ bilemiyorum ama var bir şey..
Muhafazakar ‘İmam Hatipli’den Ergenekoncu paparazzi hergele çıkartan Hürriyet, sosyalist solcu Nuray Mert’in içindeki statükocu ruhu canlandırdı!.
Nuray Mert’in ne sosyalistliği kaldı ne de solculuğu.. Hani biraz sıksa, ‘orducu sosyalist’ olacak..
Onca ‘darbesever Kemalist’ yazarla aynı köşeleri paylaştığı için mutasyon geçirmediyse, yani doğal bir ‘etkileşim’ söz konusu değilse, bu değişimin sebebi nedir?
Daha önce statükoya karşı duruşu, özgürlükçü düşüncesiyle tanıdığımız Nuray Mert çok farklı bir çizgiye gelmiş durumda.. Uzunca bir süredir köşesinde karanlık tablolar çiziyor..
Ulusalcılar gibi Nuray Mert de bu süreçten rahatsız. Onlarla aynı jargonu kullanıyor. ‘Tek parti rejimi, sivil darbe, sivil faşizm’den söz ediyor.
Vatan’a verdiği röportajda ‘aman, evdeki bulgurdan olmayalım’ diyor..
‘Evdeki bulgurdan olmayalım’ ne demek?
‘Demokratikleşmek için risk alınmaz.. İktidara, tek parti rejimine mahkum kalırız. Pirinç (demokrasi) neyimize!.. Evdeki bulgur (askeri vesayet) bize yeter’ mi demek?!..Demokrasiden hazzetmeyen ulusalcılardan, darbe dönemlerinin kapanmasından rahatsız olan Ergenekonculardan dinlediğimiz martavallar bunlar. Aynısını Nuray Mert’ten dinliyoruz şimdi.
Kemalist ideolojinin bekası için gerektiğinde demokrasiyi ilga etmeyi meşru gören, siyasetini cunta kardeşliği üzerine kuran CHP ağzı bu.. Nuray Mert’in korktuğu tek partili rejimin, fiilen tek partisi olan CHP..
Ha, şimdi gelelim sadede.. Nereden icap etti bu yazıyı yazmak?
Valla aslında benim Nuray Mert’le bir derdim yok. Ama Nuray dertli!.
‘Medyada kötü gidiş’ başlıklı yazısı bunlardan biri.
Medya baskı altındaymış. Doğru valla.. Şamil Tayyar’a verilen hapis cezası ve Ergenekon baskısıyla (!) gazetecilere açılan yaklaşık 3 bin dava ortada..
Lakin mevzuyu Ertuğrul Özkök’ün kaptanlıktan istifa etmesine bağlamış, Özkök herkesin hedefi olmuş, böyle bir yükü kaldırama
yınca istifa etmiş..Aynı yazıda; Özkök’e yapılan seviyesiz ve hakkaniyetsiz saldırıları içine sindiremediğini de ekliyor..
(Kusura bakmasın ama saldıranlardan biri de bendim. Hakkaniyetli miydi değil miydi bilemem ama seviyeyi saldırılacak kişiye göre ayarladığıma eminim!)
Derken bir bakıyoruz, bir sonraki yazısında bu sefer kendisine yapılan saldırılardan dolayı isyan ediyor Nuray Mert.
“Kim, nereden saldırdı, hangi yandaş çaktı” araştırdım hemen, fakat bulamadım..
Bunca farfaraya sebep olacak bir örnek gösterse de bilsek.
‘’Herhalde şefkat dilenmeye çıktı, bu da numarası’’ diye düşünüyor insan ister istemez.
Birileri Nuray Mert’i bitirme planı yapmış!!.. Bırakın ıslak imzayı, planın fotokopisinin gölgesini dahi göremedim.
Lakin bizim göremediğimizi Nuray Mert’in üç muhafazakar kadim dostu görmüş..
Nuray’ın ‘Faşist’ dediği AK Parti’nin MKYK üyesi Ayşe Böhürler, muhafazakar camianın prenseslerinden Nihal Bengisu Karaca ve eşi AK Parti’li belediyeci olan Sibel Eraslan kendisine kol kanat gerdi.
Daha ne yapsın muhafazarlar, faşist suçlamasından kurtulmak için.
Hep bir
ağızdan ‘Nuray’ımı yedirtmem diyorlar, ona sahip çıkıyorlar. Nuray Mert’de hepsine teşekkür ediyor.. (Kadın dayanışmasına harika bir örnek!.. Ama neden sadece muhafazakarlar?. Evdeki bulgura benzettiği ‘askeri vesayet’ ile iktifa etmeyi yeğleyen Nuray’a bir destek de örneğin ultra-ulusalcı Ruhat Mengi’den gelseydi fena mı olurdu?..)Nuray’a, Hürriyet’ten mesela, kader arkadaşı Ahmet Hakan ile Ertuğrul Özkök’den başka sahip çıkan görmedim daha.
Bu arada ben hala ‘Nuray’ı kim yemeğe çalışıyor anlayamıyorum.. Yoksa Nuray mı bizi yiyiyor diye şüpheleniyorum.. (Acaba birileri Nuray’a saldırdı da, sonra ‘Kozmik’ odaya mı saklandı acaba!..)
Ve sonunda karar veriyorum. ‘Nuray’ın feryadı boşa çıkmasın!..’ diyorum ve işte bu yazıyı ‘yandaş medya’ya sunuyorum!.
Haydi Nuray, şimdi ne kadar konuşsan haklısın !
Evet, ayrıştığımız doğru.. Ayrışıyoruz..
Ergenekon Davası, generallerin ifadeye çağrılmaları, darbecilerden hesap sorulması, demokratik açılıma kadar her şey iyiydi..
Nuray Mert de zamanında esip gürledi; ‘Darbelere hayır, özgürlük, demokrasi, sivil anayasa, işçi, emekçi, başörtüsü..vs,’
Şimdi bulgura devam diyor!.. Bir tek irtica hortluyor demediği kaldı..
Demek buraya kadarmış.. İş ciddiye binince böyle oldu.. Bu süreçte aydınların kozmik renkleri ortaya çıktı!..
Gizli statükocu, askeri vesayetçi sosyalist ve de çakma demokrat yazarımız varmış, onu da gördük..
Alın işte size örnek; ‘Nuray Mert..’
Hürriyet yazarı oldu, ‘Nuray’ı kaldı ‘Mert’lik bozuldu!!..
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
YARSAV fişledi biz de aldık
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
Ben hepinizin annesiyim
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Ülkücü paradigmanın iflası
Bedri ile Fazıl