ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Osmanlı İmparatorluğu’nun dönüşü! - GAZETE YAZARLARI

Osmanlı İmparatorluğu’nun dönüşü!  

AZİZNAME
  
Foreign Policy (Siyasi Politika) dergisinde Schliffer adlı yazarın kaleme aldıkları çok ilginç doğrusu.

Ali Babacan’ın, bir şubat günü Yemen’e gidişini anlatıyor. Yemen’de yüz yıllar öncesinden kalma, çamur ve tuğladan yapılma bir binanın önüne yürüyor Babacan ve binanın önüne gelince, yatağanlarını çekmiş, hazırolda bekleyen, çeşitli kabilelerin reislerini gördü. TC Dışişleri Bakanı önce şaşırdıysa da, sonradan bu karşılama biçiminin, yıllarca önce Osmanlı Valilerine yapılan bir ‘hoş geldin töreni’ olduğunu anladı. Ardından yerel danslar, davullar. Aşağı yukarı bir yüz yıldan bu yana hiç Türk böyle karşılanmamıştı Yemen’de.

Daha düne kadar, Türk Hükümetlerinden kimse Yemen’e uğramazdı bile. Sadece Yemen’e mi? Orta Doğu’daki ülkelerin hemen hemen hiçbirine. Cumhuriyetin kurluşundan bu yana, Türk hükümetleri, Doğu’yu, geri kalmışlıkla aynı bodrum katına oturturken, çağdaşlığı hep Batı’da aradılar.

Tabi, yüz yıllar boyu Osmannlı yönetiminde yaşayan Araplar da Türkiye’ye kuşku ve kaygıyla yaklaştı.

Bugün bunlar değişiyor.

Ve ‘Türk olan her şey moda olmaya başladı. Gerek Orta Doğu’da gerek Balkanlar, Türki devletler ve hatta Kafkaslarda. En basit örneği Türk dizileri rating rekorları kırıyor Arap ülkelerinde. Lübnan kaynaklı MBC uydu kanalı, salt Türk dizileri yayınlıyor ve ortalama 85 milyon kişi bu Arapça dublajlı dizileri izliyor.’

Bu arada, Londra’da yayınlanan Al Şark-ül Avsat adlı Arapça yayınlanan gazete, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Dönüşü’ başlıklı uzunca bir yazı yazdı.

Bu strateji değişimi ve dış politika uygulamasının mimarı, şimdiki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’dur hiç kuşkusuz. Davutoğlu’nun, sık sık değindiğim,

Stratejik Derinlik - Türkiye’nin Uluıslararası Konumu adlı kitabı, bu stratejinin ne olması gerektiğini açıklamıştı. ‘Türkiye, tarihsel bağlarına sırt çevirerek, siyasi ve ekonomik çıkarlarını da elinin tersiyle bir kenara itiyor!’ diye yazmıştı Davutoğlu kitabında. Sonunda stratejisi meyvelerini vermeye başladı! Türkiye’nin Suriye,İran ve Irak’la ticareti 2005-2008 yılları arasında, 7.3 milyar dolardan 14.3 milyar dolara fırladı! Daha on yıl önce neredeyse Suriye’yle savaşın eşiğine gelen Türkiye, bu gün Şam’la çok iyi ilişkiler içinde.

Düne kadar geçmişine ve Osmanlı’ya sırt çeviren Türkiye, bu gün Osmanlı mirasına sahip çıkmaya başladı. Bu, Cumhuriyeti, laikliği, Atatürk’ü inkar etmek değil koskoca bir imparatorluğun iyi yanlarını almak, benimsemek ve sahip çıkmak demek!

Rıdvan Akar’ın ‘32. gün’ ile ilgili yanıtı

‘Geçen gün Vakit ve Cumhuriyet gazetesi yazarları artasında yapılan ‘tartışma’ nedeniyle yazdığınız eleştirilerinizi dikkatle okudum,’ diye başlıyor Sayın Akar. Önce efendim, ‘tartışma’ değildi izlediğimiz. ‘Küfürleşme... Bela okuma. Ana avrada teğet geçmeydi!’

Sadece tartışma olsa zaten kimse bir şey söylemezdi.

Sonra Sayın Akar ‘bütçe kısıntıları nedeniyle, 32. Gün’ün, son dört yıldır tartışma ağırlıklı bir formatla izleyicinin karşısına çıktığını’ belirtiyor. Bakın kimsenin ‘tartışma formatına’ bir itirazı yok. Ama bela okumalara, ‘Aşağılık herif... Namussuz herif. Zaten senin de kardeşin PKK’lı!’türünden kahve ağzıyla yapılan itiş kakışa itirazı var.

Daha önce çeşitli partilerden gençlerin de programa getirildiğini, hiç bir ‘iş kazası’ çıkmadığını söylüyor Sayın Akar. Olabilir. Zaten daha önce çıksaydı bu formatı çoktan çöpe atardınız; 32. Gün’ün marka değerini korumak adına da CNN’nin uluslarası marka değerini kurda kuşa yedirmemek adına.

Bakın Sayın Akar, bundan yıllar önce, bir dönem Star ‘da sohbet programı yapan bir arkadaşımızın başına da böyle bir iş geldi. Konuğu, birden süveterini fora etti ve çıplak göğüsleriyle ortada salınmaya başladı. Rating tavana vurdu... Ama o programın ne saygınlığı kaldı ne de o sunucunun. Ve kısa bi süre sonra da program yayından kaldırıldı. Ben sadece dostca bir uyarıda bulunmak istedim. Amacım sizi kırmak ya da incitmek değildi. Yalnız ben ‘program Kanal D’de’ yayınlandı diye bi şey’ yazmadım. CNN ekranlarında bir kaç kez tekrarlandı dedim.

Birand, programı kaç dakikada bitirirdi bilmiyorum. Evet Birand gerek GS gerekse de ortak dostlarımız nedeniyle sık sık karşılaştığım ve sevdiğim bir dostumdur. Ve gene evet ona soracağım bu programla ilgili düşüncelerini; ancak sizin anında müdahele etmeniz, reklama gitmeniz hatta ekrana CNN logosunu çekip, Ümit Zileli’nin ayağa fırladığı anda programı bitirmeniz gerektiğine de inanıyorum. Ben olsam böyle yapardım o kadar. Kalın sağlıcakla.


AKP’den Latif Abi’nin partisine dava

Ak Parti Diyarbakır Bağlar İlçe Başkanı Cevdet Kara, Türkiye Partisi’nin kullandığı logonun, AK Partinin kuruluş aşamasında hazırladıkları logo olduğunu söyledi!

Bu logo bizim! Arkadaşlarla parti kurulmadan bir logo ve isim önerisinde bulunduk. Hazırladığımız logolardan biri de tutuşan Türkiye elidir. Bizim logomuz üçüncü olmuştu! En çok oyu ampul aldı! Bizim logo kullanılmadı!’

Peki logonun tescili var mı?

Notere kayıtlı mı?

Bunlar yoksa, istediğiniz kadar ‘bu logo bizim!’ deyin Cevdet Bey. Hem logolarla falan uğraşmayın lütfen. Bakın ne güzel... Sizin emeğinizi birileri çıkmış değerlendirmiş. Siz seçim sonuçlarından sonra çıkar konuşursunuz. Boş verin mahkemelere falan gidip basına malzeme olmayı! 



Paylaş



Tarih: 29 Mayıs 2009 Cuma, 00:53

Yazarın Son 10 Yazısı  

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER  

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

ÖNE ÇIKANLAR

HABERLER  

LİSTELER

ÇOK OKUNANLAR

yazı dizisi: Anayasa Paketi

MENÜ

REKLAM

['http://91.93.103.35/reklam/Ulke_468x60.swf','468','60']
['http://91.93.103.35/reklam/ajanda.swf','220','90']

SİTEDE ARA