İstanbul Bakırköy Akıl Hastanesi Adli Servis katibi iken, 1963 yılında kurucu üye olarak Sağlık İşkolunda sendikacılığa başladım. İl Genel kurulda Sendika Başkanlığına seçildim.
İzmir’de aynı işkolunda kurulu olan ikinci sendika ile birleşmeyi sağlamak amacıyla Sendika Genel Başkanlığından istifa ettim.
1964 yılında yapılan genel kurulda genel sekreterliğe, 1965 yılında yapılan genel kurulda ise, yeniden Genel Başkanlığa seçildim. O tarihten buyana Genel Başkanlık görevim aralıksız devam etmektedir.’
* * *
Yukarıdaki özgeçmiş parçası Sağlık-İş Sendikası’nın internet sitesinden alındı.
Kendisi de eski bir tıbbiyeli olan Şehir Zaptiyesi Hüseyin Emiroğlu sayesinde keşfettim bu kıymetli sendikayı.
Ve tabii ki küçük dilimi yuttum.
Meğer orada, bir sendika varmış uzakta. O sendikanın, koltuğunu 1965’ten beri kimseye kaptırmayan ‘ebedî’ bir başkanı varmış.
Dile kolay, tam 43 yıl, Başkan hep aynı koltukta...
1965 yılında doğanlar şimdi dede oldu. Fidel Castro bile yaş haddinden emekliye ayrıldı. Ama muhterem Başkan’ı oynat yerinden oynatabilirsen.
Benim bildiğim, sendika yönetimleri seçimle işbaşına gelir ve seçimle gider. Bu nasıl bir ‘karizma’ ki 43 yıldan beri zerrece çizilememiş? 43 yıl boyunca hiç bir seçimde hiç bir rakip devirememiş Ebedî Başkan’ı.
Sendikal başarısından dolayı herhalde.
Düşünsene, böyle bir sendika onca zamanda neler neler başarmıştır temsil ettiği sağlık çalışanları adına...
Siteye baktım, giderdim merakımı.
Örneğin, vatandaşlara sokakta Kuran dağıtmış, ilkokul öğrencilerine bayrak dağıtmış, İslámiyet üzerine ilmî görüşler açıklamış, Avrupa Birliğine karşı ‘istemezük’ diyerek sesini yükseltmiş, yabancılara toprak satışına karşı kanun değişikliği talep etmiş, Irak Millî Türkmen Cephesi’ne destek ziyareti yapmış...
Bilindiği gibi bütün bunlar Sağlık sektörünün en temel meseleleridir.
Eh, temel meselelerin hepsi hal yoluna konulduğuna göre sağlıkçılara karada ölüm yok artık.
Herhalde Başkan’ın görevde olduğu bu 43 yıllık kesintisiz süreçte sektörde çalışanların gelirleri ve yaşam kaliteleri artmış, başları göğe ermiştir.
Ya da belki haberleri bile yoktur böyle güzide bir sendikanın varlığından.
İşleri başlarından aşkındır.
‘Rütşvet davası’nın iddianaseminde...’
Yukarıdaki veciz ifade star’ın 17. sayfasında dün yayınlandı.
Hem de alt başlıkta.
Çuvaldızı kendimize batıralım tabii. Ama bilelim ki bunun gibi dikkatsizlik örnekleri neredeyse tüm gazetelerde var.
Yıl 2008, böyle şeylerin artık çoktan bitmiş olması gerekirdi.
Gazetelerden Tashih (düzeltme) servislerini kaldırdık. Masraf olmasın diye yeniden kurmak da istemiyoruz.
Ama böyle de olmuyor ki birader.
İletişim parazitleniyor.
* * *
Eskiden gazetelerin sayfaları mürettip denen kişiler tarafından harf harf dizilirdi.
O mürettipler her gün ellerinde cımbız, yüzbinlerce minicik harfi tek tek kutudan alır ve tersten okuya okuya dizerlerdi hurufat kasasına. Ama yine de bugün olduğu gibi vahim dizgi hataları olmazdı o gazetelerde.
Şimdi teknoloji aldı başını yürüdü. Quark Express’ten Freehand’e kadar neler neler var. Çek uzasın, tut dönsün. Tıkla, yazı sayfada. Bir tık daha, yazı kalıpta. Al sana istediğin kadar zaman ve işgücü fazlası, tepe tepe kullan, değil mi?
Ama öyle değil işte. Her nasılsa, gazetelerin başlıklarında bile inanılmaz dil imlá bilgi mantık hataları oluşabiliyor.
* * *
Herhalde geçiş dönemi kazaları bunlar.
Ya da ucuz etin yahnisi.
Ama gene de anlayamadığım şeyler var. Artık bilgisayar teknolojisi o kadar ilerledi ki, birkaç kuruşluk masrafla şu anda çoğumuzun kullandığı Word programındakine benzeyen bir düzeltme programı yazdırılıp gazetelerin mevcut sistemlerine yerleştirilebilir.
O zaman sayfa başındaki dikkatsiz eleman başlıkta alıntıladığım türden bir yanlış yapsa bile program onu saptar ve düzeltir. Ya da ‘yanlış var’ diye sayfa editörünü uyarır.
Hiç zor değil. Bu dediğim yazılımın basit bir uygulaması benim mütevazı web sitemde bile var.
‘Nasıl yapılabilir’ diye soracak olana daha ayrıntılı tarif vermekten kaçınmam.
Yeter ki şu gazeteleri Allah rızası için daha temiz pak çıkaralım.
Okurken ruhum yoruluyor.
Tarih: 28 Ağustos 2008 Perşembe, 06:04