ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Hasan... - GAZETE YAZARLARI

Hasan...  

Çok da uzun olmayan...

Bir yıldan uzun, iki yıldan kısa bir süre önce... İstanbul trafiğinin cenderesinden kurtulup sözleştiğimiz yere vardığımda, randevu saati epeyce gerilerde kalmıştı.


Türkiye Futbol Federasyonu ‘başkanvekilliği’ de yapmış olmasına rağmen, benim futbola olan uzaklığım nedeniyle Hasan Doğan diye birinin varlığından pek de haberim yoktu...

Yarım asırlık yaşamının eksenini tekstil ve spor hattına yerleştirmiş olmasından dolayı, aynı trende seyahat edip farklı cephelere bakan yolcular gibiydik...

Varoluş alanlarımız pek kesişmemişti.

***

İlk dikkatimi çeken şey...

Fıtrattan gelen rahatlığının cüsseli fiziğiyle örtüşmesi oldu... Oturmasında, kalkmasında, konuşmasında kısacası jestlerinde bu rahatlığın sükuneti vardı...

Ben ona yeni tanıştığım biri olarak bakarken, o muhtemelen bana iş adamı pratikliğinde, çözülmesi gereken bir projenin parçası olarak bakmaktaydı...

Israrlı, usul, enerjik bir biçimde benim de içinde bir aktör olarak bulunduğum projeyi hayata koyma peşindeydi...

O günlerde çok buluşmalı bir dönem yaşadık...

***

O buluşmalar sırasında...

Günlük yaşam içindeki mekán tercihlerini...

Yaşama hangi tüketim kodlarıyla yaklaştığını... Olaylara bakışını... Düşünce biçimini... Değer yargılarını... Sıkıca bağlı olduğu Kastamonulu kimliğini...

Zaman zaman hikaye ettiği kadarıyla kendi içindeki evrimini gördüm.

***

Eldeki mevcudun daha başka bir aranışa ihtiyaç duyurmayacağı bir başarı noktasındaydı...

Ama gene de varlığını, siyasetle de sıkı bir şekilde paslaşarak, boyutlandırma arzusu vardı.

Medyada... Futbolda... İş dünyasında daha da ötelere gitmek istiyordu...

***

Bir pazar sabahı... Ailelerimizle birlikte...

Boğaz kıyısında bir mekanda sabah kahvaltısında beraber olduk.

Eşini ve çocuklarını orada tanıdım...

Kimliğinin aile boyutu da tanışıklığımıza dahil olmuştu.

Halbuki... Buluşma sebebimiz, isabetli olup olmadığına kanaat getiremediğim bir kararın paylaşılmasıydı...

***

Sabah kahvaltısı ertesinde bir kaç kez odama gelişi...

Keşfettiği ama daha sonra yasaklanan ‘nikotinsiz sigarayı’ bana çocuksu bir sevinçle uzun uzun anlatması...

Sıkı bir içici olan babama da aynısından hediye etmesi... Öylesine dün gibi ki...

***

O alınan kararın uzantısında eskisi kadar görüşmez olduk...

Son rastlaşmamız Galatasaray Futbol Kulübü Başkanı Özhan Canaydın’ın da bulunduğu, benim bir yakınımı kaybetmemim ertesindeki bir taziye buluşmasıydı...

Konuşma konularının ilk sıralarındaki futbol ve federasyon süreci az zaman sonra hayatına yansıdı.

Arzuladığı gibi Futbol Federasyonu Başkanı oldu.

Ne yazık ki sadece yüz kırk üç gün sürmüş...

***

Federasyondaki başarılı icraatı... Avrupa Kupası finalleri... Attığımız her gol ertesinde... Eşiyle, tüm toplumun sevincini sembolleştiren kucaklaşmaları. Bu samimi ve uygar reflekslerinin de katkısıyla...

Toplumda isminin yaygınlaşması...

***

Önceki gece televizyon kanalları arasında Ergenekon haberleri peşinde koşarken, duyacağımı hiç bir zaman aklıma getirmediğim bir haberin sonuna rastladım...

Hasan Doğan ölmüştü...

Halbuki onun ağabeysi sayılabilirdim...

Aysel Hanım... Zeynep... Selim...

O pazar sabahki kahvaltıyı anımsadım, kaderine incindim...

***

İri yarı cüssesi... Geniş alnı...

‘Suyun öte yakasından’ hissi veren renkli gözleri... Kendi gibi sakin ses tonu...

Kabulü zor ama Hasan Doğan artık yok...

***

Hasan Doğan... Yaşamımın portreler galerisine son girenlerden biri oldu...

Ölüm haberini alınca... Bir ağabey duygusuyla derinden hayıflandım...

‘Acaba, kendi hattında devam etseydi’ yüreği gene de yorulur muydu?

***

Yaşamın nasıl bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu bir kez de bana Hasan Doğan hatırlattı...

Geç tanıdım erken kaybettik...

Ölümüne inanmak istemesem de tüm ailesine sabır, kendine de Tanrı’dan rahmet diliyorum...
Tarih: 7 Temmuz 2008 Pazartesi, 06:28

ÖNE ÇIKANLAR

star RSS KAYNAKLARI
STAR SERİ İLANLAR - İLAN VERMEK

MENÜ

REKLAM

sağlıklı yaşam seti

SON DAKİKA

SİTEDE ARA