Türkiye’nin en önemli yapısal sorunlarının başında gelen sivil-asker ilişkilerinin anormalliği üzerine arka arkaya iki-üç yazı yazmayı planlarken araya öyle konular giriyor ki, bunları sıcağı sıcağına ele almamak mümkün olamıyor.
Pazartesi (8 Temmuz) sabahı rahmetli Hrant Dink’in duruşması gerçekleşiyor; duruşmada, biri onsekiz yaşına yeni gelmiş bir çocuk (Ogün Samast), biri eski bir ramazan davulcusu (Yasin Hayal) ve biri de polis muhbiri üniversite öğrencisi (Erhan Tuncel) hem mahkeme heyetiyle, hem Türkiye ile, hem izleyici ve davacı tarafla dalga geçiyorlar.
Duruşma günü de ramazan davulcusu Yasin Hayal muhtemelen bir yerlere bir mesaj vermek amacıyla BBP (Büyük Birlik Partisi) lehine ilginç sloganlar atıyor.
Tüm bunlar dahi yeterince tartışılması, konuşulması gereken konular iken internet üzerinden izleyebildiğim gazetelerde ve bizim Star’da Büyük Birlik Partisi genel sekreteri Yalçın Topçu’nun inanılması olanaksız bir demecini okuyorum.
Bu demeç bakalım basında ne gibi tepkilere, yorumlara yol açacak, bendeniz de merakla izleyeceğim; BBP oy oranı açısından küçük bir siyasal parti ama özellikle Orta Anadolu’da belirli bir etkinliğe sahip ve belki de daha önemlisi azımsanmayacak bir muhafazakar kesim üzerinde düşünsel etkinliği olabilen bir parti.
BBP genel başkanı sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasal geçmişi ve belirli bir kesim üzerindeki karizması da partinin etkinliğini daha da artırabiliyor; BBP’nin genel siyasal çizgisinin AKP’nin en muhafazakar kanadı ile MHP arasında bir yerde oluşmuş olması da partinin etkinliği açısından Orta Anadolu’da önemli bir faktör.
Ama anlaşılan bu tür partilerin eski reflekslerinden sıyrılması olanaksız; bu durumdan da ağırlıklı olarak yönetici kadroların düzeyi, alışkanlıkları sorumlu olabilir.
***
Bugünkü (Salı, 8 Temmuz) star gazetesinde ‘BBP Hrant Dink cinayetiyle anılmaktan rahatsız’ başlıklı bir haberde BBP genel sekreteri Yalçın Topçu’nun şöyle bir demecini okuyoruz: ‘AKP’ye yönelik kapatma davası, Ergenekon soruşturması ve siyasi gerginliklerin çok fazla toz çıkarttığı bu günlerde, BBP’nin isminin bu dava ile anılması insafsızlık ve provokasyondur. Dink cinayetinin iplerini elinde tutan kuklacının kim ya da kimler olduğunu bu süreçte somut delilleriyle söylemek imkansızken, kar-zarar hesabı göz önüne alındığında Türkiye’nin zarara uğratıldığı aşikarken, partimizin ve düşüncelerimizin hedef gösterilmesi, şiddetle kınanmaya layık art niyetli bir hadisedir. ‘
BBP genel sekreteri Yalçın Topçu’nun demecini çok hızlı bir biçimde okursanız ilk okumada belki gözünüzden kaçabilecek korkunç bir zihniyet dünyası burada ortaya çıkıyor.
BBP haklı nedenlerden bu menfur cinayete adının karıştırılmasından rahatsız, büyük bir ihtimalle de zaten parti ile cinayet arasında organik bir ilişki yok ama bu demeç dahi aslında BBP zihniyetinin cinayetin neresinde durduğunu göstermeye yetiyor.
BBP genel sekreteri Yalçın Topçu cinayetin sonuçları üzerine bir kar-zarar analizi yapıyor ve bu dengeden cinayetin Türkiye’yi zararlı çıkardığı sonucuna varıyor; bu mantığa bendeniz pek yabancı değilim çünkü cinayet sonrası konuştuğum milliyetçi kesimden insanlardan da benzer bir mantık işitmiş idim; BBP genel sekreteri Yalçın Topçu işin insani yanını bir kenara koyuyor (koyabilir) ve bu cinayetin Türkiye’yi uluslararası platformlarda zora soktuğu için Türkiye’ye zarar verdiği sonucunuu çıkarıyor.
Ancak, demecin korkunç tarafı kar-zarar mantığının ‘kar’ bölümünde; kar-zarar dengesinden Türkiye’nin zararlı çıkması ülkenin gördüğü zararın işin karından daha fazla olması demek yani bu cinayette, zarardan düşük de olsa ülke için bir kar da yok değil.
Bendeniz üniversitelerde senelerdir kamu maliyesi derslerinde ‘fayda-maliyet analizi’ konusunu da işlediğimden, bu mantığı iyi bilenlerden biriyim diye düşünüyorum ve Hrant cinayetinin legal bir partinin genel sekreteri tarafından kar-zarar ya da fayda-maliyet mantığıyla incelenmesini korkunç buluyorum; korkunç buluyorum zira bu düşüncenin BBP genel sekreteri Yalçın Topçu ile sınırlı olmadığını biliyorum ve bu demeci okuyunca Pelitli gözümün önünde daha müşahas olarak canlanıyor.
Bir legal partinin genel sekreterinin aklına estiği gibi demeç verme lüksü yoktur; bendeniz de Yalçın Topçu’dan bu cinayetin kar kısmının ne olduğunu açıklamasını istiyorum, bekliyorum.
Tarih: 9 Temmuz 2008 Çarşamba, 03:14