ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Allah, Allah! - GAZETE YAZARLARI

Allah, Allah!  

Olan biteni izlediğiniz, televizyon kanalarına ve gazetelere göz attığınızda bazı şeylere şaşmamak olanaksız.

Vermemiz gereken ilk karar Türkiye’nin normal bir ülke olup olmayacağı kararı.

Ya da belki de daha doğru bir ifadeyle Türkiye’nin normal bir ülke olmasını istiyor muyuz, istemiyor muyuz?

Türkiye’nin normal bir ülke olmasından, ekonomi ve hukuk ilişkilerinin, kurumsal yapılanmaların evrensel bir tanıma gelmesinden kimler kazançlı çıkacak, kimler kaybedecek?

Bu sorulara net cevaplar üretilmedikce, ülkemizde kaos sürecektir, bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Bizlerin de senelerdir AB diye ısrarımızın altında ekonomi ve hukuk ilişkilerinin normalleşmesinden, yani evrensel tanımlara yakınlaşmasından başka kaygı zaten yok.

* * *

Gelelim son günlerde yaşanan gelişmelere.

Daha doğrusu bu gelişmeler karşısında kimi kesimlerin verdikleri tepkilere.

Kim ne derse desin, son günlerde yaşanan gelişmelere, geçtiğimiz Salı sabahı gerçekleştirilen gözaltılara damgasını vuran, meselenin bu kadar büyümesine neden olan konu diğerlerinin yanında iki emekli orgeneralin de gözaltına alınmış olması.

Gözaltında olan diğerlerinin ve dahi orgenerallerin hukuka aykırı bir süreçte yer alıp almadıkları yargı sürecinde belirlenecek.

En büyük temennimiz, bu davada da, parti kapatma davasında da, faili meçhul cinayetlerde de ve dahi başka meselelerde evrensel hukuk kriterlerinin yol gösterici olması.

Ancak, bu son meselede yani Ergenekon davasının bir aşamasında iki orgeneralin gözaltına alınmış olmasının yarattığı tepkilerin bizati kendisinde normallik dışı bazı noktalar mevcut.

Toplumun çok çeşitli kesimlerinden iki orgeneralin dava sürecine dahil edilmiş olmaları ve gözaltına alnmaları bir hayrete ve bunu izleyen tepkilere neden oldu ve oluyor.

TBMM’de büyük bir grubu olan MHP’nin Sayın Genel Başkanı sürece Sayın Cumhurbaşkanı’nın doğrudan müdahil olmasını istedi.

Benzer bir talebi, daha sofistike bir tonda, Genelkurmay eski başkanı Sayın Hilmi Özkök de dile getirdi.

Bu taleplerin yani Sayın Gül’ün sürece müdahil olması talebinin kökeninde herhalde Sayın Cumhurbaşkanı’na Anayasa’da kendisine verilmiş olan bir görev, devlet kurumlarının ahenkli işlemesinin sağlanması görevinin yattığını düşünüyorum.

Ancak, meseleyi bir adım daha ileri götürürseniz, iki emekli askerin, orgeneralin gözaltına alınmış olmasında devlet kurumlarının ahenkli işlemesine ilişkin ne gibi bir problem var, bunu anlamakta zorlanıyorum. 

* * * 

Türkiye bugüne dek neler yaşamadı ki!

Muvazzaf bir general televizyonlarda dönemin resmi, görev başındaki Başbakanına küfür etti, bir şey olmadı.

Devlet organlarının bir biçimde bir bölümünün işin içinde olduğu aşikar cinayetler işlendi, bir şey olmadı.

Devletin çok üst düzey kurum ve kişileri arasında çok kuşkulu, tedirgin edici ve daha önemlisi illegal ve meşruiyet dışı ilişkiler saptandı, bir şey olmadı.

Bu karanlık süreçlere Cumhurbaşkanı’nın anayasal statüsü doğrultusunda müdahil olması talep edilmedi.

Ne zaman ki iki orgeneral gözaltına alındı, birileri devlet kurum ve organlarının ahenkli ilişkisinin bozulduğuna hükmetti ve devreye Sayın Cumhurbaşkanı’nın girmesi istendi.

Bu talepler dahi ülkemizin normalleşme yolunda daha alacağı çok mesafe olduğunun kanıtı.

Temel hedef yurttaşların özgürlüğü, refahı ve güvenliği ise, küresel örnekler bu konuda generalleri tutuklayan ülkelerin iktidar partilerini kapatan ülkelere oranla daha fazla mesafe aldığını gösteriyor.

Normalleşme demek herkesin, ve dahi askerlerin tüm hukuk süreçlerinde eşit yurttaş olması da demek.

Cumhuriyetçilik, kemalizm adına ‘herkes eşittir, askerler daha eşittir’ diyenlere de şaşmamak elde değil; askeriyenin içinde gerçek cumhuriyetçiliği kavrayanların sayısı da artıyor, bu da sevindirici.

Gel de tepkilere ‘Allah, Allah!’ deme.


Tarih: 6 Temmuz 2008 Pazar, 04:06

ÖNE ÇIKANLAR

star RSS KAYNAKLARI
STAR SERİ İLANLAR - İLAN VERMEK

MENÜ

REKLAM

sağlıklı yaşam seti

SON DAKİKA

SİTEDE ARA