Tan Matbaası baskınından Hrant suikastine

Tan Matbaası baskınından Hrant suikastine Ergun BABAHAN ebabahan@stargazete.com
Tan Matbaası baskınından Hrant suikastine
4 Şubat 2012 Cumartesi
Gazeteci kimliğine bürünen herkesin bir dokunulmazlık zırhı elde ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Oysa özellikle Türkiye’de yaşayanlar gazetecilerin enforme etmekten çok dezenforme odaklı çalıştığını çok yakından bilirler.

Bu ülkenin yakın tarihinde yaşanan bütün karanlık olaylar basının desteğiyle daha da karanlık hale getirilmiş ve üstünün örtülmesi sağlanmıştır.

Hrant Dink cinayetinde de medya olayı çarpıtmaya, öncelikle 3-5 okeyci çocuğun, ardından da polis teşkilatındaki bir grup polisin üzerine yıkmaya çalışmıştır.

Hrant Dink cinayetinin örgütlü yapısı üzerine kitap yazan bir gazetecinin, bu cinayetin çocukların işi olduğunu iddia eden tutuklu bir polis şefinin yakın dost olması bu bakımdan şaşırtıcı değildir.

Gazetecilik bu topraklarda askerle ve devletle iç içe geçmiş bir meslektir ve bu ilişkinin kökeni çok eskilere dayanır.

Şimdi çok hatırlanmayan bir olayı hatırlatayım:

3 Aralık 1945 günü, CHP’nin sesi olan Vatan Gazetesi’nde Hüseyin Cahit Yalçın imzasıyla, “Kalkın ey ehl-i vatan” başlıklı bir makale yayınlandı. Yalçın, “memleketini sevenleri komünistlere karşı mücadeleye” çağırıyordu. Yalçın’ın hedef gösterdiği komünistler, Tan Gazetesi’nin sahibi olan Sabiha ve Zekeriya Sertel çiftiydi.

Kampanyaya Cumhuriyet Gazetesi de destek verdi. Hrant Dink suikasti öncesinde olduğu gibi kamuoyu tahrik edilmeye çalışıldı.

4 Aralık günü CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından örgütlenen güruh, ellerinde demir çubuklar, baltalar ve kırmızı boyalar olduğu halde Tan Matbaası’na doğru yürüyüşe geçtiler. Grubun içinde Süleyman Demirel, bir dönem bakanlık da yapan Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Birgit, yine eski CHP’li bakanlardan Ali İhsan Göğüs ve Ergenekon davasında yargılanan Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi İlhan Selçuk da bulunuyordu.

Zekeriya Sertel baskını anılarında şöyle anlatır:

“4 Aralık 1945 gününün sabahı üniversiteli faşist gençler ellerinde önceden hazırladıkları baltalar, balyozlar ve kırmızı mürekkep şişeleriyle matbaaya saldırdılar. Orada bekleyen polisler olup bitene seyirci kaldılar. Görevlerini yapmaya kalkmadılar. Göstericiler, baltalarla matbaa kapısını kırıp içeri girdiler. Makinaları balyozlarla kırdılar. Binanın camlarını indirdiler. İçindeki eşyayı kırıp döktüler. Sonra ellerinde kırmızı boya şişeleriyle (Serteller nerede?) naralarıyla bizleri aramaya koyuldular. Amaçları, bizi çırılçıplak soyup üzerimize kırmızı boya dökmek ve sonra önlerine katıp sokaklarda (İşte kızıllar,) diye sergilemekti.” (Hatırladıklarım, Zekeriya Sertel, Remzi Kitabevi, 2000)

Bu baskında adı geçen isimlerin çoğunun yıllar sonra Ergenekon dava sürecinde tekrar karşımıza çıkması tesadüf değildir.

Bu devletle yapılmış bir sözleşmenin devam ettiğinin en açık göstergesidir, sözleşmenin konusu halkın demokratik haklara sahip olmasını engellemektir.

Bu baskının hesabını kimse vermediği gibi, özeleştirisini de kimse yapmamıştır.

Baskının elebaşılarından olan Orhan Birgit, Hrant Dink’in hedef gösterilmesinde başrolü oynayan grubun kurumlarında görevli ve bugün basın özgürlüğü savunuculuğu yapmaktadır.

Yabancılar bunları yutuyor da buradakiler nasıl yutuyor anlamak zor.

Dinç Bilgin gazeteci değil miydi?

Sinsi bir propaganda faaliyeti yürütülüyor.

Onlara bakarsanız, herkesin telefonu dinleniyor, peki çevrenize bir bakın, tanıdığınız kaç kişi var telefonu gerçekten dinlenen.

Bir de özgürlükçü kesildiler, düne kadar ağızlarına Kürt kelimesini almayanlar, Kürt gazetecilerin tutukluluğunu sorguluyor.

Oysa aynı insanlar, Dinç Bilgin’in malvarlığına el konulması ve hapse atılması için elinden geleni yapmıştı.

O zaman bunların hiçbiri “Deden gazeteci hapse atılır mı?” diye sormamıştı.

Çünkü o zaman ‘’Yüce Deyus’’ öyle istemişti.

Şimdi kalkıp özgürlük savunmaları samimiyetsiz ve sahte.

TESEV’in tespiti

TESEV’in Ortadoğu’da Türkiye algısı araştırması, soft power ve marka liderliği gücünün göstergesi.

Osmanlı’nın silahla girdiği coğrafyaya Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan’la, inanca saygılı ve inançla barışık demokrasisiyle, ekonomik başarısı, asker-sivil ilişkisinde açtığı yeni ufukla, dizi filmleriyle giriyor.

Kamuoyu gelişmelerden kolay etkilenir, o yüzden lider ve örnek konumu pekiştirilmek isteniyorsa, daha fazla reform yapılmalı.

Facebook Twitter



Tan Matbaası baskınından Hrant suikastine, Star Gazetesi Ergun BABAHAN

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER